Anasayfa Makaleler Beşeri Kristof Kolomb

Kristof Kolomb

197
0
PAYLAŞ

Daha önce gitmediği bir yerle hiç gitmediği bir yeri karıştıran Cenovalı kaşif, gezgin ve sömürgeci; Kristof Kolomb(Portekizce: Cristóvão Colombo, İtalyanca: Cristoforo Colombo, İspanyolca: Cristóbal Colón, Latince: Christopher Columbus; 31 Ağustos 1450/30 Ekim 1451-20 Mayıs 1506).

Fiziksel Görünümü

Kristof Kolomb’un varlığını içine alan bol miktarda sanat çalışması olmasına karşın güvenilir, çağdaş bir resmi bulunamadı. 1595’te Theodero de Bry Kolomb’un yağlı boya bir resminden sonra, madeni bir resim kalıbı yaptı. Bu kalıp, Sebastiano del Piomba’nın portresiyle benzerlik gösterir. Bu nedenle Kolomb’a benzerliği çok da fazla değildir. Yıllar sonra sanatçı, yazılı açıklamalardan onun görünümünü yeniledi. Bu yazılar onun al saçlara iye(sahip) olduğunu tanımlıyordu ki saçları erken yaşta ağarmıştı.

Yaşamı

Kristof Kolomb,1450/51’de Cenova’da bir dokumacının oğlu olarak doğdu. Gençlik yıllarına ilişkin bilgiler sınırlı da olsa eğitim yaşamına beş yaşında Cenova’da dil bilgisi okulunda başlıca okuma yazma dersleriyle başladığı bilinmektedir. Geç ergenlik döneminde muhasebe, harita bilimi ve Latince temel matematik bilgilerini öğrendi. Kolomb ilk kez onlu yaşlarında deniz yolculuklarına katıldı ve iyi bir denizci olarak yetişti. Yazısının birinde, 12 yaşında iken denize gitmiş olacağını öne sürüyordu. 1470’in ilk dönemlerinde, başarısız olan Napoli Krallığı’nı ele geçirme girişimini desteklemek için 1. Rene of Anjo’nun hizmetindeydi. Daha sonra, Chios adıyla bilinen Sakız Adası’na kısa bir yolculuk yaptı. Mayıs 1476’da, Cenova’dan Kuzey Avrupa’ya değerli yük taşıyan askeri bir konvoyda yer aldı. 13 Ağustos 1476’da, Güney Portekiz kıyıları açıklarında Portekiz gemilerince yolları kesildi. Kolomb, sonrasında gelen savaşta yaralandı ancak Portekiz’in küçük bir kasabası olan Lagos’ta karaya çıkmayı başardı.

1476/77’de Portekiz’de bir haritacı dükkanı işleten kardeşi Bartolomeo’nun yanına giderek kardeşiyle birlikte haritacılık yaptı. 1479’da Portekiz sarayına yakın bir aileden olan Feliba Perestrola y Moniz’le evlendi ve kayınpederinin valilik yaptığı Porto Santo Adası’na yerleşti, buradan yola çıkan ticari yolculuklara katıldı.

1485’te İspanya’ya geçti ve Kraliçe İsabel ile göreşerek batıya sefer yapabilmesi için destek sağladı. Kolomb’a çocuklarına da kalmak üzere Okyanus Amiralliği sanı(unvan) verildi. Ayrıca keşfedilecek ülkeler üzerinde kral vekilliği ve genel valilik, elde edilecek kazançtan da 1/10 pay verilecekti.

3 Ağustos 1462, Kraliçe Isabel, Kolomb’u ilk seferine yolcu ederken.

Yolculuğuna Karavela türünde Nina, Pinta ve Santa Maria adlı üç yelkenliden oluşan filosuyla 3 Ağustos 1492 tarihinde sabaha karşı İspanya kıyılarından başladı. Kanarya Adaları’na ulaştıktan sonra, kendisini batıya götürecek olan Alize rüzgarlarına kavuştu. Tayfalarının ayaklanma tehditlerine karşın 12 Ekim 1492’de Bahamalar’daki San Salvador adını verdiği bir adaya ulaştı. Altın ve baharat peşinde olan Kolomb, bundan sonra Küba’yı, daha sonra da Hispaniola adını verdiği Haiti’yi keşfetti. Gemi kurtlarının gövdesini yiyerek zayıflattığı Santa Maria gemisi sulara gömüldüğünden gemicilerinin bir bölümünü Hispaniola’da bırakıp bir sonraki seferi beklemelerine karar verdi.

16 Ocak 1493’te, Kolomb, Avrupa’ya dönüş yolculuğuna başladı. Korkunç fırtınalar atlattiktan sonra, Lizbon’a sığınmak zorunda kaldı. Burada Portekiz Kralı 2. Joao tarafından kabul edildikten sonra Barselona’da bulunan krallık sarayına varmak üzere İspanya’ya hareket etti.

Bu başarı, Kolomb’a o zamana dek görülmemiş büyüklükte, 17 gemi 1.200-1.500 kişiden oluşan filosuyla 25 Eylül 1493’te ikinci seferine yola çıkma olanağı tanıdı. Kolomb, Dominika’yı ve Guedeloupe’u keşfettikten sonra Haiti’ye vardığında, burada bıraktığı adamlarının izine rastlayamadı. Daha sonra bunların yerlilerce yok edildiğini öğrenecekti. Haiti’de yeni bir yerleşim yeri kurduran Kolomb, Asya Kıtası’nın bir parçası sandığı Küba’nın güney kıyılarında araştırma gezilerini sürdürdü. Haiti’de yerlilerin sömürülmesine ve katledilmelerine başlandı.

Kolomb’un Yeni Dünya’yı keşfini betimleyen bir çizim.

Okyanus Amirali Kolomb, 1496 Haziranı’nda İspanya’ya döndü ancak ekonomik gerekçelerle üçüncü yolculuğu için yalnızca altı gemi bulabildi. Kolomb, bu seferinde Trinidad’ı keşfetti(31 Temmuz 1498) ve Paria bölgesinde Amerika Kıtası’na ulaştı. Bu sırada Haiti’deki sömürgecilerin bir bölümü Kolomb’a vekalet eden kardeşi Bartelomeo’ya baş kaldırmışlardı. İspanya Kralı’nın gönderdiği Bobadilla, başkaldırıdan Kolomb’u sorumlu tutan bir yazanak(rapor) düzenledi. Bunun üzerine 1500 yılında Kolomb, İspanya’ya getirilerek mallarına el konuldu ve yerine Nikolas de Ovando adında yeni bir kral vekili gönderildi.

1502’de Kolomb’a son bir şans daha tanındı ve Kolomb, dördüncü seferine dört karavela ile başladı. Korkunç fırtınalar atlatarak Malay Yarımadası sandığı Amerika kıyılarını dolaştı. Jamaika’da gemisi karaya oturunca Diego Mendez yönetiminde bir takım adamını Hispaniola’daki Vali Ovando’dan yardım istemek üzere buraya gönderdi. Ovando, istemeyerek de olsa yardıma gitti. Ancak Kolomb, Batı Geçidi’ni bulamadan 7 Kasım 1504 tarihinde İspanya’ya döndü. Döndüğünde hastaydı ve bir süre sonra 20 Mayıs 1506 gecesinde yaşama veda etti.

Kolomb’un ölümünü betimleyen bir çizim.

Sefer Düşüncesinin Doğuşu

Asya’nın dillere destan varsıllığına(zenginlik) ve mallarına ulaşmayı sağlayacak uygun bir deniz güzergahı bulma isteği açısından Kolomb, çok eski bir geleneğin takipçisi sayılır. Portekiz 15. yüzyılda Afrika’nın çevresini dolaşma girişimlerinde bulunmuştu ve bu yüzden İspanya hükümdarlarınca desteklenmesine karşın, Kolomb’un seferini 1485’e dek içinde yaşadığı ve çalıştığı Portekiz ortamının bir ürünü olarak görmek gerekir.

Batıya yelken açarak Asya’ya ulaşabileceği görüşü alışılmamış bir şeydi ama özgün değildi. Çoğu eğitimli kişi yeryüzünün küre biçiminden dolayı bir batı geçidinin olanaklı olduğunun bilincindeydi. 1291’de Vivaldi kardeşler ve 1488’de(Kolomb’u geri çeviren Portekiz kralı 2. Joao’nun desteklediği) Flaman denizci Ferdinand van Olmen böyle bir girişimde bulunmuş ama bir daha geri dönememişti. Kolomb ise elinde başkalarınca bilinmeyen bilgiler olduğu görüşündeydi. Epeyce araştırma yaptıktan ve Avrupa genelinde aynı düşüncedeki kişilerle görüş alışverişinde bulunduktan sonra, yeryüzünün genellikle sanılandan %20 dolayında daha küçük olduğu gibi yanlış bir sonuca vardı. Artık ayrı bir yeryüzü haritası çizecek düzeyde kendinden emindi ve hatta yolculuğunda kullandığı harita belki de kendi haritasıydı. Gerek duyduğu tek şeyse bir hükümdarı kendisine arka çıkmaya inandırmaktı.

Kraliyet koruması dönemin her kaşifi için zorunluydu, geçerlilik kazanmanın ve korunup desteklenecek sanları ve hak savlarını(iddia) güvence altına almanın yolu buradan geçiyordu. Kolomb’un abartılı sanlarla birlikte çok istediği buyruğu elde etme çabası sekiz yıl sürdü ve ancak 17 Nisan 1492’de sonuca ulaştı.

Kraliçe Isabel, Kolomb’un tasarısının gizil(potansiyel) kazanımlarının risklere ya da bedellere ağır basabileceğini görmüştü. İspanya’nın nihayet son Müslüman kalesi Gırnata’yı ele geçirerek(1 Ocak 1492) İber Yarımadası’nın yeniden alınmasının verdiği güvenle, uzmanlarının önerisini bir yana bıraktı ve Kolomb’un girişimini benimsedi. İtalya’nın Cenova kentindeki bir dokumacının oğlu olan bu kişiye Okyanus Denizi Amirali ve ayrıca keşfedeceği bütün toprakları kapsamak üzere Genel Vali ve Kraliyet Naibi sanlarını verdi.

Kolomb’un seferleri.

Atlas Okyanusu’nda Yolculuk

Kolomb daha önce Portekiz’e hizmet verirken, Atlas Okyanusu’ndaki rüzgar düzenlerine ilişkin kapsamlı bilgiler edinmişti. Deneyimleri, onu okyanusta dairesel bir rüzgar düzeninin işlediği kanısına yöneltti. Gemilerini İspanyol Kanarya Adaları’nın bulunduğu enlemden batıya doğru ilerletmek için, çok iyi bilinen Las Brisas(kuzey doğu alizeleri) adlı rüzgarlara güvenebilirdi. Kolomb için asıl kumar Avrupa’nın daha kuzeyinde var olduğu bilinen “batılı” rüzgarların ulaşmayı umduğu karalardan bildik sulara doğru esip esmediğiydi.

Bütün kuşkulara karşın Nina, Pinta ve Santa Maria adlı üç karavela 90 kişilik mürettebatla 3 Ağustos 1492’de Palos’tan denize açıldı. Kanarya Adaları’ndaki bir moladan sonra, 6 Eylül’de La Goletta Limanı’ndan bilinmeze doğru yola koyuldu. Haritası çıkarılmamış sularda gökyüzünü izlemeye dayalı ilkel yöntemin yanı sıra “kör öngörü” denen ve kesinlikten uzak, kaba pusula hesabına dayalı gemicilik tekniğine göre ilerlemekten başka çare yoktu. Dişe dokunur bir sonuçla, seferin yörüngesi sonraki yüzyıllarda İspanyol İlhanlığı(imparatorluk) transatlantik kalyonlarınca izlenecek en uygun rotaya çok yakın bir hattı tutturdu.

Bir Avrupa gemisi için belki de en uzun süreyle karayı görmeksizin yol alan ve bir ara rüzgarın kesilmesiyle Sargasso Denizi’nde çakılı kalan gemiler, 12 Ekim’de Bahamalar’ın belirlenememiş bir adasına ulaştı. Kolomb adaya San Salvador adını verdi ve alelacele İspanya bayrağını dikti. Burada Avrupalılar ile Amerikalılar arasında ilk buluşma gerçekleşti.

Kolomb ve mürettebatının Amerikalı yerlilerle ilk karşılaşmasını betimleyen bir çizim.

Karşılaşılan her adada yerliler vardı. “Hint Adaları”na ulaştığını sanan Kolomb, Asyalılar için yaygın kullanılan bir terimle bunlara hemen “Hintli” adını taktı. Bir yandan yerli insanının barışık ve bozulmamış doğası olarak gördüğü şeye iyiliksever, babacan bir yakınlık duydu, öngörülü bir tavırla din değiştirmeye son düzeyde yatkın olacaklarını bildirdi. Diğer yandan, arılıklarının(saflık) sömürü amacıyla kullanılabileceğini kestirdi. Bölgeyi dolaşırken kılavuz olarak kullanmak ve daha sonra “örnek” olarak Avrupa’daki koruyucularına götürmek üzere on yerliyi kandırıp yanına almakta duraksamadı bile.

Kolomb karaya ilk çıkışını izleyen üç ay boyunca Cipangu(Japonya), Katay(Çin) ya da Hindistan’ın masalımsı ilhanlıklarına ilişkin ipuçları bulma yönündeki boş bir umutla, önüne çıkan adaları araştırmayı sürdürdü. Ama daha 21 Kasım’da Pinta’nın batkıya(hüsran) uğramış kaptanı Martin Pinzon gerçekten ayaklanma bayrağını açtı ve altın avına çıkmak üzere “Amiral”den ayrıldı. Taşıdıkları doğal güzelliğe karşın, adalarda işe yarar çok az şey bulunmuştu. Seferi haklı çıkaracak ve Kolomb’un keşiflerini Okyanus Denizi’nin ortasında(örneğin Azorlar gibi) başka bir ıssız takımadaya rastlamanın ötesinde bir konuma yükseltecek tek şey, büyük ve verimli La Espanola(Hispaniola, şimdi Haiti ve Dominika Cumhuriyeti) adasında altın bulunmasıydı.

Kolomb durumdan en iyi biçimde yararlandı. Hatta Santa Maria’nın karaya oturma faciasını Amerika’da ilk Avrupa sömürgesini kurmak için bir olanağa çevirdi. Kendisi Avrupa’ya dönerken, geminin 39 kişilik mürettebatını altın ticareti yürütmek üzere adada bıraktı.

Geri kalmış iki karavelasıyla Karayipler’den kuzeye yönelen Kolomb dönüş için aradığı Batı rüzgarlarını 16 Ocak 1493’te yakaladı. Nihayet 18 Şubat’ta bilinen sulara ve Portekiz’in Azorlar’daki ileri karakollarına vardı.

Sonuçlar

Kolomb’un dönüşüyle İspanya’da uyanan heyecan, Fernando ve Isabel’i sıkı diplomatik atılımlara yöneltti. Böylece Portekiz’le varılan Tordesillas Antlaşması(7 Haziran 1494) uyarınca, Kolomb’un keşfettiği yerler ve “Yeşil Burun’un 370 fersah batısına düşen” hayali bir hattın batısında bulunacak bütün yeni topraklar üzerindeki İspanyol hak savları(iddia) tanındı. Bu yargıyla her şeyden önce Amerika’daki İspanyol İlhanlığı’nın temelleri de atılmış oldu.

Kolomb gururundan dolayı ve sanlarını korumak uğruna, Asya’ya yeni bir güzergah bulduğu savından asla vazgeçmedi. Bu uyuşmazlık saygınlığı ve kariyeri açısından talihsiz bir sonuç doğurdu. Amerika’ya üç yolculuk daha yapmasına karşın, yağılarının(düşman) etkisiyle konumu sarsıldı ve kraliyet korumasından yoksun bırakıldı.” Yeni Dünya’yı bulan kişi kırgın ve tutarsız bir kişi olarak 1506’da henüz 55 yaşındayken yaşama veda etti.

Kaynaklar

1-Martın Dugard, Kolomb’un Son Deniz Yolculuğu

2-Michael H.Hart, Dünya Tarihine Yön Veren En Etkin 100, Kristof Kolomb

3-Büyük Larousse, Kristof Kolomb

PAYLAŞ
Önceki makaleUlaşım Tarihi(2)
Sonraki makaleBas Kayası

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz