Anasayfa Makaleler Fiziki Çolpan(Venüs)

Çolpan(Venüs)

486
0
PAYLAŞ

Çolpan, Güneş Düzeni’nde, Güneş’e uzaklık bakımından ikinci sıradaki, sıcaklık bakımından da birinci sıradaki gezegendir.

Güneş’e uzaklık bakımından ikinci sırada olmasına karşın en sıcak gezegen olmasının nedeni de atmosferinin gelen güneş ışınlarının dışarı çıkmasına izin vermemesidir. Hatta kimi kişiler eskiden yeryüzü gibi üzerinde canlıların yaşadığı yeşil bir gezegen olduğunu da söylerlerdi. Ayrıca Zühre, Venüs veya Çoban Yıldızı olarak da bilinir. Bu gezegen Venüs adını Eski Roma Tanrıçası Venüs’ten(Eski Yunan Mitolojisi’nde Afrodit) almıştır. Kendi ekseni çevresinde, Güneş Düzeni’ndeki diğer tüm gezegenlerin tersi yönünde döner. Güneş çevresindeki dönüşünü 224.7 yeryüzü gününde tamamlar.

Büyüklüğü açısından yeryüzü ile benzerlik gösterdiğinden yeryüzü ile kardeş gezegen veya yeryüzünün ikizi olarak da bilinmektedir. Gökyüzünde Güneş’e yakın konumda bulunduğundan ve yörüngesi yeryüzününkine göre Güneş’e daha yakın olduğundan yeryüzünden yalnızca Güneş doğmadan önce veya battıktan sonra görülebilir. Bu yüzden Çolpan, Akşam Yıldızı, Sabah Yıldızı veya Tan Yıldızı olarak da adlandırılır. Bir diğer adı da Çoban Yıldızı’dır. Görülebildiği dönemler, gökyüzündeki en parlak nesne olarak göze batar.

Çolpan’ın Geçmişteki Yeri

Çolpan; Ay, Güneş, Merkür, Mars, Erendiz(Jüpiter), ve Sekendiz(Satürn) ile birlikte görünür devinimlerinin(hareket) diğer yıldızlardan değişikliğiyle tanınan 7 gök cisminden biri olarak gösterilir. Bu yönüyle, eski gök bilimi için olduğunca yıldız bakıcılığı(astroloji) açısından da önem taşıyan gezegen, birçok dilde haftanın yedi gününe adını veren gök cisimlerinden biri olarak, tarih öncesinden günümüze insan kültüründe yerini korumuştur. Günümüze ulaşan en eski gök bilimsel belge olan ve MÖ 7. yüzyıla ilişkin olduğu sanılan Ammisaduqa Tableti’nde Babillilerin MÖ 1700-1400 yılları arasında yaptıkları Venüs gözlemlerinden söz edilir. Eski Mezopotamya, Orta Amerika ve Uzak Doğu ekinlerinde Çolpan’ın önemli bir yeri olmuştur. Eski Yunan’da Sabah Yıldızı olarak görüldüğünde “Phosphorus”, Akşam Yıldızı olarak görüldüğünde ise “Hesperus” olmak üzere iki ayrı ad taşımaktaydı. Pisagor aracılığıyla bu iki yıldızın gerçekte aynı gök cismi olduğunu öğrenen İlk Çağ uygarlığı, Çolpan ve Merkür‘ün Güneş çevresinde döndüğünü ileri süren Heraklitos ile ilk kez Güneş merkezli görüş ile tanıştı.

  • 1610’da İtalyan gök bilimci Galileo Galilei sıradan bir ırakgörür(teleskop) yardımı ile Çolpan’ın evreleri olduğunu gördü. Daha sonraki gözlemlerinde gezegenin evrelerindeki değişikliklere koşut olarak görünür boyutunun da değiştiğini gözleyen Galilei, bu bulguları gezegenin Güneş çevresinde döndüğünün güçlü göstergeleri olarak varsaydı.
  • 1761’de Rus gök bilimci Mihail Vasilyeviç Lomonosov, Çolpan’ın Güneş geçişi sırasında gezegenin kıyı çizgisindeki düzensizliği görerek bunun bir atmosferin varlığını gösterdiğini öne sürdü.
  • 1793’te, Alman gök bilimci Johann Hieronymus Schröter sonradan kendi adıyla anılacak ve Çolpan atmosferinin neden olduğu anlaşılacak olan “evre(faz) kayması” olayını gözledi. Bu olay, Güneş ışınları ile aydınlanan kalın ve yoğun atmosferin Çolpan’ın görünür kıyı çizgisine eklenerek, bulunduğu konumun gerektirdiğinden değişik bir evredeymiş gibi algılanmasına neden olması sonucu ortaya çıkar.
  • 1932 yılında, ABD’li araştırmacılar S. Adams ve T. Dunham kızılötesi görüntü(tayf) ölçümü ile Çolpan atmosferinin ana bileşeninin karbondioksit olduğunu öğrendiler. İzleyen yıllarda Rupert Wildt, görüntü ölçümü verilerine dayanarak atmosferin kimyasal bileşimi yanı sıra basıncına, sıcaklığına, gezegen yüzeyiyle etkileşimine ilişkin birçok öngörüde bulundu.
  • 1956’da Robert Shirley Richardson gezegenden yansıyan Güneş ışınlarının Doppler Kayması’nı ölçtüğünde, bulguların gezegenin kendi çevresinde dönüş yönünün ters olduğunu gösterdiğini saptadı.
  • 1960’larda Massachusetts Uygulayım Bilimi(Teknoloji) Enstitüsü(M.I.T.) ve Kaliforniya Uygulayım Bilimi(Teknoloji) Enstitüsü bilim kişileri mikrodalga bandında radar incelemeleri ile Çolpan’ın kendi çevresinde dönüş süresini duyarlı olarak ölçtüler. Aynı dönemde yeryüzünden yapılan radar incelemeleri ile gezegenin yüzey biçimlerine ilişkin önemli bilgiler de elde edildi.

Çolpan’ın Atmosferi

Çolpan atmosferinin yüzeydeki basıncı 90 atm’dir. Bu basınç, yeryüzündeki bir okyanusun, 1 km derinliğindeki basınçla hemen hemen aynıdır. Çolpan’ın atmosferi, daha çok karbondioksitten oluşmuştur. Burada, birkaç km kalınlığındaki türlü bulut katmanları, sülfürik asitten oluşmuştur. Bu bulutlar, gezegenin yüzeyinin tümüyle görünmesini engellemektedir. Bu yoğun atmosfer, bir sera etkisi oluşturarak, Çolpan yüzeyinin sıcaklığını, 127ºC’den 447ºC’ye çıkarmaktadır. Bu ise, kurşunu eritecek sıcaklıktır.

Bulutların tepelerinde güçlü rüzgar akımları olmasına karşın, yüzeydeki rüzgarlar saatte birkaç km’den çok değildir. Bunun nedeni, yeryüzünde iklim koşullarını dengede tutan döngülerin Venüs’te bulunmayışıdır. Güneş’e yakın olan bu komşumuzda, atmosferik süreçler hep tek yönlüdür. Yeryüzü, Güneş’e biraz daha yakın olsaydı, Venüs ile aynı yazgıyı paylaşabilirdi.

Çolpan’ın Görüntülenmesi

1962 yılından bu güne dek, Çolpan’a giderek resimlerini çeken, yüzeyini tarayan, yapısını çözümleyen ve hatta yüzeyine inen 26 robot uzay aracı, gezegene ilişkin önemli bilgiler sağlamıştır. Uzun bir süre, Venüs’ü örten bulutlar, yüzeyin yeterince gözlemlenmesini engellemiştir. Macellan Uzay Aracı, bu durumu tümüyle değiştirmiştir. 1990-1994 yılları arasında, bulut örtüsünü delip geçen radar sinyalleriyle, gezegenin tüm yüzeyi, yüksek çözünürlükte görüntülenmiştir. Elde edilen görüntüler, geçmişe ilişkin önemli yanardağ patlamalarını ortaya çıkarırken, halen yanardağ etkinliklerinin de sürdüğünü göstermekteydi.

Çolpan ile yeryüzünün boyutsal karşılaştırması

Çolpan’ın Yüzeyi ve Kraterler

Çolpan’da, yüksek olasılıkla sınırlı bir bilginin ötesinde, levha tektoniği konusunda bir kanıt yoktur. Gezegenin, en azından yakın geçmişinde, geniş bazaltik püskürtü(lav) ovalarının püskürmesiyle ve daha sonra da bunların üzerinde yanardağların oluşmasıyla, ısı aktarımı gerçekleşmiş görünüyor.

Macellan Aracı’nın yaptığı araştırmanın en çarpıcı bulgularından birisi, gezegende çarpma kraterlerinin az olmasıdır. Çapı bir km’ye dek olan ve gezegene çarpması durumunda, 15 km genişliğinde kraterler açabilecek gök taşları, Çolpan’ın atmosferini delip geçememektedir. Ama işin ilginç yanı, daha büyük çaplı kraterlerin de son düzeyde az olmasıdır. İç Güneş Düzeni’ndeki asteroid ve kuyruklu yıldızların gözlenen bolluğu ve Ay yüzeyindeki kraterlerin sayısı, Çolpan’a çarpacak gök taşları konusunda bir düşünce vermektedir. Bu ise her bir milyon yıl için 1,2 krater olarak düşünülmektedir. Macellan ise, gezegen düzeyine gelişigüzel dağılmış, yalnızca 963 krater sayabilmiştir. Bunun anlamı ise gezegenin ilk 3,7 milyar yıllık geçmişine ilişkin kraterlerin, bir biçimde örtülmüş olmasıdır.

Krater azlığı, yeryüzü için de geçerli bir olgudur ve eski kraterler rüzgar ve akarsularca aşındırılmaktadır. Çolpan’ın yüzeyi, suyu bulunduracak sıcaklığın kat kat üzerindedir. Gezegenin yüzeyindeki rüzgar hızı da oldukça düşüktür. Aşınım da olmadığından, kraterleri aşındıracak ve sonunda tümüyle silecek süreçlerden, yalnızca yanardağ etkinlikleri ve tektonik etkinlikler kalmaktadır. Çolpan’daki kraterlerin büyük çoğunluğu, bozulmamış görünmektedir. Çolpan’da daha çok keskin olmayan, inişli çıkışlı yüzeyler ve aynı zamanda türlü geniş çukurlar vardır.

Venera 8 Uzay Aracı, gama ışını görüntüsüyle, Çolpan kayalarında doğal ışın etkinlik(radyoaktivite) ölçümü yaptı ve uranyum, toryum ve potasyum oranının, yeryüzü kabuğundaki yanardağ kayaçlarındakilerle aynı oranda olduğu görüldü. Vega 2’den atılan modül Afrodit bölgesinde, yeryüzünde ender bulunan kayaç parçaları bulmuştur. Bu tür parçalar, Ay ve Mars’ın daha yaşlı bölgelerinde bulunmaktadır. Bunların yaşları 3,8 ile 4,6 milyar yıl arasında belirlenmiştir.

Çolpan’ın yavaş dönmesinden dolayı, Güneş rüzgarlarını engelleyen, güçlü bir manyetik alanı, yüksek olasılıkla yoktur. Çolpan’ın yüzeyini biçimlendiren önemli bir öge yanardağ etkinlikleridir. Buna karşın, kimi ilginç yer bilimsel oluşumlar, Çolpan’ın ikliminin, köklü bir biçimde değiştiğini göstermektedir. Bunların başında, suyun oyduğu izlenimi veren kimi çizgiler gelmektedir. Bunlar, 7.000 km’yi bulan uzunluklarıyla yeryüzünde kıvrılıp giden ırmakları ve su taşkını ovalarını anımsatmaktadır. Bu çizgilerin çoğu, ırmak çatal ağzını(delta) andıran boşalma kanallarıyla noktalanmaktadır.

Ne var ki çevrenin olağanüstü kuruluğu, bu yarıkları suyun kazmış olmasını olanaksız kılmaktadır. Yüksek olasılıkla bu işin sorumlusu, kalsiyum karbonat, kalsiyum sülfat ya da başka kimi tuzlardır. Gerçekten de Sovyetler Birliği’nin Çolpan yüzeyine indirdiği Venera uzay araçları, yüzey kayaçlarının %7-10 oranında kalsiyum minerallerinden(kuşkusuz karbonat biçiminde) ve %1-5 oranında da sülfatlardan oluştuğunu belirlediler. Bu tuzlarla yüklü püskürtülerse ancak Çolpan’ın bugünkü yüzey sıcaklığının yüzlerce °C üzerindeki sıcaklıklarda erimektedir.

Çolpan yüzeyinin yüzlerce m’yle birkaç km arasındaki derinliklerinde, yeryüzündeki yer altı su gölleri gibi, erimiş karbonatit(tuzlu) magmanın önemli rezervler olarak bulunduğu, bilim kişilerince öne sürülmektedir.

Çolpan’daki yaylalar(plato), litosferin, yani gezegenin kabuk ve mantosunun üst bölümlerinden oluşan sert dış iskeletinin bir uzantısıdır. Araştırmacılar bu süreci, üzeri çikolata kaplı bir karamelin çekilip uzatılmasına benzetmektedirler. İçerideki yumuşak kütle esnedikçe üzerindeki ince ve kırılgan kabuk buruşmaktadır. Bugün ise litosferin kırılgan dış bölümü, buruşmaya elvermeyecek ölçüde kalınlaşmış durumdadır.

İlginç oluşumlardan sonuncusu ise tüm gezegeni kaplayan çatlak ve buruşukluklardır. Bu oluşumlardan en azından kimileri, özellikle de buruşuk sırtlar diye adlandırılan oluşumlar, yüksek olasılıkla küresel çapta bir iklim değişiklikleriyle ilişkilidir.

Yüzey sıcaklığında 100°C düzeyinde bir oynamanın, litosferde yaratacağı basıncın 1.000 bar olacağı araştırmacılarca hesaplanmıştır. Bu basınç yeryüzünde sıradağların oluşmasını sağlayan basınca eşdeğerdir ve bu basınç, Çolpan’ın yüzeyini bozmak için yeterlidir.

Bir Çolpan Örümcek Ağı’nın Macellan Uzay Sondası’nca çekilen radar görüntüsü. Çolpan’a özgü bu yer bilimsel yapının niteliği tam olarak bilinmemektedir.

Çolpan’ın Sera Gazları ve Isınma

Çolpan’ın alışılmadık yapısı ve yaşama yağı(düşman) koşulları, atmosferinin yapısıyla da yakından ilgili görünmektedir. Su buharı, çok küçük ölçeklerde bulunsa da, karbondioksidin tutamadığı dalga boylarında, morötesi ışınımı soğurmaktadır. Kükürtdioksit ve öteki kükürt gazlarıysa, aynı ışınımın daha başka dalga boylarını yakalamaktadır. Tüm bu sera gazlarının bir arada etkileri, Çolpan atmosferini, Güneş ışınlarına geçirgen ama geri dönen ısı ışınımına kapalı duruma getirmektedirler.

Sonuçta yüzey sıcaklığı, atmosfer olmaksızın alacağı değerin üç katına yükselmektedir. Gerçekte, sera etkisinin yüzey sıcaklığında yol açtığı artış yalnızca %15 dolayında olmalıdır. Eğer yanardağ püskürtüleri Venüs’ün yüzeyini 800 milyon yıl önce yeniden kapladılarsa, kısa bir süre içinde atmosfere çok yoğun ölçeklerde sera gazları salmış olmaları gerekir. Bu yoğun yanardağ döneminde gezegen yüzeyi 1-10 km yüksekliğinde bir püskürtü katmanı ile örtülmüş olmalıdır. Bu durumda, atmosferdeki karbondioksit miktarında çok bir oynama gerçekleşmiş olamaz. Çünkü zaten bu gaz, atmosferde çok yoğun miktarlarda bulunmaktaydı. Ancak atmosferdeki su buharı 10, kükürtdioksit de 100 kat artmış olmalıdır. Su buharı ve kükürt, büyük miktarlara erişince sera etkisini güçlendirmekle kalmayıp bulutları da kalınlaştırmaktadır. Bulutlar ise Güneş ışınlarını uzaya geri yansıtıp gezegenin soğumasını sağlamaktadırlar. İşte bu ters etkileşimlerden dolayı, su buharı ve kükürtdioksidin iklim üzerindeki net etkisini saptamak güçtür. Isınma ve soğuma arasındaki savaşı önce bulutlar kazanmış ve Venüs’ün yüzey sıcaklığı, 100°C kadar düşmüştür. Ama daha sonra bulutlar yavaş yavaş yok olmuştur.

Çolpan’da Su Buharı Azalması ve Morötesi Işınım

Atmosferin üst katmanlarındaki su buharı, incelip seyrelmiş daha sonra da Güneş’ten gelen morötesi ışınım nedeniyle, moleküllere parçalanmıştır. Hidrojen, yavaş yavaş uzaya dağılmaya başlamış ve tüm hidrojenin yarısı, 200 milyon yıl içinde yitmiştir. Bu arada, kükürtdioksit de karbonat kayaçlarıyla etkileşmiştir. Venüs atmosferindeki kükürtdioksidin, yüzeydeki karbonatça soğrulması süreci, suyun uzaya kaçması sürecinden çok daha hızlı gerçekleşmiştir. Böylece bulutlar inceldikçe, daha çok Güneş erkesi alan yüzey ısınmaya başlamıştır. 200 milyon yıl kadar sonra yüzey sıcaklığı bulutları alttan buharlaştıracak düzeylere yükselmiştir. Bu zincirleme bir etkiye yol açmış, bulutlar aşınıp eridikçe daha az Güneş ışığı atmosfere geri yansıdığından yüzey daha da ısınmıştır. Yüzey sıcaklığı arttıkça da bulutların buharlaşması daha da hızlanmıştır. Sonunda görkemli bulut katmanları hızla dağılmıştır. Venüs semasında 400 milyon yıllık bir süreçte görülenler, çoğunlukla su buharından oluşmuş, ince ve yüksek bulut parçalarından oluşmuştu. Ama atmosferdeki su buharı düzeyi oldukça yüksek olduğundan ve ince bulutların da Güneş erkesini geri yansıtmayıp, sera etkisine katkıda bulunmaları nedeniyle, yüzey sıcaklığını bugün olduğundan 100°C daha artırmıştır.

Çolpan’da hala yanardağların etkin durumda bulunmaları olasıdır. Bu ise Venüs’te değişen oranlarda kükürtdioksit gözlemlenmesiyle de örtüşen bir bulgudur.

Çolpan’ın bulutları üzerindeki kükürtdioksit miktarının, gezegene yapılan Pioneer yolculuklarının 1978-1983 arasındaki ilk beş yılı süresince 10 kat azaldığı açıklanmıştır. Kükürtdioksit gazı ve bununla birlikte görülen sis parçacıklarının bolluğundaki dalgalanmalar, gezegen yüzeyindeki etkin yanardağlara bağlanmıştır.

Çolpan’da Küresel İklim Değişikliği

Çolpan’da yer bilimsel geçmişinin incelenmesine koşut olarak, ayrıntılı bilgisayar benzetimleriyle(simülasyon), gezegen ikliminin son bir milyar yıllık geçmişi, yeniden oluşturulmaya çalışılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda, araştırmacılar Venüs’te yoğun yanardağ etkinliğinin, büyük oranda iklim değişikliklerine yol açtığını görmüşlerdir. Venüs’teki iklim, yeryüzündekine benzese de başka hiçbir gezegende görülmediği kadar karmaşık ve değişkendir.

Yeryüzü ve Çolpan, yer bilimsel ve atmosferik süreçlerin devingen(dinamik) etkileşimleriyle yönetilen iklimlere iyeler(sahip). Yeryüzününkine benzer güçlerin, Çolpan’da böylesine değişik sonuçlara yol açması şaşırtıcıdır. Bu gezegen üzerinde yürütülen araştırmalar iklim konusunda bilim kişilerine kimi önemli soruları yanıtlamak için yeni olanaklar sağladı. Örneğin; yeryüzünün iklimi çok mu özel? Gezegenimizin ikliminin, kararlığını bozmak için, insanoğlu ne denli de çok çabalamaktadır.

Günümüzde uygarlık, egemenlik ve güç tutkusuyla, giderek ürettiği atıklarının, yeryüzü iklimindeki etkileri dolayısıyla, denetimsiz büyük bir deney yaşamaktadır. Güneş Düzeni’ndeki diğer gezegenlerin iklim-atmosfer olayları ve sonuçları, birey kaynaklı tahribatın, yeryüzü iklimini nereye götüreceği konusunda kuşkusuz uygarlığı aydınlatmalıdır.

Yeryüzü atmosferindeki ozon deliği, önemli bir konu durumuna gelmeden önce bilim kişileri Venüs’ün üst atmosferinin, gizemli fotokimyasının sırlarını çözmeye çalışmaktaydı. Sonunda vardıkları sonuç şuydu: Klor gazı, Çolpan’ın bulutlarının üstündeki erkin(serbest) oksijen düzeyini azaltmaktadır. Venüs’teki bu sürecin aydınlatılması, yeryüzünde de benzer bir sürece ışık tutmuştur. Uygarlığın üretim anlayışı ve kazanma tutkusuyla ortaya çıkan klor çokluğu, kat yuvarındaki(stratosfer) ozon katmanını yok etmektedir.

Çolpan’da Sıcak Okyanuslar

O durumda yüksek olasılık; Çolpan’da sıcak okyanusların ve nemli bir kat yuvarı katmanın bulunmuş olması gerekmektedir. Denizler, karbondioksit gazını eriterek ve karbonat oluşumuna aracılık ederek atmosferdeki karbondioksit düzeyini düşük tutmuşlardır.

Kısacası Çolpan da bugün yeryüzünde gördüğümüze benzer iklim düzenleyici düzeneklere iye olmuştur ama Çolpan atmosferinin daha düşük olan yoğunluğu, suyun yükseklere kaçmasını önleyememiştir. Sonuç olarak 600 milyon yılda bir yeryüzü okyanusu kadar su yitirilmiştir.

Çolpan’ın Adlandırılması

Bir tanrıçanın adını(Venüs) taşıyan tek gezegen olması nedeniyle Çolpan ile ilgili adların kadın adları arasından seçilmesine özen gösterilmektedir. Bu yaklaşıma tek istisna, gezegen üzerindeki en yüksek dağa İskoç bilim kişisi James Clerk Maxwell’in adının verilmiş olmasıdır. Uluslararası Gökbilim Birliğinin(IAU), Çolpan üzerindeki yüzey biçimlerinin adlandırılmasında uyulmasını önerdiği kurallar şöyledir:

  • Kıta büyüklüğündeki toprak parçaları: Aşk tanrıçaları,
  • Büyük coğrafi bölgeler: Kadın devler ve titanlar,
  • Kraterler: Ünlü kadınların adları, 20 km’den küçük kraterler için yaygın kadın adları,
  • Dağlar: Tanrıça adları,
  • Tepeler: Deniz tanrıçaları,
  • Sırtlar: Gök tanrıçaları,
  • Alçak düzlükler: Mitolojik kadın yiğitler,
  • Yüksek düzlükler: Bolluk(bereket) tanrıçaları,
  • Uçurumlar: Ev ve ocak tanrıçaları,
  • Vadiler: 400 km’den uzun olanlar için, Venüs gezegenine değişik dillerde verilen adlar, 400 km’den kısa olanlar için ırmak tanrıçaları,
  • Taçlar: Yeryüzü ve doğurganlık tanrıçaları,
  • Yarıklar: Av tanrıçaları, Ay tanrıçaları,
  • Yassı yanardağ tabanları: Su tanrıçaları,
  • Sığ çukurluklar: Savaş tanrıçaları,
  • İnce uzun yapılar: Savaş tanrıçaları,
  • Düzensiz kraterler: Ünlü kadınlar,
  • Çokgen görünümlü alanlar: Yazgı ve kısmet tanrıçaları,
  • Kum tepeleri: Çöl tanrıçaları ve
  • Yıldız biçimli oluşumlar, kubbe biçimli dağ ve tepeler, kesişen vadi ağları, akıntı alanları: Türlü tanrıçalar.

Gözlem Koşulları

Çolpan, Güneş çevresinde yaklaşık 224 gün süren dolanma süresine karşın yörüngesinin Yer yörüngesine yakınlığı nedeniyle 584 gün gibi uzun bir kavuşum dönemine iyedir, gökyüzündeki görünür devinimini tamamlaması bir buçuk yılı geçer. Bir alt gezegen olması nedeniyle ile her zaman Güneş’e yakın konumdadır ve gözlenmesi için en uygun saatler sabah gün doğumundan önce ya da akşam gün batımından sonradır. “Sabah Yıldızı” ve “Akşam Yıldızı” adları bu nedenle verilmiştir. -4,4 kadir düzeyine varabilen parlaklığı ile en parlak yıldızlardan ve diğer tüm gezegenlerden çok daha ışıklıdır ve Güneş ve Ay’dan sonra gökyüzünün en parlak cismidir. Bu nedenle Güneş ışınlarının Çolpan’ın görünmesine izin vermediği alt ve üst kavuşum dönemleri dışında yılın büyük bir bölümünde rahatlıkla izlenir. Merkür‘e oranla çok daha yüksek uzanımlara(en uygun koşullarda 48°C) çıkabildiği için gün içinde izlenebildiği süre de daha uzundur ve uygun dönemlerde akşam gün battıktan sonra veya sabah gün doğmadan önce 4 saat kadar çevrenin(ufkun) üzerinde kalabilir. En parlak dönemlerinde Güneş çevreninin(ufkun) üzerinde iken bile görülmesi olanaklıdır hatta alışkın gözler gün ortası saatlerinde bile Venüs’ü yakalayabilir. Aysız gecelerde kent ışıklarından yeterince uzaklaşılabilirse, birey gözünün Çolpan ışığının çevreye verdiği aydınlığı duyumsayabildiği(hissetmek) ve yarattığı gölgelerin görülebildiği de söylenir.

Çolpan’ın yeryüzüne en yakın olduğu dönemlerde 1 yay dakikayı geçen görünür çapı birey gözünün ayırma gücü sınırındadır ve duyarlı gözlerin gezegenin ayça(hilal) evresini ayırt edebilmesi olasıdır. Tam Güneş tutulmaları çok kısa süre için de olsa, Venüs’ün Güneş’e çok yakın konumda olduğu kavuşum dönemleri yakınında bile gezegenin gün ortasında çıplak gözle izlenebilmesine olanak sağlar. 1999 tam Güneş tutulması sırasında bu durum gerçekleşmiştir.

Çolpan’ın Evreleri

Bir bakaç(dürbün) ile izlendiğinde Çolpan’ın Ay gibi evreleri olduğu görülür. Gezegenin Güneş’in arkasında ve yeryüzüne en uzak durumda olduğu üst kavuşum anında görünen yüzeyinin tümü aydınlandığından ışıklı bir daire biçiminde dolun evresi söz konusudur. Bu aynı zamanda uzaklık nedeniyle Venüs’ün görünür çapının en az olduğu dönemdir. En yüksek uzanım anında gezegen bir yarım daire biçiminde görülür. Güneş ile yeryüzü arasında kaldığı dönemlerde ise karanlık yüzünü göstererek bir ayça biçimi alır. Ayçanın en ince olduğu dönemler gezegenin yeryüzüne en yakın olduğu ve görünür çapının en büyük olduğu dönemlerdir, ancak bu sırada Güneş ışınları gezegenin görülmesini engeller.

Çolpan’ın evreleri.

Çolpan’ın Parlaklığı

Bir alt gezegen olması nedeniyle Çolpan’ın yeryüzünden izlenebilir parlaklığı iki değişkenin ilişkisi ile belirlenir;

  • Evre ve
  • Görünür çap(dolaylı olarak yeryüzüne uzaklık).

Çolpan, yeryüzüne en yakın konumda iken, yeryüzüne dönük yüzünün tümüyle karanlıkta kalması aydınlanan yüzünün tamamının görülebildiği dolun evresinde ise en uzak dolayısıyla en küçük görünür boyutta olması nedeniyle yeterince parlak değildir. Gezegenin gözlemciye en çok ışık gönderebildiği konumu, görünür aydınlık yüzeyin en çok olduğu %30 aydınlık(ayça ile yarım evre arası) evresidir.

Çolpan’ın Güneş Geçişleri

Çolpam yaklaşık 20 ayda bir alt kavuşum konumundan geçmesine karşın, yörüngesinin tutulum düzlemine 3,39°’lik bir açı yapması nedeniyle Güneş diskinin önünden geçişi nadiren gerçekleşir. Venüs yörüngesinin tutulum düzlemini kestiği noktalar, yani yörüngenin çıkış ve iniş düğümleri ile Güneş ve yeryüzünün düz bir çizgi üzerinde yer almasını gerektiren bu durum yaklaşık her yüzyılda 2 kez, 8 yıl aralıklı çiftler biçiminde gözlenir(1761-1769, 1874-1882, 2004-2012, 2117-2125 vb.). Tüm geçişler, düğümlerin yeryüzü yörüngesindeki izdüşümlerine denk gelen haziran ve aralık ayları içinde olur. Daha yakından incelendiğinde geçişlerin düzenlerinin 243 yıllık bir döngü içerisinde yinelendiği göze batar. İçinde bulunduğumuz bin yılda bu döngü 113,5-8-121,5-8 yıllık aralıklar biçiminde yinelenmektedir.

Venüs’ün geçişi, Güneş diski üzerinde küçük bir kara beneğin ilerlemesi biçiminde izlenir ve en çok 7 saat kadar sürer.

2012 yılına ilişkin Venüs geçişi.

Güneş Düzeni’nde Çolpan’ın Özel Yeri

Kimi özellikleri Çolpan’ı eşsiz kılmaktadır;

  • Yeryüzüne yörüngesinden başlayarak ortalama uzaklık olarak en yakın gezegendir,
  • Çolpan kendine özgü fizistrospedi parçalama özelliğine ve trospinakolitan perazmına iyedir,
  • Yeryüzünden gözlendiğinde en parlak gezegendir,
  • Yüzey sıcaklığı en yüksek gezegendir,
  • Yeryüzü benzeri gezegenler arasında en yoğun atmosfere iye olanıdır,
  • En çok uzay aracı gönderilen ve üzerinde en çok sayıda birey yapımı araç bulunan gezegendir ve
  • Ekseni çevresinde ters döner.

Yeryüzü ve Çolpan’ın Benzerlikleri-Ayrımlılıkları

Yeryüzü ve Çolpan’ın iklimlerindeki olağanüstü ayrımlılık, bu iki gezegendeki suyun geçmişi ile yakından ilgilidir. Bugün yeryüzünün atmosferi ve okyanuslarında bulunan su, Çolpan’ın atmosferindekinden 100.000 kat daha çoktur. Sıvı su, karbondioksidin gezegen yüzeyindeki kayaçlarla etkileşiminde başlıca aracıdır. Su aracılığıyla havadaki karbondioksit mineraller oluşturmaktadır. Suyun yaptığı işler gezegen yüzeyiyle de sınırlı değildir.

Yeryüzünün kabuğu altındaki mantoya sızan suyun astenosfer denen ve litosfer levhalarının üzerinde kaydığı, akışkanlığı düşük katmanın oluşmasını sağladığı sanılmaktadır. Karbonlu minerallerin oluşması ve daha sonra bunların tektonik levhaların üzerine çökelmesi, yeryüzü atmosferindeki karbondioksidin, Venüs’teki düzeylere yükselmesini önlemektedir.

Tüm bu ayrımlılıklara karşın, gezegen oluşum örnekleri, başlangıçta yeryüzü ve Çolpan’ın, aynı miktarda suyla donatılmış olması gerektiğini göstermektedir. Çünkü her ikisine de su, Dış Güneş Düzeni’nden gelen buzlu gök cisimlerinin çarpması sonucu taşınmıştır. Hatta başlangıçta Çolpan’ın daha çok su topladığı yolunda, imler(işaretler) vardır.

1978 yılında Çolpan çevresinde yörüngeye oturan Pioneer Uzay Aracı, gezegenin bulutları üzerindeki suda döteryumun(ağır hidrojenin) bildiğimiz hidrojene oranını ölçtü. Aynı kimyasal yapıda olan hidrojen ve döteryum, su moleküllerinde bağlı durumda bulunmaktadır. Bu oran, yeryüzündekinin 150 katıydı. Bunun akla en yakın açıklamasıysa, Venüs’ün bir dönemler, yeryüzüne göre daha çok su tutmuş, ama sonra suyunu yitirmiş olmasıdır.

Kaynakça

http://www.gezegenler.gen.tr

http://www.kuark.org

https://cografyabilim.files.wordpress.com

http://www.tubitak.gov.tr/

www.biltek.tubitak.gov.tr

http://venusgezegeni.nedir.com/

http://www.turkcebilgi.com/

http://www.uzaysitesi.com/

http://space-facts.com/

http://www.space.com/

http://theplanets.org/

http://nineplanets.org/

PAYLAŞ
Önceki makaleBüyük Patlama
Sonraki makaleMerkür

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz