Anasayfa Makaleler Beşeri Gökgöl Mağarası

Gökgöl Mağarası

572
0
PAYLAŞ

Mağaralara ilişkin ilk bilgilerin MÖ 221 yılında Çin’de oluşturulduğu ve daha sonraları yeryüzünün değişik bölgelerinde mağaralarla ilgili çalışmaların yapıldığı ve türlü kayıtların tutulduğu bilinmektedir. Ülkemizde ise, ilk arama 1869’da Yarımburgaz Mağarası’nda mağara canlıları üzerine Yer Bilimci Abdullah Bey’ce yapılmıştır. Coğrafyacı Alagöz’ün 1944 yılında ülkemiz karst bilimi üzerine yaptığı araştırmalar ve Yer Bilimci Aygen’in 1955’te başlayıp süren mağara bilimsel çalışmaları mağaracılık biliminin gelişmesine önemli katkı sağlamıştır.

2/5’i karstlaşmaya uygun karbonat ve sülfatlı kayaçlarla kaplı olan ülkemiz, karstik alanların genişliği bakımından Avrupa ülkeleri arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Bu denli geniş bir yayılımda olan bu kayalarda; yeraltı ve yerüstü sularının oluşturduğu doğal mağaraların da çok yoğun bir biçimde gelişeceği kuşkusuzdur. Bu mağaraların tümü incelenmediğinden ülkemizdeki mağara sayısına ilişkin kesin bir sayı vermek olanaklı olmamakla birlikte karstik alanlarda yapılan araştırmalara bağlı olarak ülkemizde yaklaşık 35.000-40.000 doğal mağaranın bulunabileceği öngörülmektedir.

Ülkemizdeki mağaralar kireç taşlarının yaygın olduğu Toroslar kuşağında yoğunluk kazanmakla birlikte Karadeniz Bölgesi’nin kimi bölümlerinde de bu oluşumlara rastlanmaktadır. Bölgede yapılan araştırmalar bu bölgedeki mağaraların sanılandan daha çok olduğunu göstermiştir. Özellikle Zonguldak, Sinop, Kastamonu, Gümüşhane ve Tokat illerinde turizme kazandırılmış mağaralar bulunmaktadır.

Zonguldak ilinde kireç taşı biçimlenmelerinin geniş alanlara yayılması, yörenin mağara oluşumları bakımından varsıl bir gizile iye olmasında etkilidir. Nitekim il genelinde yapılan araştırmalar sonucu çok sayıda mağara belirlenmiştir ve bunlardan on dokuzu turistik nitelik taşımaktadır. Ancak yalnızca Cehennemağzı ve Gökgöl mağaraları turizme kazandırılmıştır.

Gökgöl Mağarası 1994 yılında yer bilimsel incelemesi yapılarak yazanaklaştırılmıştır(rapor). Zonguldak İl Özel İdaresince iç düzenlemeleri yapılan mağara, 21 Haziran 2001’de turizme açılmıştır.

Mağaranın Yeri ve Ulaşım Durumu

Gökgöl Mağarası, Ankara-Zonguldak Kara Yolu’nun Zonguldak girişinde 5. km’sinde yolun sağ yanında yer alır. Mağara, yatağına derince gömülmüş Erçek Deresi’nin doğu yamacında gelişmiştir. Ana yol kıyısında olduğundan mağaraya ulaşım oldukça kolaydır. Deniz düzeyinden yüksekliği 82 m’dir.

Gökgöl Mağarası ve çevresinin konum haritası.

Doğal Çevre Özellikleri

Gökgöl Mağarası ve çevresi, Zonguldak Karboniferi’ni oluşturan Alacaağzı biçimlenmesi ile Alt Karbonifer yaşlı Yılanlı biçimlenmesinin kontağına yakın bir yerde, Alt Karbonifer kireç taşları içinde oluşmuştur. Kil taşı, silt taşı ve kum taşı sıralanmasından oluşan Alacaağzı biçimlenmesi geçirimsiz bir birimdir. Karstlaşma ve mağara gelişimine uygun olan Alt Karbonifer kireç taşlarının tabanı marnlı ve tebeşirli olup, üst bölüme doğru dolomit oranı artmakta ve en üstte ise kalsiyum karbonat egemen duruma geçmektedir.

Gökgöl Mağarası ve yakın çevresinin yer bilimsel haritası.

Mağara çevresi akarsularca derince yarılmış Pliyosen yaşlı aşınım yüzeylerinden oluşmuştur. Bu aşınım yüzeyleri, deniz kıyısında 20-30 m’lerden başlayarak, mağara çevresinde 500 m’ye dek çıkmaktadır. Mağara da bu kabartma düzeninin bir parçası olup, Pliyosen sonrasında Erçek Deresi’nin yatağına gömülmesi sonucu kesilerek yüzeye çıkmıştır. Mağaranın belirgin hatlarla birbirinden ayrılan dört katmandan oluşması, bölgenin dört değişik yerbiçim bilimsel(jeomorfolojik) gelişim döneminden geçtiğini göstermektedir.

Mağara ve çevresinde iklim, bitki örtüsü ve topografyanın etkisiyle oluşmuş podzolümsü topraklar ile kahverengi orman toprakları yer alır. Kireçli ana gereç üzerinde oluşan podzolümsü toprakların ana maddesi gre, kum taşı ve kumlu-killi şistlerdir.

Mağaranın Oluşumu

Gökgöl Mağarası’nın oluşumunda kireç taşlarının karbondioksitli sularca eritilmesinin yanında, doğu-batı yönlü bir kırık da etkili olmuştur. Bu kırık çoğu yerde kireç taşlarını dikine kesmektedir. Mağara bazen kırık doğrultusunda, bazen de katmanın uzanışına uygun olarak gelişme göstermiştir. Bakışımsız(asimetrik) ve dar, enine profillerin bulunduğu bölümlerde gelişim katman dalımı yönünde olmasına karşın, yüksek tavanlı ve düz galeriler kırığa bağlı olarak gelişme göstermiştir. Bazen de ikincil kırıklar veya belirgin çatlak düzenleri, keskin dönüşler ile yan kolların oluşumuna ortam hazırlamışlardır.

Mağara, oluşumu bakımından çok dönemli gelişimi karakterize eden dört belirgin düzeyden oluşmaktadır. Bunlardan girişteki büyük salonun hemen üzerinde ve girişe göre yaklaşık 43 m yükseklikte olan birinci kat ile güney galerisi üzerinde 17 m’de olan ikinci kat taşıllaşmıştır(fosilleşme). Mağaranın giriş ve damlataş salonları ile yer altı deresinin aktığı bölümleri üçüncü katı oluşturur. Ana galeride akan yer altı deresinin çıkışa gelmeden birdenbire döndüğü etkin galeri ile mağaradaki su düzeyinin yüksek olduğu dönemlerde giriş ağzı çok görülmeyen, kuzeye dönen etkin küçük kol ise mağaranın dördüncü katını oluşturmaktadır.

Mağaranın Biçimi ve Mağara Çökelleri

Toplam uzunluğu 3.350 m olan Gökgöl Mağarası, Tersiyer Dönemi’ne ilişkin kayaç katmanlarının çökeldiği dönemden beri(yaklaşık 7.000.000–2.500.000 yıl) oluşumu süren yatay olarak gelişmiş etkin-yarı etkin bir mağaradır. Mağara, doğu-batı veya doğu güneydoğu-batı güneybatı yönünde gelişme göstermiş olup, ana galeri dışında iki büyük yan koldan oluşmaktadır. Bu kollardan biri kuzeye diğeri güneye doğru uzanmaktadır. İkisi gelişimini bitirmiş biri etkin üç ağzı olan mağaranın en yeni ağzı Erçek Deresi kıyısında yer almaktadır. Ancak su bilimsel olarak etkin olan bu ağız, çok dar ve sulu olduğundan insanlar buradan giremez. Bu nedenle mağaraya daha üstte yer alan taşıl ağızdan girilmektedir. Ağız bölümü beşeri müdahalelerle biçimlendirilmiştir.

Gökgöl Mağarası’nın taslağı.

Girişe göre son noktası 10 m yükseklikte yer alan ana galeri dar ve sulu bir sifonla sona erer. Ana galeri ile kuzey ve güneye ayrılan kolların birleştiği yerde büyük çöküntü salonu yer almaktadır. Ana galerinin mağaranın giriş bölümü ile büyük çöküntü salonu arasındaki bölümü yaklaşık 2-15 m genişliğinde ve 1-18 m yüksekliğindedir. Buna karşılık büyük çöküntü salonundan sonraki bölümünün genişliği 1-5 m, tavan yüksekliği ise 0.5-8 m arasında değişmektedir. Ana galeriden güneye ayrılan kol kuzey kola göre daha eski olup, ana galerinin büyük çöküntü salonuna dek olan kimi bölümleri taşıllaşmıştır. Etkin ana galeri ile büyük çöküntü salonu arasında yer alan ve bir yay biçiminde kuzeye açılan kol ise güney kola göre daha dardır. Ana galeride yer altı suyunun çıkışa varmadan güneye yöneldiği küçük kol mağaranın girişine göre yaklaşık 11 m aşağıda yer almaktadır. Buradan çıkan yer altı suları Erçek Deresi’ne karışmaktadır.

Ana galeri, büyük çöküntü salonu sarkıt, dikit, sütun, perde ve damlataşı birikimi yönünden varsıl bir görüntü sunmaktadır. Ana galerinin büyük çöküntü salonundan sonraki bölümü ile kuzey kolun olduğu etkin ve yarı etkin bölümlerde ise yalnızca duvar damlataşları ve sarkıtlar ile yeraltı deresinin oluşturduğu aşınım ve birikim biçimleri yer almaktadır.

Oluşumu bakımından çok süreçli bir nitelik gösteren Gökgöl Mağarası su bilimsel olarak da üç değişik katmandan oluşmaktadır. Mağaranın ilk gelişim dönemlerinin yapıtı olan vadoz katmanı, tavandan sızan sular dışında tümüyle kurudur. Etkin ve yarı etkin özellikteki büyük çöküntü salonundan sonraki ana galeri ile kollarda ise kurak dönemlerde bile yer altı deresinin var olduğu görülmektedir. Ana galeriye bağlanan kollarda mevsimlere bağlı olarak değişen yer altı suyu doğuya doğru uzanan etkin ve yarı etkin ana galeride bir değişiklik göstermemektedir. Mağara içerisinden gelen sular büyük çöküntü salonu önünde birleşerek yarı etkin ana galeriyi kesen bir çatlağa bağlı olarak gelişmiş etkin galeride yiter ve Erçek Deresi’ne karışırlar.

Gökgöl Mağarası içerisindeki yer altı deresinden bir görünüş.

Kaynakça

KARADENİZ, V., ÇELİKOĞLU, Ş., AKPINAR, E.,(2009). Gökgöl Mağarası Ve Turizm Potansiyeli, Turkish Studies International Periodical For The Languages, Literature And History Of Turkish Or Turkic www.turkishstudies.net, Volume 4/8, 1621 -1641.

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz