Anasayfa Fiziki Doğal Yıkımlar Artvin Seli ve Sonrası

Artvin Seli ve Sonrası

330
0
PAYLAŞ

Artvin’in Hopa ilçesinde son 50 yılın en güçlü yağışı sel yıkımına yol açtı. İlk belirlemelere göre 8 kişi yaşamını yitirdi, 1 kişi ise yitikti ancak yitik sayısı giderek artıyor. Sel nedeniyle çokça yapı çöktü, toprak kayması nedeniyle yollar ulaşıma kapandı. Kimi köylerde mahsur kalanlar var. Arama kurtarma çalışmaları için ekipler de çalışıyor.

m²’ye; Hopa’da 225, Borçka’da 161,7, Arhavi’de ise 128 kg yağış düştüğünü duyuran vali, yağışın etkisinin zaman zaman azalsa da gece boyu süreceğini belirtti.

Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı(AFAD), sel faciasının yaşandığı Artvin’e 31 kişilik uzman takım gönderildiğini duyurdu. AFAD’dan yapılan açıklamada, “Yitik 2 yurttaşımızı arama kurtarma çalışmaları aralıksız sürmektedir. Oluşan yıkımlar dolayısı ile Başbakanlık AFAD eşgüdümünde 31 kişilik AFAD arama kurtarma takımı olay yerinde görevlendirilmiştir. Samsun’dan 10 kişilik AFAD arama kurtarma takımı da Genelkurmay Başkanlığının hava aracı ile olay yerine gönderildi. Sahil Güvenlik Komutanlığına bağlı 1 adet helikopter de Samsun’dan bölgeye gönderildi. Ayrıca, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde oluşabilecek aşırı yağışlara karşı; bölgedeki tüm İl AFAD Müdürlükleri uyanıklığa(teyakkuz) geçirilmiştir.” denildi.

Hopa, Artvin, Türkiye

Öte yandan, kentin kimi bölgelerine elektrik erkesi(enerji) verilemediği, kimi yolların da kapalı olduğu ve bu yolları açmak için çalışmaların aralıksız sürdürüldüğü kaydedildi.

Karadeniz Bölgesi son yıllarda sık sık sel ve toprak kayması yıkımları yaşıyor. Örneğin 2009’da Borçka’da(Artvin) beş kişi, 2010’da Gündoğdu’da(Rize) 12 kişi sel sularına kapılarak ya da kayan toprak altında kalarak ölmüştü. Son 10 yıl süresince bölgede 100’e yakın kişinin bu biçimde öldüğü belirtiliyor. Çevreciler, bu sonuçta getirim(rant) kaygılarının, yanlış yapılaşmanın, devletin denetimlerdeki boşlamasının(ihmal) da etkili olduğu düşüncesinde.

Hopa, Artvin, Türkiye

TMMOB Çevre Mühendisleri Odasından Baran Bozoğlu, Hopa’da yoğun bir yağış olduğunu, buna karşın belli boşlamaların yaşandığının da gözardı edilmemesi gerektiğini söylüyor. Bozoğlu, Hopa’da ölümlerin en çok yaşandığı Sundura Mahallesi’ni örnek veriyor ve şöyle diyor: “Sundura, zamanında sulak alan olan bir bölge. Suyun toplandığı, yoğun yağmurun doğada emildiği bir bölge. Bu alan yapılaşmaya açılmış. Buraya yapılar yapılmış. Kuşkusuz bu durum yaşananların şiddetini de çok arttırdı.” Baran Bozoğlu, denize koşut(paralel) yapılan Karadeniz Sahil Yolu’yla derelerin denizle buluşmasının engellendiğini, yol altından geçen su kanallarının sürekli açık tutulması gerektiğini ancak bu noktalarda bakım yapılmadığını da söylüyor. İvedi bir taşkın tasarısı ve bir ivedi eylem tasarısı yapılması gerektiğini belirten Bozoğlu, sinyalizasyon düzeneği olmamasının da çok büyük eksiklik olduğunu vurguluyor.

Baran Bozoğlu’na göre, Hopa’da yaşanan yıkımda temel sorun tek başına HES’lerle ilgili değil; gerçek sorun dere yataklarındaki yapılaşma, derelerin yol kenarına örülen duvarlarla ya da taş ocaklarından gelen hafriyatın dökümüyle daraltılması…

Ancak HES’lerle ilgili sorunlar da var. Baran Bozoğlu, HES’lerle ilgili olarak yanıtlanması gereken şu soruyu yöneltiyor:”Bu denli yoğun bir yağış olduğu anda, oradaki barajlar, örneğin; Borçka Barajı ya da çevresindeki diğer HES’lerin ne denli su bırakacakları ya da ne denli su tutacaklarına ilişkin DSİ’ye bilgi geçen bir düzenek yok. Barajların kapakları açıldı mı açılmadı mı? Onu bile bilmiyoruz.”

Karadeniz Bölgesi’nin çok büyük bir risk altında olduğunu, benzer yıkımların artarak süreceğini söyleyen Bozoğlu, Yeşil Yol da dahil birçok tasarıda ÇED süreçlerinin doğru uygulanmamasının sorunların temelini oluşturduğunu savunuyor ve şöyle diyor: “Sulak alanı yapılaşmaya kim açtı? Yapı yapılmasına kim izin verdi? HES yapılması sürecinde dere yataklarını kim daralttı? Dere yataklarına hafriyatı kim attı? Bu sorulara yanıt verilmeden ülke olarak hiçbir ilerleme sağlayamayız.”

Baran Bozoğlu, küresel iklim değişikliğiyle birlikte, Birleşmiş Milletler yazanaklarında(rapor) da belirtildiği üzere Karadeniz Bölgesi’nde yoğun bir yağış düzeni değişikliği olacağına da vurgu yapıyor.

Sıcaklığın 2°C artmasıyla, 2050 yılına doğru deniz düzeyinin yükselerek Karadeniz’in yaklaşık 70 m içerilere taşınacağını söyleyen Bozoğlu, Türkiye’nin küresel iklim değişikliğine karşı ivedi hazırlanması gerektiğini savunuyor.

HES’ler, otobanlar, köprüler, tüneller, çok katlı yapılar ve daha niceleri… Uygarlığımızın kanıtı olarak gördüğümüz tüm yapıtlarımız bir doğal yıkımda yerle bir oluyor hem de yurttaşlarımızın canlarını da alarak. Yatırım yaparken, bölgeleri yapılaşmaya açarken doğayı hesaba katmamamız gerçekte bizim uygarlık düzeyimizi göstermiyor değil. Biz ne denli uygarlaştığımızı söylersek söyleyelim “Son sözü hep doğa söyler.”

Kaynak

BBC ve NTV

PAYLAŞ
Önceki makaleMavi Ay
Sonraki makaleYeni Süveyş Kanalı
1992 yılında Bursa'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Bursa'da tamamlayıp İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü'ne giriş yaptım. Okurken çektiğim Türkçe coğrafi kaynak sıkıntılarını gidermek adına Ekopangea'nın kurulmasına önayak oldum.

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz