Anasayfa Makaleler Beşeri Coğrafya’da Belirlenimcilik(Determinizm) Etkisi

Coğrafya’da Belirlenimcilik(Determinizm) Etkisi

210
0
PAYLAŞ

Determinizm, belirlenimcilik veya gerekimcilik evreninin işleyişinin, evrende gerçekleşen olayların türlü bilimsel yasalarla, örneğin fizik yasaları ile belirlenmiş olduğunu ve bu belirlenmiş olayların gerçekleşmelerinin zorunlu olduğunu öne süren öğretidir. Yani öğretiye göre her şey belirlenmiştir ve değişmesi olanaklı değildir. Bu kurama göre doğa bireyin davranışlarında en geniş anlamıyla sorumlu olan etkendir. Birey doğal ortamdan onun sunduğu kadar yararlanır. Öyleyse beşeri etkenler fiziki etkenlerce denetlenir ve yönlendirilirler.

Günlük yaşamda aldığımız kararlar, düşüncelerimiz, eylemlerimiz, aktöresel(ahlaki) seçimlerimiz belirlenmiş ve kesin kurallar içerisindedir. Özgür istenç(irade) yanılsamadır. Bize özgü sandığımız seçimlerimiz yalnızca bilimsel yasaların işleyişidir. Bireyin istenci nedenler zinciri ile gelişen bir durumdur ve bu durumda bireyin etkisi yoktur. Yalnızca nedenler ve sonuçlar vardır. Bu nedenden nedensellik ilkesi belirlenimciliğin ana taşıdır. Evrende bir düzen vardır ve nedenler-sonuçlar bu düzen içerisinde işler. Bu düzen çözüldüğünde nedenler ve sonuçların açıklanıp daha sonra gelişecek olayların bilgisini elde etmek olanaklı olacaktır.

Belirlenimcilikte bir toplum, fiziksel, zihinsel ve aktöresel alışkanlıklarında doğal çevrenin etkisinin doğrudan olduğu, birey davranışlarının doğal etkenlerce denetlendiğini varsayan kuramdır. Değişik iklim koşulları altında hayvanların ve bitkilerin coğrafi dağılışları ve bireylerin değişik yerlerde değişik biçimde etkilenmeleri fiziksel çevrenin egemenliği ortaya koyması coğrafya için belirlenimcilik düşüncesinin temelini oluşturur. Coğrafyada düşünce gelişmeleri kuramsal ve uygulama bölümü olmak üzere iki yönden gelişmiştir. Bunlardan kuramsal; gelişimi, dili, çok tutulması ve gözden düşmesi ile yönetimin felsefesi iken diğeri ise ortaya koymak durumunda olduğu uygulamalarıdır. Çünkü bu durum deneyimi gerektirir, düşüncenin gelişimi konusunda belirlenimciliğin sorgulanması gerektiğine parmak basmaktadır. Tanınmış belirlenimciler de Carl Ritter, Ellen Churchill Semple ve Ellsworth Huntington dahil olmak üzere bilinen varsayımlardan “Sıcak, bireyleri tembel yapar bu yüzden dönence bölgelerinin bireyleri daha tembeldir, ılıman bölgedeki basınç değişiklikleri bireyleri daha aydın ve çevik bireyler yapar.” biridir. Bu düşünce belirlenimci coğrafyacıları da etkiledi ve bunu doğrulayıcı bilimsel çalışmalar yaptılar.

İbn-i Haldun(Ebu Zeyd Abdurrahman bin Muhammed bin Haldun el Hadramî)

Benzer görüşü savunan İbn-i Haldun(1332-1406), Mukaddime yapıtında “Bireylerin fiziki ve aktöresel özellikleriyle yaşadıkları bölgelerdeki iklim koşulları arasında doğrudan bir ilgi vardır. Çok sıcak ve çok soğuk bölgelerde doğup yetişen bireylerin fizyolojik özellikleri, örneğin deri ve göz renkleri, ılıman iklimlerin egemen olduğu yörelerdeki bireylerinkinden yalnızca bu etkenler nedeniyle değişiklik gösterir. İklimdeki düzeyli değişim kendini deri renklerinde de göstermektedir. Sıcak yörelerde yaşayan bireylerde gözlenen yeğni(hafif) yaradılışlık(meşreplik), ivedilik ve zevke düşkünlük, ılıman yörelerde yaşayan bireylerin davranışlarında ortaya çıkan yeğnilik, soğuk iklimlerde yaşayan bireylerde gözlenen özen ve önleme yönelik vurgu, bireylerin kişilik özellikleriyle yaşadıkları iklim arasında bir ilişki olduğunu göstermektedir. Sıcak iklimlerde yaşayan bireyler ılıman iklimlerde yaşamaya başladıklarında sıcak iklimin özelliklerinin onlardan giderek silindiği görülmektedir.” biçiminde dile getirir.

Charles Robert Darwin

Darwin’in 1859’da “Türlerin Kökeni” adlı kitabını yayınladıktan sonra, Darwin’in görüşlerinden etkilenen coğrafyacılar “Nasıl ki organizmalar yaşamda kalabilmek için kendi çevrelerine uyum sağlamak gereksinimindelerse, aynı biçimde bireyler de içinde yaşadıkları çevre ile uyumlu bir yaşam biçimi benimsemek durumunda ya da gereksinimindedirler.” görüşünü ortaya attılar. Darwin’in Evrim Kuramı’ndan etkilenmiş ve toplumsal gelişmenin toplumların içinde bulundukları çevresel koşıllarca belirlendiği düşüncesine dayandırılmıştır. Coğrafyanın bilimsel bir dal olarak ortaya çıktığı ilk dönemlerde egemen olan bu gelenek, yeryüzünün türlü bölgelerindeki ekinlerin(kültür) “az gelişmişliğini” o toplumların doğal koşullarının “doğal” bir sonucu olarak görmüştür. Bunun sonucunda o toplumların sömürgeleştirilmesi yasallaştırılmıştır.
Eğitiminin ilk devrelerinde Darwin’in Evrim Kuramı’ndan etkilenmiş olan Friedrich Ratzel, fiziki çevrenin birey üzerindeki etkisine ilişkin düşüncelerini Antropocoğrafya adlı iki ciltlik yapıtında otaya koymuştur. Ratzel’in düşünceleri önce Avrupalı coğrafyacılar arasında yayıldı, sonra Amerika’ya taşındı ve burada coşkulu bir biçimde kabul edildi. Ratzel’den etkilenen coğrafyacıların başında Davis, Semple, Huntington gelir.

1920’lerde ABD’de de belirlenicmilik güçlü biçimde eleştirilmeye ve ikincil düşünceler ileri sürülmeye başlanmıştı. Belirlenimcilerin yeryüzüne yalnızca bir neden ve etki biçiminde baktıkları ve bireyle çevresi arasındaki ilişkiyle ilgili sorulara yanıtlarının önceden belirlenmiş ve hep aynı olduğuna işaret ediliyordu. Bu düşünce 1930’lara dek sürdü. Belirlenimcilik birçok çağdaş coğrafyacı tarafından savların çoğu arasında kuşkuculuğa yol açması, genellemelerin yanlış olması ve ekinler üzerindeki doğal çevrenin bu denli etkisi olmaması gerektiğini savunanlarca eleştirilmiştir. Bu eleştirilerin başında benzer doğal çevre koşullarının benzer beşeri olaylara yol açmadıkları görülmüştür. Örneğin Akdeniz İklim Bölgesi’nde olan Roma ve Yunan uygarlıklarının benzer iklim koşullarındaki Avustralya, Güney Afrika veya Şili’de gelişmemiş olması aynı iklim koşullarının aynı sonuçları doğurmadığının bir örneğidir. Bir başka konu çevrenin bireyi etkilemesiyle birlikte birey de çevreyi etkilemektedir. Bugün bireyin doğaca denetlendiği düşüncesinin karşısında bireyin seçme özgürlüğü olduğu gerçeği vurgulanmaktadır. Yani birey, doğada bulunan olanaklar arasında bir seçim yapar denmektedir.

Kaynakça
• ÜNLÜ,M.(2014).Coğrafya Öğretimi,İstanbul,Pegem Akademi Yayınları
• http://www.bilecik.edu.tr/fenedebiyat-ftp/COGRAFYA%20BOLUMU/LISANS%20PROGRAMI/GUZ%20DONEMI/Cografya%20Ilkeleri/08-Ýnsan-çevre.ppt
• 2012 Ortaöğretim Felsefe. Ankara: Pasifik Yayınları. 2012. ss. 112,113. ISBN T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Sertifika No: 21985.

PAYLAŞ
Önceki makaleTarihi Coğrafya
Sonraki makaleUlaşım Tarihi(1)

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz