Anasayfa Makaleler Fiziki Yer’in Biçimi ve Sonuçları

Yer’in Biçimi ve Sonuçları

325617
0
PAYLAŞ

Yeryüzü gerçekten de ilkokuldan beri usumuza kazındığı gibi “kutuplardan basık, Ekvator’dan şişkince” mi? Bu sorunun yanıtını kabaca verecek olursak: Evet öyle. Ancak Yer’in biçimsel yapısını daha ayrıntılı inceleyecek olursak durum biraz daha karmaşıklaşıyor.

Peki, Orta Çağ Avrupası’nda yaşayan herkes yeryüzünü düz bir tepsi biçiminde mi varsayıyordu yoksa bize yine yanlış bilgi mi verildi? Yer’in biçimiyle ilgili eski görüşleri bir yana atarsak bugün biliyoruz ki yeryüzü ne dümdüz bir tepsi gibi ne de tam bir küre. Ancak yine de Yer’in biçimine ilişkin düşüncelerin ve görüşlerin yaklaşık 2500 yıllık gelişimini kısaca özetleyecek olursak; Yer’in yuvarlak olduğuna ilişkin ilk düşüncelere MÖ 6. yüzyılda Pisagor’un yazıtlarında rastlıyoruz. Sonrasında ise Aristo ve Öklid’in de bundan söz ettiğini görüyoruz. Batlamyus, Kolomb‘un denize açılmasından 1300 yıl önce, Roma İlhanlığı’nın(imparatorluk) en gösterişli olduğu dönemlerde yazdığı “Coğrafya” adlı kitabında, Yer’in yuvarlak olduğunun yaygın olarak kabul edilen bir gerçek olduğunu yazmaktadır. Ayrıca dönemin en büyük kütüphanelerinden İskenderiye Kütüphanesi’nin yöneticiliğini yapan Eratosthenes de Yer’in biçiminin yuvarlak olduğunu kabul etmiş hatta Güneş ışınlarının yere düşme açılarındaki farktan yola çıkarak Yer’in çevresini gerçeğe çok yakın hesaplamıştır.

Düz Yeryüzü Kuramı’nı simgeleyen bir görsel.

Orta Çağ’ın başlarında özellikle Avrupa’daki birçok kişinin düz bir yeryüzü üzerinde yaşadığımıza inandığı doğrudur. Ancak bu, yalnızca Avrupa’nın sorunuydu. Bu dönemde İslam bilginleri, Yunanlardan aldıkları bilgileri koruyup geliştirmeleri sayesinde Yer’in yuvarlaklığına ilişkin çok kapsamlı bilgiler edindi ve Yer’in düzlüğünden söz etmiyorlardı bile. Zaten Avrupa da, Orta Çağ’ın ortalarında İslam bilimine yetişti ve geçmeyi başardı. Böylece Orta Çağ’ın sonlarına doğru artık Avrupa’da da Yer’in düzlüğüne inanan çok kimse kalmamıştı ve Yeni Çağ’da Coğrafi Keşifleri başlatan Kolomb‘un Yeni Dünya’ya doğru yola çıkarken yeryüzünün kıyısından aşağı düşmek gibi bir korkusu yoktu. Daha sonraları ise Ferdinand Macellan’ın yeryüzünün çevresini dolaştığı yolculuğu Yer’in yuvarlaklığını kesin bir biçimde kanıtlamış oldu.

Gerçekte yeryüzü, tam geometrik bir biçimde değildir. Kutuplarda çevre uzunluğu; 40.009 yarıçapı ise 6.357 km iken Ekvator’da çevre uzunluğu 40.076 yarıçapı ise 6.478 km’dir. Yeryüzünün uzaydan çekilmiş fotoğraflarına bakınca, sanki gerçekten dairesel olmaya yakın olan; elips benzeri(elipsoid), basık bir biçimi varmış gibi gözükmektedir. Ancak bunun nedeni Yer’in yalnızca uzaktan öyle görünmesidir. Yeryüzüne daha yakından baktığımızda ise yüksek dağ sıralarının oluşturduğu çıkıntılar ile derin okyanus çukurlarının oluşturduğu girintiler Yer’in biçimini bozmakta ve sonuçlarını değiştirmektedir. Yine de bu girinti ve çıkıntılar Yer’in çok büyük boyutunun yanında oldukça küçük kalırlar, Yer’in çukur alanları da suyla dolarak bu bölgeleri dümdüz gösterip bizi yanılgıya düşürür ve Yer’in biçimini elipsoid olarak görmemize neden olurlar. Yüksek dağların ve derin okyanusların oluşturduğu engebeliliği göz önünde bulundurursak Yeryüzü kendine özgü ve “geoid” adı verilen bir biçimdedir. Yer’in biçiminin tam geometrik olmaması çok net olmamakla birlikte işe yarar sonuçlar vermektedir.

Yer’in Geoid Biçiminin Sonuçları

1. 6.378 km olan Ekvator yarıçapı ve 40.076 km olan Ekvator çevresi, 6.357 km olan kutuplar yarıçapından ve 40.009 km olan Ekvator yarıçapından daha uzundur.

2. Kutup noktaları yer çekimi gücünün kaynağı olan çekirdeğe, Ekvator üzerindeki alanlara oranla 21 km daha yakın olduğundan kutuplara gidildikçe yer çekimi etkisi kabaca artmaktadır. Ayrıca derin okyanus çukurlarında da yer çekimi etkisi artma eğilimi gösterir.

Yeryüzündeki değişik noktalarda yer çekimi etkisi

3. 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde Ekvator’a 90°’lik açı ile düşen Güneş ışınlarının Yeryüzü’ne geliş açısı Ekvator’dan kutuplara gidildikçe küçülür ve bu nedene bağlı olarak yine Ekvator’dan kutuplara gidildikçe; sıcaklık, buharlaşma ve denizlerin tuzluluk oranı azalırken kalıcı kar alt, yerleşme, tarım ve orman üst sınırları da alçalır. Yine Güneş ışınlarının geliş açısına bağlı olarak cisimlerin gölge boyları uzar ve Güneş ışınları; kutuplarda yeryüzüne, Ekvator’a oranla daha eğik bir açıyla ulaşmaya çalıştığı için atmosferde daha uzun yol gitmek zorunda kalır ve Güneş ışınlarının atmosferdeki tutulma oranı artar. Bu da sıcaklığın düşmesini etkileyen bir diğer etkendir.

Güneş ışınlarının yeryüzüne geliş açısı ve atmosferde aldığı yol

4. Yeryüzü, kendi ekseni çevresinde dönerek yaptığı günlük hareketini 24 saatte tamamlar ve bir meridyen üzerindeki her nokta bu devinime aynı anda başlayıp aynı anda bitirmek durumundadır. Bu da yeryüzünün Ekvator’da daha hızlı dönmesine yol açar ve çizgisel hız kavramını ortaya çıkarır. Ekvator’da yaklaşık 1700 km/sa olan çizgisel hız kutuplara gidildikçe azalır ve kutuplarda ortadan kalkar. Yani eğer bir gün bir kutup noktasında duracak olursanız işte o anda yeryüzünün tamamı sizin çevrenizde dönüyor olacak.

5. 40.076 km’lik 0° paraleli olan Ekvator’dan başlayarak birer nokta durumundaki 90° paralelleri olan kutuplara doğru gidildikçe paralellerin boyları kısalır.

6. Ekvator çevresinde 111 km olan iki meridyen arası uzaklık meridyen yaylarının kutuplarda birleşmesi nedeniyle Ekvator’dan kutuplara gidildikçe azalır.

7. Ekvator’dan kutuplara gidildikçe gece-gündüz arasındaki süre farkı artar, Ekvator’da yıl boyu 12 saat gündüz 12 saat gece yaşanırken kutup bölgelerinde 6 ay gündüz, 6 ay gece yaşanır. Bunun nedeni yeryüzünün ekliptik düzlemi ile Ekvator arasındaki açı yani eksen eğikliğidir. Eksen eğikliği olmasaydı böyle bir süre farkından söz etmemiz de olanaklı olmayacaktı.

8. Çizgisel hızdan dolayı Ekvator’da gün batımı ve gün doğumu kutuplara oranla daha hızlı yaşanır. Yani bir başka deyişle gurup ve tan süreleri Ekvator’dan kutuplara gidildikçe uzar.

9. Yeryüzünün bir düzleme aktarılması olarak tanımlanan haritalarda bozulmalar yaşanır. Bu bozulmaların en aza indirilmesi için kullanılan çizim yöntemlerinde de durum çok değişmez. Haritanın merkezinden uzaklaşıldıkça bozulmalar mutlaka yaşanır. Örneğin; silindirik projeksiyonda Ekvator’dan kutuplara, düzlem projeksiyonda ise kutuplardan Ekvator’a gidildikçe bozulmalar artar.

Harita çizim yöntemlerinin uygulanabildiği alanlar

10. Kuzey Kutbu’yla yalnızca 44′’lık bir açı yapan Kutup Yıldızı’nın(Polaris) görünüm açısı kutuplardan Ekvator’a gidildikçe daralır ve 44′ enleminde tam ufuk çizgisinde görülmesi gerekir. Ancak yeryüzündeki engebeler görülmesine engel olur.

11. Yeryüzündeki sıcaklık dağılımına bağlı olarak Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe genel bir soğuma eğiliminde olan iklim kuşakları belirginleşir.

12. Yine yeryüzündeki sıcaklık dağılımına bağlı olarak ısıl(termik) kökenli basınç kuşakları oluşur. Ekvatoral bölgede sürekli yüksek sıcaklığa bağlı olarak ısıl(termik) alçak basınç, kutup bölgelerinde ise sürekli düşük sıcaklığa bağlı olarak ısıl(termik) yüksek basınç alanları ortaya çıkar.

13. Ekvator’dan kutuplara gidildikçe sıcaklığın düşmesine bağlı olarak canlı türleri ve nüfusları azalma eğilimi gösterir.

14. Yeryüzünün bir yarısı aydınlıkken diğer yarısı karanlıkta kalır.

15. Ferdinand Macellan’ın yapmak istediği gibi Yeryüzü’nün bir noktasından yola çıkılarak sürekli aynı yönde hareket edilirse yine başa, yola çıkılan yere dönülür.

Ferdinand Macellan’ın Dünya Turu

16. Ay tutulması sırasında yeryüzü, Güneş ile Ay’ın arasına girdiği için Ay, daire biçiminde tutulur.

Kaynakça

Evrim Ağacı

Evrim Ağacı

Turoğlu, Hüseyin, Coğrafi Bilgi Sistemleri Temel Esasları, İstanbul, Çantay Yayınevi, 2011

PAYLAŞ
Önceki makaleYer’in Günlük Hareketi ve Sonuçları
Sonraki makaleSaklıkent Kanyonu Ulusal Parkı
1992 yılında Bursa'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Bursa'da tamamlayıp İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü'ne giriş yaptım. Okurken çektiğim Türkçe coğrafi kaynak sıkıntılarını gidermek adına Ekopangea'nın kurulmasına önayak oldum.

1 YORUM

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz