Anasayfa Makaleler Beşeri Ulaşım Tarihi(2)

Ulaşım Tarihi(2)

181
0
PAYLAŞ

Ulaşım Araçları ve Tarihleri

Geçmişe bakıldığında günümüze dek ulaşımın ve ulaşım araçlarının çok büyük bir yol aldığını ve çok önemli noktalara geldiğini görmek olanaklıdır. Geçmişte bireylerin ulaşım için kullandıkları hayvanlar zaman ilerledikçe yerini araçlara bırakmıştır. Günümüzde hayvanlardan yararlanma sürdürülse bile ulaşım, araçlarla yapılmaktadır.

Ulaşım için ilk devrim tekerleğin bulunuşu oldu. Bu buluş uygarlığın çağ atlaması anlamına geliyordu. Nitekim tekerleğin bulunuşu ve motorlu taşıtların bulunmasıyla artık kişiler gitmek istedikleri yerlere daha hızlı ve daha az erke(enerji) harcayarak gitmeye başladılar.

Ulaşım yalnızca kara için değil deniz ve hava için de gerekliydi. Kara yolunun yetersiz olduğu yerler için değişik ulaşım araçları gerekiyordu. Denizaşırı yolculuklar için kas gücüne dayalı küçük sandallar kullanılmaya başlandı. Ancak bu uzun yolculuklar için çok yorucuydu ve böylece yelkenli tekneler üretildi. Rüzgar gücüne dayalı bu araçlar motorun bulunuşuyla işlevini yitirdi. Demir yolları da hızla gelişen uygulayım bilimden(teknoloji) payına düşeni aldı ve daha önce kömürle, buharla çalışan trenler şimdi yerini hızlı trenlere ve çok gelişmiş metrolara bıraktı. Yakın geçmişin en önemli buluşlarından biri olan tek pervaneli uçak da artık yerini, yolculukları inanılmaz düzeyde kısaltan ve konfor sağlayan gösterişli uçaklara bıraktı.

Geçmişten Günümüze Bisiklet

Bisiklet genellikle herkesin çocukken bindiği bir ulaşım aracıdır. Genellikle eğlence amaçlı bisiklete binen çocuklar bunun ulaşım aracı olduğunun çok bilincinde değillerdir. Ancak bu durum Çin ve kimi ülkeler için hiç de böyle değildir. Çünkü Çin gibi ülkelerde bisikletin yeri inanılmaz düzeyde önemlidir. Çünkü bisiklet onlar için yalnızca ve yalnızca ulaşım aracıdır. Hatta küresel ısınma nedeniyle kimi örgütler bisiklet gibi motorsuz taşıtların kullanılmasını çokça önermektedir.

Bisikletin Tarihçesi ve Gelişimi

İlk bisiklet çok ilkel biçimde 12. yüzyılda Çin’de görülmüştür. Fransız Sivrac, sağ ve sol ayakların itmesiyle yürüyen bisiklet yapmıştır. “Celerifere” adını taşıyan bu alet 1791 tarihlidir.

Baron Karl von Drais, Drais de Senerbol’un yaptığı bisikleti geliştirmiş ve bisiklete gidon eklemiştir. Bu bisiklet 1816 yılında ahşaptan yapılmıştır. 1818’de bisikletlerde metal kullanılmaya başlanmıştır.

Leonardo da Vinci’nin çizimleri kullanılarak ilk ayaklıklı(pedal) bisikleti üreten Kirkpatrick MacMillan’dır. 1839-1840 yılları arasında İskoçya’da yapılan bu bisiklet, halen Londra Bilim Müzesi’nde sergilenmektedir. 1855’te Fransız Ernest Michaux’un bisikleti ayaklığı etkin olarak kullanmıştır. 1870’ten sonra geliştirilen yeni bisikletlere “Bicyole” denilmiştir. Bu tasarımda ön tekerliğin çapı 1-1,5 m arasında değişmiştir.

İlk dizi üretim bisiklet Michaux Company tarafından yapılmıştır. Kuruluş, yılda 140 bisiklet üretiyordu. Bisikletin ilgi görmesi dönemin devletlerinin de ilgisini çekmiştir. 1800’lerin ikinci yarısında Fransa Savunma Bakanlığı bisiklet üretimine destek vermiş ve 1871’de üretilen bisikletler Almanya ile yapılan savaşta kullanılmıştır.

Trufaut, içi boş kauçuk lastiğini bulmuş, bunu İngiltere’de eşit tekerlekli, bilyeli ve milli bisikletlerin yapılması ve sonrasında ortadan katlanan sökülebilir bisikletler izlemiştir.

İrlanda’da 1888 yılında havalı plastik bisikletler piyasaya sürülmüştür. Bu durum, bisiklet endüstrisini geliştirmiştir. Bisiklet üretiminde kullanılan gerecin fiyatının yüksekliği, işçilik maliyetlerinin yüksekliği nedeniyle topluma inememiştir. 1800’lerin sonundan üretimevlerinin artması ve dizi üretimin hızlanmasıyla maliyetlerde yaşanan düşüş bisikletin geniş kitlelere ulaşmasını sağladı. Özellikle Fransa, Belçika, İngiltere, İtalya ve İspanya’daki bisiklet üretimevleri bisikletin bu ülkelerde yaygınlaşmasına ve bisiklet sporunu gelişmesine önayak olmuştur.

1. Dünya Savaşı’nda Avrupa ülkeleri bisikleti askeri amaçla kullanmışlardır.

Günümüzde bisiklet, her toplumda kullanılan yaygın bir ulaşım ve eğlence aracıdır.

Geçmişten Günümüze Fayton

Faytona kısaca at arabası denebilir ancak daha ayrıntılı bir tanım verilmesi gerekirse körüklü, dört tekerleği olan atlı bir binek arabasıdır.

Fayton günümüzde çok kullanılan bir ulaşım aracı değildir. Fayton yalnızca eski dokuyu yaşatmaya çalışan nadir yerlerde bulunabilir. Bu yerlere örnek verilecek olursa İstanbul’da Adalar denebilir. Osmanlı döneminde çok yaygın olan Fayton günümüzde yerini motorlu taşıtlara bırakmış durumda.

Faytonun Tarihçesi ve Gelişimi

Osmanlılar döneminde arabalara genellikle “kupa” adı verilirdi. Son dönemlerde talika, kinto, katip odası, lando denilen türlü görünümde arabalar da yapıldı. Bütün bunlarla yalnızca insan taşınırdı. Otomobilden sonra fayton yavaş yavaş bırakıldı, büyük şehirlerde tümüyle ortadan kalktı, Anadolu kasabalarında ise sayısı azaldı. Son yıllarda yeniden canlanan fayton ekini(kültür) bir çok şehirde çoğaldı bu yüzden de Akhisar’da(Manisa) fayton üretimevi kuruldu ve bu üretimevi yeryüzünün bütün ülkelerine fayton gönderiyor.

Lando ile kupaların oturma yerleri tümüyle kapalıdır. Tek veya çift atla çekilen faytonların körükleri yarı yarıya ve öne doğru kapanacak biçimdedir, sürücü için ön bölümde yüksek bir yer vardır.

Adalar’da(İstanbul) motorlu taşıt kullanmak yasağı olduğu için faytonlar bu adaların özelliğini oluşturur.

Geçmişten Günümüze Otomobil

Otomobil günümüzde daha çok kişisel amaçlar için kullanılan bir ulaşım aracıdır. Kişilerin daha çok özel ulaşım amacı için kullandıkları otomobillerin ticari amaçla da kullanılıyor olduğunu belirtmek gerekir. En hızlı gelişen uygulayım bilimlerden(teknoloji) birisi de hiç kuşkusuz otomobil uygulayım bilimidir. Kişi yaşamını oldukça kolaylaştıran bir uygulayım bilim olan otomobilin günümüzdeki en büyük sorunu trafik olarak ortayaa çıkıyor.

Otomobil, Auto: Yunancadaki anlamıyla kendiliğinden, mobile: Latincedeki anlamıyla devinimli(hareket) demektir. Otomobil kavramının ortaya ilk çıktığı dönem göz önüne alınırsa at kullanılmadan, itmeden veya çekmeden kendiliğinden hareket edebilen öz itmeli taşıt anlamına gelmektedir.

Otomobilin Uygulayım Bilimsel Gelişimi ve Tarihi

Çalışabilen ancak kullanışlı olmayan ilk içten yanmalı motor 1680 yılında Hollandalı Christiaan Huygens’in yaptığı barutun yanması ile çalışan itenekli(piston) makine oldu. Kapalı bir silindir içinde patlayan barut kayabilen bir iteneğe etki ederek iteneğin devinimini sağlamaktaydı.

İngiliz Thomas Savery 1698’de ilk buharlı makineyi yaptı.

İngiliz James Watt 1769’da uzun süreli çalışan buharlı makineyı yaptı.

Yine 1769’da kendi kendine hareket eden ilk araç Fardier; Fransız mühendis ve topçu yüzbaşı Nicolas Joseph Cugnot tarafından yapıldı.

Oliver Evans 1787’de Amerika’da yolcu taşıyan araç yapmıştır.

İngiltere’de 1801’de Richard Trevithick buharlı otomobil yaptı.

İçten yanmalı motorların, özellikle dizel motorlarının temel ilkeleri, genç bir Fransız mühendisi Sadi Carnot tarafından 1821’de ortaya atıldı

15-20 km hızla giden, buharla çalışan ve 14 yolcu taşıyabilen ilk yolcu otobüsleri 1830’da üretildi.

İngiliz Parlamentosu 1860’ta bütün arabaların iki sürücüsü ve önünde gündüz kırmızı bayrak gece kırmızı fener bulunmasını koşul koşan kanun çıkardı. Bu kanun motor gelişim hızını biraz durdurdu. 1896 yılında bu yasa kaldırıldı.

Yine 1860’ta hava gazı ile çalışan ticari bakımdan elverişli ilk motor Belçikalı mühendis Jean Joseph Etienne Lenoir tarafından yapılmıştır.

Fransız mühendisi Alphonse Eugene Beau de Rochas 1862’de dört zamanlı çevrimin ilkelerini ortaya koydu.

Alman mühendisler Nicholaus August Otto ve Eugen Langen, Rochas’ın bulduğu ilkeleri 1867’de uygulamaya çevirerek dört zamanlı çevirmeli motoru yaptılar.

Nikolaus August Otto 1876’da ilk dört zamanlı gaz motorunu üretti. Otto yaptığı motorun patentini 1877’de Amerika’dan aldı.

İngiliz mühendisi Dugal Clerk 1878’de iki zaman ilkesine göre çalışan ilk motoru yaptı.

Amerika’da George Brayton 1880’de benzin yakıtlı motor yaptı.

Benzinle çalışan içten yanmalı motorlu ilk otomobil Alman mühendis Carl Friedrich Benz tarafından 1882’de yapıldı.

Viyanalı Siegfried Marcus 1889’da geliştirdiği motorla Viyana sokaklarında 12 km hızla gezerken toplumun ürkmesine neden olmuş ve birkaç kaza yapmıştır. 17 suçtan yargılanan Marcus buluş yapmayı bıraktı.

Herbert Akroyd Stuart, 1890’da bir kaza sonucunda kızgın bir yere değen gaz yağının hava ile karışarak yandığını gördü. Bu olaydan etkilenerek yaptığı deneylerle motorunu geliştirdi ve patentini aldı. Motorunda yakıt, emilen ve yavaşça sıkıştırılan hava içerisine bir memeden gönderilerek patlayıcı ve yanıcı bir karışım oluşturulmaktaydı. Bu karışımın yanabilmesi için duvarları yüksek düzeyde ısıtılan ve buharlaştırıcı adı verilen bir ön yanma odası vardır. Ana yanma odasına bir kanalla birleştirilen bu oda ilk devinim için dışarıdan ısıtılmaktadır. Bu motorda havanın ısısının sıkıştırma oranıyla arttığı düşünülmediğinden verim düşük olmuştur.

Yine 1890’da bir Alman mühendis olan Capıtaine, Akroyd’un motoruna benzeyen bir motorun patentini aldı. Bu motorlar yarım dizel motorların atasını oluşturdu.

İlk otomobillerin çoğu, dişlileri olmadığı için yokuş çıkamıyor, önce durup sonra geriye doğru inmeye başlıyordu. 1893’da yapılan Benz Victoria marka arabada bir deri kayışı küçük bir kasnağa bindiren bir kol kullanılmıştı. Bu düzenek tekerleklerin daha yavaş dönmesini ve yüksek kaldıraç gücünün arabayı yokuş yukarı tırmandırmasını sağlıyordu. Zincir çekişli Velo tasarımlı araçta da bu biçimde üç ileri bir geri kasnağı vardı. Çekişin kolaylıkla arka tekerleklere iletilmesi için motor hep arkaya ya da sürücünün altına konuyordu.

1892-1897 yılları arasında Münih Teknik Yüksekokulu mühendislerinden Rudolf Diesel kendi adıyla bilinen dizel motoru yaptı ve geliştirdi.

Amerikan’ın ilk başarılı otomobili “duryea” 1893’te J. Franck ve Charles Edgar Duryea tarafından yapılmıştır.

1894’te ilk resmi otomobil yarışı düzenlenmiştir

Fransa Otomobil Kulübü(AFC) 1898’de Paris’teki Les Tuiliers’in Güneşli Bahçeleri’nde ilk otomobil fuarını düzenlemiştir.

İstenildiğinde benzinli, istenildiğinde elektrik motoruyla ilerleyebilen ilk aracı 1902’de Ferdinand Porsche yapmıştır. 1902 yılında “Mixte-Wagen” adını verdiği aracı tanıtmıştır. Viyanalı bir fayton üreticisi olan Ludwig Lohner ile birlikte çalışan Porsche 4 silindirli bir Daimler motoruna aküler, bir üreteç ve elektrik motorları ekledi. Bu durumuyla Mixte, benzinli motor durdurulduğunda bile akülerin çalıştırdığı elektrikli motorla ilerleyebiliyordu.

Fransız Gustave Liebau 1903’te ilk emniyet kemerini tasarladı ve patentini aldı.

Kısa adı FIA olan Uluslararası Otomobil Federasyonu 1904’te kuruldu.

İsveçli mühendis Alfred Büchi 1905’te egzoz gazlarından yararlanarak çalışan bir türbin aracılığıyla dört silindirli bir motora aşırı hava yüklemeyi başardı.

İlk tampon takılan araç 1905’te İngiltere’nin Kilburn kentindeki Simms Manufacturing kuruluşunda üretilen 20 beygir gücündeki Simms-Welback marka araçtır. Aynı yıl tamponun patentinin F. R. Simms tarafından alınmasına karşın gerçekte bu düşünce yeni değildi 1897 yılında Moravya’daki İmperial Nesseldorf vagon üretimevinde yapılan Çek ürünü Prasident marka otomobilin önüne tampon konmuş ancak Viyana yakınlarında yapılan denemelerde ilk 10 milden sonra tampon düştüğü için bir daha takılmamıştır.

ABD’li Henry Ford 1908’de T adındaki ilk dizi üretim otomobili yaptı. İlk üretim bandı düşüncesinin de babası olan Ford 1913’te günde 1.000 araba üretebiliyordu.

İngiltere’de “Royal Aircraft Establishment” üretimevleri 1918’de mekanik püskürtmeli dizel yakıt düzenini geliştirdi. Böylece yüksek devirli dizel motorları oluşturularak hafif taşıtlarda kullanılmasına ortam hazırlandı.

Avrupa’nın ilk dizi üretim otomobili Type A Citroen tarafından 1919’da piyasaya verildi. Citroen aynı yıl yeryüzünde ilk düzenli satış sonrası hizmetleri yapılandırdı.

Voisin kuruluşu 1920’de hidrolik olarak çalışan ABS’nin atası üzerine çalışmalar yaptı. “Frenlemenin tekerlekleri kilitlemesini önleyici donanımı” tanımıyla da Almanya’da 671925 ilk patentini aldı.

Citroen 1924’te yeryüzünün ilk çelik karasörlü otomobili B10’u üretti.

Yine 1924’te MAN’ın ürettiği bir kamyon doğrudan enjeksiyonlu dizel bir motoru kullanan ilk araç oluyordu.

Citroen 1934’te dizi olarak önden çekişli araç üretmeye başladı

İsviçreli kamyon üreticisi Saurer 1938’de ilk turbo motorlu kamyonu üretti

Kaynakça

BAKIRCI,Muzaffer. MARMARA COĞRAFYA DERGİSİ SAYI: 25, OCAK – 2012, S. 340 – 377.ULAŞIM COĞRAFYASI AÇISINDAN TÜRKİYE’DE HAVAYOLU ULAŞIMININ TARİHSEL GELİŞİMİ VE MEVCUT YAPISI.

BAKIRCI,Muzaffer.ULAŞIMIN FONKSİYONEL YAPISI VE İLİŞKİLERİ.

KAPLUHAN,Erol. Uluslararası Sosyal Araştırmalar Dergisi cilt:7 sayı:33. ULAŞIM COĞRAFYASI AÇISINDAN TÜRKİYE’DE KARAYOLU ULAŞIMININ TARİHSEL GELİŞİMİ VE MEVCUT YAPISI.

http://www.frmartuklu.net/konu/geçmişten-günümüze-ulaşım-araçları -ve-tarihleri.214700/

ÇETİN,Birol.,BARIŞ,Serap.,SAROĞLU,Serap. Çankırı Karatekin Üniversitesi iktisadi ve idari Bilimler Fakültesi Dergisi, Türkiye’de Karayollarının Gelişimine Tarihsel Bir Bakış.*

PAYLAŞ
Önceki makaleUlaşım Tarihi(1)
Sonraki makaleKristof Kolomb

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz