Anasayfa Fiziki Doğal Yıkımlar Aral Gölü’nde Çevresel Yıkım

Aral Gölü’nde Çevresel Yıkım

527
0
PAYLAŞ

Aral Gölü, Tanrı Dağları ve Pamir Dağları’ndan doğan, Ceyhun ve Seyhun olmak üzere iki ana ırmak ve bu ırmakların havzası içerisinde yer alan, altı Orta Asya ülkesinin topraklarından oluşan(Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Tacikistan, Afganistan, Türkmenistan) geniş bir alanı kapsamaktadır.

Aral Gölü Havzası’ndaki ülkeler, bunların Ceyhun ve Seyhun ırmaklarına olan su katkıları, toplam havza içindeki su katkıları ve yüzde oranları şu biçimdedir;

Aral Gölü, bundan tam 60 yıl öncesine dek Orta Asya’nın en büyük gölü, yeryüzünün ise en büyük 4. gölü olarak biliniyordu. Hatta bölgesinde “çölün mavi gözü”ydü. Ancak bu mavi göz 21. yüzyıla ulaşamadı. Gölün yüzeyi %90 küçülerek, yerini suların çekildiği bölümde oluşan, “yeryüzünün en genç çölü” Aralkum’a bıraktı.

Aral Gölü ve Havzası(Siri Derya: Seyhun, Amu Derya: Ceyhun)

Peki Aral Gölü Nasıl Kurudu?

Yeryüzündeki en büyük çevre yıkımlarından birini oluşturan Aral Gölü, Sovyetler Birliği döneminin yanlış ekonomik politikalarının bir sonucudur.  Aral Gölü’nün kurumasının gerçek nedeni Ceyhun ve Seyhun ırmaklarının sularının göle varmadan önce, aşırı düzeyde tüketilmesidir. Ceyhun Irmağı sularının büyük bölümünün Türkmen Kanalı’na yönlendirilmesi, aynı zamanda bölgedeki pamuk üretimi için yapay sulama kanallarına yollanması, ekili alanların sürekli genişletilmesi Ceyhun ve Seyhun ırmaklarının sularını Aral Gölü’ne ulaşamaz duruma getirmiştir. Bu dönemde su tüketimi üç kat, sulamaya açılan alanlar ise üç kattan daha çok artarak 8,11 milyon ha’a ulaşmıştır. Göle ulaşan suyun azalması sonucu göl su düzeyi yılda 1,5-2 m düşmeye başlamıştır. 2010 yılına gelindiğinde gölün çekildiği 54.000 km²’lik alanda, tuzlu kum katmanlarıyla kaplı “yeryüzünün en genç çölü” Aralkum oluşmuştur.

Aral Gölü çevresinden her yıl rüzgarla birlikte uçan yaklaşık 15-75 milyon ton tuzlu kum tozlarının 150-500 km’lik bir alan içine dağılarak bölgeyi büyük bir çevre yıkımıyla karşı karşıya bıraktığı görülmüştür. Bu arada topraktan çok ürün almak amacıyla düzgüsüz(anormal) bir biçimde yapay kemre(gübre) ve kimyasal ürünlerin kullanılması da toprağı ve suyu sağlığa zararlı olacak biçimde ağılamıştır(zehirleme). Bu ağılanma ve kirlenme önüne geçilmesi güç sonuçlar doğurmuştur ve Aral Gölü’nü kuruma noktasına getirmiştir.

Bugün Aral Gölü, %90 oranda küçülerek eski kıyılarından yaklaşık 170 km geri çekilmiş durumdadır. 1960 yılında 68.900 km² yüzölçümü ve 1.083 km³ su oylumuna(hacim) iye(sahip) Aral Gölü’nün derinliği 68 m’i bulmaktaydı. 2010’da gölün yüzölçümü 12.100 km²’ye, su hacmi 110 km³’e, su derinliği ise 24 m’ye düşmüştür.

Aral Gölü, 1989(soldaki) 2014(sağdaki)

Aral Gölü Havzası’nda 1960’lı yıllarda 300’den çok bitki, 35 kuş, 23 başka hayvan türü, bulunduğu Özbekistan’da kayıt altına alınmıştır. 1960’ta 34 balık türü bulunan gölde o dönemde yılda ortalama 60 bin ton balık avlanırken, bugün Kuzey Aral dışında balıkçılık yok olmuştur. Kuzeyde, Kazakistan’daki güneyde ise Moynak’taki balık konservesi üretimevleri(fabrika) ve soğuk hava depoları terk edilmiştir. Gölün eski kıyısında kalan balıkçı tekneleri bu bölgeleri gemi hurdalığına çevirmiş, oluşan Aralkum Çölü’nde artık develer gezmeye başlamıştır.

Aral Gölü’nde Su Düzeyindeki Keskin Düşüş

Aral Gölü’ndeki suyun çekilmesi bölgedeki iklim koşullarını da etkilemiştir. Kazakistan’daki yerel IFAS(International Fine Arts Symposium) uzmanları Aral Gölü’nde su varken bölgede daha ılıman bir iklimin egemen olduğunu açıklamıştır. Gölün dolu döneminde göl suyu geç ısınıp geç soğuduğundan bölgede özellikle gece gündüz arasındaki sıcaklık değişimi daha az olmuştur. Aral Gölü, suyu çekilip yerini Aralkum Çölü’ne bıraktıktan sonra yüzeyin çabuk ısınıp çabuk soğuması gece ve gündüz sıcaklık değişimlerini artırmıştır. Kazakistan Kızılorda Bölgesi IFAS uzmanı Bayalimov Daulet Aymagambetoviç 1960 yılında Aral Gölü çevresindeki gündüz sıcaklıkları ortalama 40-45°C, gece sıcaklıklarının ise 30-35°C iken göl kuruduktan sonra gündüz 40°C olan sıcaklıkların gece yarı yarıya azalıp 20°C’ye düştüğünü belirtmiştir.

Çevre Yıkımının Toplumsal Yaşam Üzerindeki Etkileri

3/5’ü çöl ya da yarı çöl olan Özbekistan’da tarım yapılan alanın hemen tümünün sulanması gerekmektedir. Ancak suyun yukarı çığırındaki ovalarda yaşayan çiftçiler, kendi yaşam biçimlerini koruma kaygısıyla daha çok su almaktadır. Bunun anlamı da suyun aşağı çığırında, Özbekistan’daki çiftçilere daha az su kalması demektir. Özbekistan’daki yaşam suyun azalmasıyla oldukça zor günler geçirmiştir.

Irmaklar ve göller, sanayi atıkları ve arıtılmamış kanalizasyon atıkları ile tarım alanlarından gelen kemre(gübre) sızıntıları ile kirlenmiştir. Sağlık ölçünlerine(standart) uygun olmayan sular ortaya çıkmıştır.

Aral Gölü’nün kuruması, çevrenin ağılı(zehir) çöllerle kaplanması ve kumların rüzgar aracılığıyla bir yerden başka bir yere taşınması bölge toplumunda türlü hastalıkların(kansızlık, verem, sarılık, sıtma vb.) ortaya çıkmasına ve var olan hastalıkların da artmasına neden olmuştur. Hatta toplumun direncinin az olması bu yerlerde “Ekolojik AIDS” kavramının yaygınlaşmasına neden olmuştur. Ayrıca bu kumların suya karışması nedeniyle kişilerin birçoğunun böbreklerinde kum ve taş belirlenmiştir. Çünkü, kum kaynatılarak yok edilememektedir.  Toplum uzun süre su yerine “kök” adı verilen çayı içmiştir.

Özbekistan’ın Karakalpakistan bölgesine bağlı Moynak’ta belli yerler balık yetiştirmek için sularla doldurulmuştur. Bu su birçok kimyasal karışım içermektedir. Ancak balık ve diğer tarım ürünlerini yememek açlıktan ölmek demek olduğundan toplum bu ağılı balıkları yemek durumunda kalmıştır. Buna bağlı olarak bu bölgelerde bebek, çocuk ve yüklü(hamile) kadın ölümlerinin oranı yükselmiştir.

Aral Gölü’nü Kurtarma Çabaları

Aral Gölü’nde ortaya çıkan çevre yıkımı beş Orta Asya ülkesinin(Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Tacikistan) de bu durumdan etkilenmesine yol açmıştır. Bu nedenle 1993 yılında bir araya gelen bu beş ülkenin önderleri bu sorunun birlikte çözümüne yönelik bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşma çerçevesinde Aral Gölü’nü korumak için uluslararası bir vakıf(IFAS) kurulması da karara bağlanmıştır.

Bu vakfın ve Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Örgütü(AGİT), Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı(UNDP) gibi uluslararası kuruluşların bölgeye olan ilgisinin artması bölgedeki kurtarma çalışmalarında hareketlenmeye neden olmuştur. Bu konuda birçok tasarı oluşturulmuş ve kurultaylar, konferanslar düzenlenmiştir. Dünya Bankasınca yapılan bir çalışmada Aral Gölü’nün tümüyle kurtarılmasının yakın bir gelecekte olanaklı olmayacağı belirlenmiştir.

Bu gölün tümüyle dolması için 25 yıl boyunca yılda 75 milyar m³ suya gereksinim olduğu belirlenmiştir. Bunun sağlanmasının Ceyhun ve Seyhun ırmaklarının yıllık toplam sığasının(kapasitesinin) yaklaşık 112 milyar m³ olduğu ve şu anki kullanımlarla bu suyun çok büyük bölümünün göle gitmeden çevrildiği düşünüldüğünde gerçekçi olmadığı görülmektedir. Bu nedenle gölü kurtarma çalışmaları önce Kuzey Aral’ın yeniden kazanılması için başlatılmıştır.

Kuzey Aral Tasarısı ise olumlu sonuçlar vermiştir. Bu tasarının başarılı olmasının iki ana nedeni vardır. Bunlardan ilki tasarının tümüyle Kazakistan sınırları içinde kalacak olan Kuzey Aral’a yönelik olması nedeniyle Kazakistan tarafından daha çok desteklenmesidir. Diğeri ise göl oylumunun(hacim) Güney Aral’a göre çok küçük olması ve bunun da göle giren suyu bir mühendislik yapısı ile kabararak sonuç alınabilmesinin olanaklı olmasıdır. Aral’ı kurtarma çalışmaları 1992 yılında yerel toplumun Kuzey Aral’a dökülen Seyhun ırmağının suyunu bu gölde tutmak için yaptığı set ile başlamıştır. Ancak bu set 1993 yılında yıkılmıştır. 1996 yılında yeniden yapılan set 1999 yılında yine yıkılmıştır. Sonunda bölgeye Dünya Bankası kredisi ile ön yüzü beton kaplamalı Gökaral Barajı yapılmıştır. Bu tasarı 2006 yılında tamamlanmış ve Kuzey Aral’da su düzeyi yeniden artmaya başlamıştır.

Gökaral Barajı

AB ve Çözüm Önerileri

AB, bölgeye ve Aral Gölü’ne özel bir önem vermiş, gölün kurtarılması için değişik finans kuruluşları aracılığıyla ekonomik dayanak olmuş, uygulayım bilim(teknoloji) aktarımı gerçekleştirmiştir. AB’den ve diğer uluslararası kuruluşlardan gelen yardımlar Orta Asya’da eleştirilmiştir. Eleştiri nedenlerinden kimileri şunlardır: Uluslararası tasarılar kısa sürelidir; belirli kuruluşlara bağımlılık vardır. Bunların ötesinde uluslararası kuruluşlar yapılan tasarıları kendi aralarında yeteri kadar eş güdümlenmemişlerdir.

Aral Gölü kurtarma çalışmalarında 2013’e dek başarılı bir sonuç alınamamışsa bunun önemli nedenlerinden biri de söylem çözümlemesinin yeterince yapılamamasında yatmaktadır. İlginç olan ise bunun Batılı siyaset bilimcilerce de değerlendirilmemesi olmuştur.

Bir başka önemli konu ise uluslararası örgütlerin, siyasi aktörlerin Aral Gölü’nü kurtarma çabalarına karşı beslenen bir güvensizlik duygusuna egemen olmalarıdır. Bir diğer sorun ise kısa vadeli ve belirli bölümleri içeren tasarıların gerçekleştirilmek istenmesi olmuştur.

Konunun finans boyutu da önemlidir; kurtarma çabaları önemli bir finans gereksinimini gerektirecektir. Çözümde Batı’nın siyasi ve ekonomik girişimler vardır; ancak Batı’ya duyulan güvensizlik söz konusudur. Özellikle kimi ülkelerde renkli devrimler sonucu iktidarların devrilmesi, 2005 Andican şehrindeki kanlı olayların arkasında da Batılı güçlerin olduğu inancı bu güvensizlik ortamın derinleşmesine neden olmuştur.

Kaynakça

  • Yıldız, D., (2014), Orta Asya’nın Su (Yönetimi) Sorunları ve Aral Gölünü Geri Döndürme Çabaları, Hidropolitik Akademi, Ankara
  • Yılmaz, S., (2000), Aral Gölü Çevre Felaketi ve Orta Asya, T.C Başbakanlık Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı, Avrasya Etüdleri, 93-108
  • Uslu, K., Öngel. V., Sözen. İ., (2011), Aral Gölü Havzasındaki Su Kaynaklarının Orta Asya Ülkelerinin Sürdürelebilir Büyümelerine Etkisi, Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F Dergisi, Cilt: 15, 1: 141-162
  • İyikan. N., (2013), Aral Gölü Sorunu ve Bölgedeki Siyasi Gelişmelere Etkisi, Elektronik Siyaset Bilimi Araştırmaları Dergisi, Cilt: 4 , 2: 52-69
  • Bozdağ. E., (2012), Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nde Su Yönetimi Sorunları, Cumhuriyet Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, Cilt: 13, 1: 1-14, Sivas
PAYLAŞ
Önceki makaleStrabon
Sonraki makaleGalata Köprüsü

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz