Anasayfa Makaleler Beşeri Strabon

Strabon

1910
0
PAYLAŞ

Strabon(MÖ 60-MS 24) yeryüzünün ilk coğrafyacısı sayılmaktadır. Aynı zamanda tarihçi ve filozoftur. MÖ 60 yılında Pantos’ta, Amaseia(Amasya) kentinde doğmuştur. Varlıklı bir aileden olduğu için iyi bir öğrenim alabilmiş ve istediğince gezme olanağını bulmuştur. Öğrenimine daha genç yaştayken Karya’da, Nysa(Sultanhisar) kentinde Aristodemus’un yanında başlamıştır. Daha sonra Roma’ya giderek, Seleukialı(Antalya/Manavgat yakınlarında bir eski şehir) filozof Mnesarkhos ile derslerine devam etmiş, Tyrannion’dan coğrafya dersleri almış ve etkisinde kalarak coğrafya alanına yönelmiştir. Öğretmenleri arasında stoik filozof, tarihçi, büyük bilgin Poseidonios da vardır. Ayrıca bir diğer stoik düşünce temsilcisi olan Athenodoros’un düşüncelerinden de etkilenmiştir.

Strabon, güneyde Aethiopia(Etiyopya) sınırına dek Nil Vadisi’ni gezmiş, doğuda Komana Aureia’da kısa bir süre bulunmuş, Pyramos(Ceyhan) Irmağı’nı, Frigya’da Hierapolis’i(Pamukkale) Karya’da Nysa’yı(Sultanhisar) ve İyonya’da Efes’i görmüş, Pantos bölgesini yakından tanımış; Sinope’a(Sinop), Kyzikos’a (Erdek) ve Nicea’ya (lznik) gitmiş, Kilikya ve Karya’da dolaşmış; Mylasa’ya (Milas), Alobonda’ya(Araphisar), Tralles’e(Aydın) ve olasılıkla Synnada(Şuhut), Magnesia’ya(Manisa), Smyrna’ya(İzmir), Eukseinos(Karadeniz) kıyılarına ve Suriye’ye ve Berytos’a(Beyrut) dek gitmiştir. Ayrıca, Yunanistan, Roma İlhanlığı ve Mısır’ın büyük bir bölümünü de gezmiştir. MS 24 yılında, son yıllarını geçirdiği, doğum yeri Amaseia’da öldüğü varsayılmaktadır.

Bir oyma üzerinde Strabon, 16.yy

Corafya’ya Katkıları

Helenistik çağın sonuna doğru, Roma İlhanlığı’nın(imparatorluk) bir güç durumunda genişlemesiyle coğrafi bilgiler artmaya başlamıştı. Romalılar, özellikle yeni aldıkları alanları içeren yol haritaları hazırlıyorlardı. Ama coğrafya adına yapılan çalışmaların sayısı azdı. Ancak, örneğin Polybius(MÖ 205-123) ve Poseidonios(MÖ 135-51) gibi yazarlar coğrafyadan çok tarih sayılan çalışmalarına topografik betimleri de katmışlardı. Polybius akarsuların yavaş yavaş vadileri nasıl aşındırdığına vurgu yapmış, Poseidonios da Sardinya Denizi’nin derinliğini ölçmüş, gelgiti incelemişti. Yalnızca coğrafya olarak nitelenebilecek çok az sayıdaki çalışma ise Yunan ve Roma İlhanlığı süresince ve daha birkaç yüzyıl boyunca bilim kişilerinin coğrafi çalışma olarak yaptıkları, yeryüzünün belirli bölümlerine ilişkin betimlerden oluşuyordu. Amaseia doğumlu Strabon’un o dönemlerde bilindiği kadarıyla yeryüzünün betimlerini içeren on yedi ciltlik çalışması Geographika’nın çıkmasıyla coğrafyanın da sonunda “kendi yaşayan ifadesi“ni bulduğu varsayılır.

Strabon’un önemi “ilk kez olarak coğrafya biliminin o tarihlerdeki durumu hakkında tam ve doyurucu bir bakış açısı getirmiş olması“nda yatmaktadır. Daha da önemlisi Strabon, coğrafya üzerine yazma konusundaki gerekçeleri de sıralıyordu. On yedi ciltlik çalışmasının birinci kitabına “Şimdi araştırılması önerisinde bulunduğum coğrafya bilimi, en az diğer bilimler kadar felsefecilerin ilgisine değerdir.” diyerek başlıyordu. Bununla ilgili verileri de, yine ilk kitabının ilk sayfalarında, şu biçimde yer alıyordu:

→ Konuyu daha önce tartışmış olanlar filozoftu,

Coğrafya üzerine yapılacak çalışmayı tek başına olanaklı kılacak geniş öğrenme yetisi, yalnızca, gerek beşeri gerekse kutsal olan şeyleri araştıran insanda vardır,

Coğrafyanın kullanılabilirliği “coğrafyacı da, yaşam sanatını –yani mutluluğu- araştırmakla meşgul birey olan felsefecinin(ruhunun) bulunması gerektiğini zaten önceden varsayar.”

Strabon, yeryüzünün yuvarlak olduğunu ve evrenin ortasına yerleştiğini varsayıyor ve onu beş kuşağa ayırıyordu; yerleşilmiş bölüm, her yanından okyanusla çevrilmiş çok büyük bir ada olarak tanımlıyordu. Yani aynı zamanda da tek bir okyanusun varlığından söz ediyordu. Geographika’sının büyük bölümü, bilinen yeryüzünün topografik betimi ve iki giriş kitabına ayrıldıktan sonra, sekiz kitap Avrupa, altı kitap Asya ve bir kitap da Afrika’ya ayrılıyordu. Birinci kitapta ansiklopedik bilgilerin öğrenilmesinin gerekli olduğunu ve “ülkelerin ayırt edici özelliklerini tanımlamaya çalışmaların gök bilimi ve geometriye de özel bir önem vermeleri gerektiğini” öne sürüyordu. Ona göre yeryüzündeki sıcak ve soğuk yerleşilmemiş alanlar kavramı, bilinen yeryüzünün özelliklerini betimleyen coğrafi değil ama kozmografik bir düşünce idi; coğrafi betim için kozmografik düşünceye de gerek vardı.

Strabon’un coğrafyasının yararcılığıyla ilgili görüşlerinde Yunan ve Roma toplumlarında bu bilim dalının üstlendiği merkezi görevin “siyasal” olduğu anlaşılmaktadır. Strabon’un; “Coğrafyanın büyük bölümü devletlerin gereksinimlerine hizmet eder. … Tümüyle coğrafyanın komutanların etkinlikleri üzerinde doğrudan büyük bir etkisi vardır.” biçiminde özetlenebilecek olan ve kendisinin daha da vurgulayarak sürdürdüğü görüşlerinden de bu ağırlık açıkça belli olmaktadır. Böylece, coğrafyanın rolü daha çok toprak almaları, yönetimleri altında bulunan topraklardaki güçlerini sürdürebilmeleri için yöneticilere bilgi sağlamaktı.

Bununla birlikte, Strabon, “nedenler” ile ilgilenmiyordu; bir incelemeci değil, betimci idi ve aslında aydın yön ve amaca da pek iye bulunmuyordu. Buna karşın, Strabon yaptığı işin mantığından kaçınamamıştı. Olayların ya da şeylerin “nerede” olduğunu anlatırken düzeni araştıracak ve böylece bağlantıyı kuracak bir çerçeve belirleyecek bu sorunun yanıtını bulmak durumundaydı.

Strabon, Geographika’nın hiçbir yerinde açık ve düz bir coğrafya tanımına yer vermemişse de: “Coğrafya, toplumsal yaşam ve yönetme sanatı açısından taşıdığı sınırsız öneme ek olarak, kara ve okyanusta yaşayanlar, bitki örtüsü ve yeryüzünün türlü bölümlerinin özellikleri ve ürünleri konusunda bizlere bilgi verir. Bu bilgi bireyi, yaşam ve mutluluğa ilişkin büyük sorunlarının önemli biçimde bilincinde kılar.” Biçiminde bu bilim dalının önemini vurgulamıştır. Strabon’un çalışması, birçok bakımdan, klasik coğrafyanın mantıksal bir birikimidir. Daha sonra Plynius ve Batlamyus’un yapacağı çalışmaların tersine, Strabon’un Geographika’sı coğrafya, korografya(sınırlı bir alanın betimi), topografyayı bilindiği kadarıyla, klasik dönemde tek ve eşsiz olan bütün bir yapıtta bütünleştirebilmiştir.

Strabon, suyun aşındırma gücünden, kimi yeryüzü biçimlerinin nasıl oluştuğundan, yanardağların, rüzgarların oluşumu ve yönlerinden de haberdardır. Aynı zamanda Antik Dönem’de yanardağların ilk neden/sonuç ilişkisine dayanan açıklamasını yapan yer bilimcidir. Daha milat yıllarında Batı Anadolu’daki Kula yöresini gören Strabon, Geographika’da bu alandan “Yanık Ülke” anlamına gelen “Katakekaumene biçiminde söz etmiştir. Yapıtın Anadolu’ya ait 12, 13 ve 14. kitaplarında(tek cilt içinde) yörenin etkin tektoniğini ve ekinsel peyzajını şöyle anlatmıştır; “Lidya ve Misyalılarca yerleşilen Katakekaumene bu biçimde adlandırılışını aşağıdaki kimi nedenlerden alır; yakınındaki Philadelphia kentinin duvarları bile güvenlikte değildir, hatta sarsıntıdan her gün çatlar. Burada yaşayanlar arazinin yarattığı erinçsizliğe(Huzursuzluğa) karşı hep özenlidirler ve bütün yapılarını ona göre tasarlarlar. Bu durumdaki diğer kentler arasında Apameia Kral Mithridates’in akınından önce depremle sarsılmış, o da bu ülkeye gelip de kentin yıkık olduğunu görünce yeniden yapılması için yüz talent vermiştir.”

Yine aynı yapıtın 135. sayfasında; “Beş yüz stadia uzunluğu, dört yüz stadia genişliği olan Katakekaumene olarak adlandırılan ülkeye gelinir. Burada hiç ağaç yoktur. Yalnızca, nitelik olarak ünlü şarapların hiç birisinden aşağı olamayan Katakekaumene şarabının elde edildiği bağlar vardır(Strabon’un adı geçen yapıtının 153. sayfasında söz konusu bağ ve şaraba ilişkin olarak, ‘Mesogis Dağı, Tmolos Dağı ve Katakekaumene Ülkesi hem zevk vermek, hem de tıbbi amaç için kullanılan çok iyi tür şarap elde ederler.’ bilgisi yer almaktadır). Toprağın yüzü küllerle kaplıdır, dağlık ve kayalık olan ülke sanki yangından olmuş gibi siyah renktedir. Bazıları, bunun yıldırımlardan ve ateşli yer altı patlamalarından olduğunu öngörmektedir. Ancak kaynağı şimdi tükenmiş olan ve yerden fışkıran bir alev nedeniyle olabileceği yerine, bütün bu ülkenin bir kezde böyle bir olayla yanmış olacağını varsaymak mantıksızdır.” açıklaması bulunmaktadır.

Geographika’nın üç cildini kapsayan Anadolu betimi bölümü.

Strabon, yapıtında Kalkedon’dan(Kadıköy) söz ederken “Denizden biraz içeride, içinde küçük timsahların yaşadığı bir pınar var.” der. Bu timsahlı pınarın Kadıköy’ün neresinde olduğu bilinmemektedir. Ancak Kurbağalı Dere’nin(Kuşdili Deresi) yatağını lığla(alüvyon) doldurmadan önce, bugünkü Uzunçayır yakınlarında bulunması olasıdır. Anadolu’nun Romalılarca alındığı yıllarda kimi tutsakların timsahlara kurban edildiğine göre Strabon’un “Kalkedon’un biraz içerisindeki küçük pınarda timsahlar vardı.” cümlesini anlamak çok de güç olmayacaktır.

Ayrıca Geographika’sında doğduğu yer olan Amaseia’dan ise şu biçimde söz etmiştir;”… Benim şehrim; içinde İris(Yeşilırmak) Irmağı’nın aktığı geniş ve derin bir vadide kurulmuştur. Kişi emeği buraya hem şehir hem kale özelliklerini çok iyi biçimde sağlamıştır. Çünkü burası çok yüksek ve sarp kaya olup dimdik ırmağa doğru iner ve ırmağın çevresinden şehrin kurulmuş olduğu yerde, kıyıda bir duvar ve her iki yanda da sivri tepelere doğru uzanan duvarlar vardır. Bu tepeler iki tane olup doğal bir biçimde görkemli bir kule gibi yükselmektedirler. Bu çevre içinde kralların hem sarayları hem de gömüt anıtları bulunur. Her ne kadar şimdi bir eyalet ise de Amaseia(Amasya) bir dönemler krallarındı.

Strabon’un doğduğu şehir olan Amasya’daki yontusu.

Strabon’un, gezileri ile ilgili yazdığı yapıt sayısının 43 kitaba dek ulaştığı söylenmektedir. Günümüze ise çok küçük bölümler kalmıştır. Historika Hypomnemata Türkçesi ile Tarihi Anılar adlı 43 ciltten oluşan yapıtından geriye; Polybius tarihinin bir devamı, Korinthos ve Kartaca’nın(MÖ 146) yıkılışından Sezar’ın ölümü ve Actium Savaşı’na dek süren dönemi kapsayan yalnızca 19 parçası günümüze dek ulaşmıştır.

Kaynakça

  • Özgüç, Nazmiye., Tümertekin, Erol., (2010), Coğrafya, Geçmiş-Kavramlar-Coğrafyacılar, Çantay Kitabevi, 34-36
  • Koçman, Asaf., (2004), “Yanık Ülke”nin Doğal Anıtları: Kula Yöresi Volkanik Oluşumları, Ege Coğrafya Dergisi, 13: 6, İzmir
  • Yaygın, Tahsin., Antik Anadolu Coğrafyası Kitap Tanıtımı (Strabon-Geographika), İzmir Mühendisler Odası, 115: 59, İzmir

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz