Anasayfa Haberler İTÜ’lü Bilim Kişilerine Göre Kıtalar Bal Gibi Damlıyor

İTÜ’lü Bilim Kişilerine Göre Kıtalar Bal Gibi Damlıyor

420
0
PAYLAŞ

Bilim kişileri, kıtaların yapısı ve Anadolu Yaylası’nın gelişimi konusunda önemli bir araştırma ortaya koydu. İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Oğuz Hakan Göğüş ve Prof. Dr. Celal Şengör öncülüğünde, Toronto Üniversitesi’nden Prof. Dr. Russell Pysklywec ve Erkan Gün tarafından yapılan çalışma ünlü bilim dergisi Nature Communications’ta yayımlandı.

Yeryüzünün çok disiplinli bilim dergisi olan Nature Communications, İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Celal Şengör, Doç. Dr. Oğuz Hakan Göğüş öncülüğünde Toronto Üniversitesi’nden Prof. Dr. Russell Pysklywec ve Erkan Gün’ün katkılarıyla hazırlanan makaleye yer verdi. Makale, 4.3 milyar yıldan günümüze dek var olduğu bilinen kıtaların fiziksel davranışına ilişkin önemli ipuçları ortaya koydu. Sonuçlar aynı zamanda Anadolu Yaylası’nın yükselmesi ve yanardağ etkinliklerinin nasıl gelişmiş olabileceğini de açıklıyor.

Kıtaların Kökleri Derine Damlıyor

Araştırmayı yürüten İTÜ Avrasya Yer Bilimleri Öğretim Üyesi Doç. Dr. Oğuz Hakan Göğüş, beş yıldan fazladır üzerinde çalıştıkları ve çalışma sonuçlarının Türkiye ile sınırlı kalmayıp yeryüzü ölçeğinde de ses getirecek etkileri olması nedeniyle Nature Communications dergisi yayın kurulu üyelerince yayımlanmaya değer görüldüğüne vurgu yaptı.

Doç. Dr. Göğüş, “Yüksek başarımlı(performanslı) bilgisayarlarla fiziksel modelleme tekniğini uyguladık ve yeryuvarının yaklaşık 120 km’lik en üst katmanı olan taş kürenin milyonlarca fiziksel yıllık davranışını anlamaya çalıştık. Ortaya çıkardığımız yüzlerce modeli çok disiplinli çalışmalardan elde edilen verilerle karşılaştırdık. Genelde kıtaları denizin üzerinde yüzen buz kütlesine benzetiriz. Aynı buz dağının altındaki görünmeyen kütlenin kalınlaştıkça suyun üzerindeki bölümünün de yüksek olabileceğini varsaydığımız gibi, yüksek dağların altında da derinlere doğru kalınlaşan bir kütle olduğunu varsayarız. Ancak elde ettiğimiz model sonuçları öyle gösteriyor ki kıtaların tabanları zamanla ısınıyor ve kırılmak yerine macun gibi derinlere, mantoya doğru akmaya başlıyor. Yerin derinlerine bal gibi damlayan kıta parçası kopunca yüzeyde geriye kalan hafif bölümü yukarı zıplatıyor.” diye konuştu.

“Yeryüzü deniz düzeyinden hızla 1 km yükseğe çıkabilir.”

Birkaç milyon yılda yeryüzünün deniz düzeyinden 1 km yükseğe dek çıkabileceğini öne süren Doç. Dr. Göğüş, yükselmenin yer bilimcilerin zaman ölçeğinde görece hızlı bir süreç olduğunu belirtti. Ayrıca, belirlenen önemli bir konunun da kıta kabuğu tabanının erimesi sonucu yüzeyde yanardağ patlamalarının olabileceğini anlattı.

Anadolu’nun 10 Milyon Yıldaki Değişimi

Doç. Dr. Göğüş, araştırma sonuçlarının ikinci ve önemli bölümünün ise Türkiye’nin üzerinde bulunduğu Anadolu’nun 10 milyon yıldan günümüze nasıl değiştiğini açıklayabilmesi olduğunu dile getirdi. Dr. Göğüş, uygulanan modelin süreçleri anlamaya son düzeyde yardımcı olduğunu dile getirdi. Göğüş, bulguların “Kökleri derine damlayan kıtalar” bilimsel savının Orta Anadolu Yaylası’nın;

1) Deniz düzeyinden bütünüyle en az 1 km yükselmesini,

2) Yanardağların gelişimi(özellikle yakın dönemdeki Anadolu yanardağları, Galatya ve Kapadokya) ve

3) Depremler yardımıyla elde edilen yerin içine ilişkin tomografik görüntülerinin nasıl geliştiğini açıklayabileceğini gösterdiğini belirtti.

Kıtalar Damlamayı Sürdürüyor

Doç. Dr. Göğüş, Anadolu coğrafyasının denemesi yapılan modeller için örnek oluşturmasının kendilerini oldukça heyecanlandırdığı da belirtilerek, levha hareketlerinin, depremlerin bu denli etkin olduğu alanda sıkışma sonucu kıtaların tabanlarının kalınlaşarak damlamaya uygun duruma gelmiş olabileceği de ileri sürüldü.

“Modeli 3 boyutlu yapmayı amaçlıyoruz.”

Doç. Dr. Göğüş, sonuçların oldukça çarpıcı olduğunu ve yer bilimleri araştırmalarında yeni çalışmalara öncülük edebileceğini belirtti. Göğüş, bundan sonraki çalışmalarının ise öne sürülen modeli bütünüyle üç boyutlu yaparak daha yüksek çözünürlüklü sonuçlar elde etmek istediklerini, ayrıca sözü edilen savın Orta Anadolu’da çok yakın geçmişte var olduğu bilinen yanardağların(~9000 yıl önce) ve deprem etkinliklerinin de gelişimiyle de karşılatıracaklarını dile getirdi.

Kaynak

Ntv

PAYLAŞ
Önceki makaleÖn Arkeen(Eoarchean) Çağı
Sonraki makaleAgung Yanardağı’nın Turizme ve İklime Etkileri
1992 yılında Bursa'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Bursa'da tamamlayıp İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü'ne giriş yaptım. Okurken çektiğim Türkçe coğrafi kaynak sıkıntılarını gidermek adına Ekopangea'nın kurulmasına önayak oldum.

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz