Anasayfa Makaleler Beşeri Çatalhöyük

Çatalhöyük

1025
0
PAYLAŞ

Uygarlığın gelişiminde önemli bir evre olan yerleşik toplumsal yaşama geçişle birlikte tarımın başlangıcı ve avcılık gibi önemli toplumsal değişim ve gelişimlere tanıklık eden Çatalhöyük Yeni Taş Çağı Kenti, Konya’nın Çumra ilçesi sınırlarında yaklaşık 14 ha’lık bir alan üzerinde yer almaktadır. İki höyükten oluşan ve 1958 yılında James Mellaart tarafından keşfedilen Çatalhöyük’ün daha yüksek olan Doğu Höyüğü, MÖ 7400-6200 yılları arasında tarihlenen 18 Yeni Taş Çağı yerleşim katmanından oluşmaktadır. Söz konusu katmanlarda toplumsal örgütlenmeyi ve yerleşik yaşama geçişi simgeleyen duvar resimleri, kabartmalar, yontular(heykel) ve diğer sanatsal ögeler yer almaktadır. Batı Höyüğü ise MÖ 6200-5200 yılları arasında tarihlenen Bakır-Taş Çağı’na ilişkin kültürel özellikler göstermektedir. Bu özellikleriyle Çatalhöyük, aynı coğrafyada 2.000 yıldan çok bir süredir var olan köylerden kentsel yaşama geçişin de önemli bir kanıtıdır.

Elbette ki Çatalhöyük’ten daha eski Yeni Taş Çağı yerleşimleri de var. Örneğin Mezopotamya’da yer alan Eriha, Çatalhöyük’ten 1000 yıl kadar daha eski ancak Çatalhöyük, barındırdığı nüfus ve yüzölçümü bakımından çok daha değerli olarak görülüyor. Yerleşime açık olduğu dönem içerisinde Çatalhöyük’te en az 8.000 bireyin yaşadığı düşünülüyor. Burası yalnızca nüfus büyüklüğü ile değil, bu dönemde Mezopotamya dışında böylesine büyük bir yerleşimin olması dolayısı ile de oldukça şaşırtıcı bir yer. Bu özelliklerinin bir sonucu olarak 2009 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne önerilmiştir. Uygarlık geçmişine ışık tutan Çatalhöyük Yeni Taş Çağı Kenti, 2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmıştır.

Yerleşme Özellikleri

Çatalhöyük’teki içlerine çatılardan girilen birbirine bitişik evler ile sokağı olmayan yerleşim eşsiz bir özellik sergilemektedir. Bu evlerde ortak duvar yoktur, her evin kendi bağımsız duvarı vardır. Evler ayrı ayrı tasarlanmış ve gereksinim duyulunca yanına başka bir ev yapılmıştır. Evlerin bitişik duvarları nedeniyle şehirde sokaklar yoktur. Ulaşım düz çatılar üzerinden sağlanmaktadır. Şehri sınırlayan ve koruyan sur niteliğinde herhangi bir buluntuya rastlanılmamıştır. Ev yapımında kullanılan gereç; kerpiç, ağaç ve kamıştır. Duvarlar arasında ağaç dikmeler vardır ve bu dikmeler üzerine gelen kirişler düz tavanı taşımaktadır. Tavanın üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil topraktır. Orta Doğu ve Anadolu’da diğer Yeni Taş Çağı alanları bulunmuş olmasına karşın Çatalhöyük; kalıntıların boyutu, yaşayan toplumun yoğunluğu, güçlü sanatsal ve ekinsel gelenekler ve zaman içindeki sürekliliğin benzersiz bileşimi ile olağanüstü evrensel değer taşımaktadır.

Çatalhöyük’te bir evin taslağı.

Her ev bir oda ve bir depodan oluşur. Odaların içinde dörtgen ocaklar, duvarların ön bölümlerinde taban döşemesinden yüksekliği 10-30 cm arasında değişen sekiler ve duvar içinde dörtgen oyuklar bulunmaktadır. Duvarlar sıvalıdır, sıva üzeri aka boyandıktan sonra sarı, al ve kara tonlarda resimler yapılmıştır. Kutsal odalar diğer odalara göre daha büyüktür. Bu evlerin içindeki duvar resimleri yanında ise gerçek boğa başı, koç başı ve geyik başlarının sıkıştırılmış kil ile konserve edilmiş trofeleri duvarlara uygulanmıştır. Bunların yanında kabartma biçiminde kişi figürleri ile hayvan figürleri de görünmektedir. En güzel ve gelişmişleri ise 7. ve 5. katmanlardadır. Bu resimler Eski Taş Çağı insanın mağara duvarlarına yaptığı resimlerin bir gelenek olarak ardılıdır. İnanç olarak avın bolluğu için yapılan resimlerdir. Geç döneme doğru duvar resimlerinde ev sahnelerinin azaldığı ve kuş motifleri ile geometrik desenlerin ortaya çıktığı görülür. Duvarlara resmedilmiş olan akbabalarca parçalanan başsız insan figürlerinin ölü gömme gelenekleri ile ilgili olduğu sanılmaktadır. Akbabalarca etleri yenerek temizlenen kemikler toplanarak hasırlardan yapılmış bir örtüye sarılır ve ev içindeki biçimlerin altına gömülürdü. Biçimler altında yapılan araştırmalarda çok sayıda iskelet ortaya çıkarılmıştır. Ölüye armağan olarak kemikten yapılmış aletler, renkli taşlar, taştan baltalar, deniz kabuğundan yapılmış boncuklar konmuştur.

Çatalhöyük’te bulunan bir ana tanrıça yontusu.

Çatalhöyük kazısında ele geçen yontular bize ana tanrıça kültürünün başlangıcı ve dönemin inançlarına ilişkin özgün bilgiler vermektedir. Pişmiş toprak ve taştan yapılmış bu yontular 5-15 cm arasında değişen büyüklüktedir. Şişman, iri göğüslü, büyük kalçalı ve zaman zaman doğum yapar durumda betimlenmişlerdir. Bu özellikleri bolluğu simgelemeleri nedeniyledir. Çatalhöyük’te ele geçen alet ve gereçlerin hemen hepsi taş, pişmiş toprak, baltalar, sığ tabaklar, yüksek kabartma bereket tanrıçası motifleri ile süs eşyası olarak kullanılan bilezik ve kolyelerdir. Pişmiş topraktan iri taneli hamura sahip, çarksız kara ve kiremit renkli kaplar ve çanaklar bulunmuştur. Ayrıca ana tanrıça ve kutsal hayvan figürü de pişmiş topraktan yapılmıştır. Kemikten yapılmış kesici ve delici aletler ile obsidyenden yapılmış mızrak ve ok uçları Çatalhöyük’te kullanılan en önemli gereçlerdir. Çatalhöyük’te 1996 yılına dek kazı yapılmamış; bu yıldan sonra İngiliz Arkeoloji Enstitüsünce Ian Hodder başkanlığında kazılar sürdürülmüştür. Kazı buluntuları Konya Arkeoloji Müzesi’ndedir. Bunların bir bölümü sergilenmiş, diğerleri ise depolarda koruma altına alınmış durumdadır.

Kaynakça

T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı

T. C. Kültür ve Turizm Bakanlığı

UNESCO

Arkeofili

Kültür Portalı

Olası Kaynakça

10 Maddede Neolitik Yerleşim Çatalhöyük’ü Anlamak

https://anamed.ku.edu.tr/tr/bir-kazi-hikayesi-catalhoyuk

 

PAYLAŞ
Önceki makale23 Eylül Gece-Gündüz Eşitliği
Sonraki makaleNippur
1992 yılında Bursa'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Bursa'da tamamlayıp İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü'ne giriş yaptım. Okurken çektiğim Türkçe coğrafi kaynak sıkıntılarını gidermek adına Ekopangea'nın kurulmasına önayak oldum.

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz