Anasayfa Makaleler Fiziki Büyük Okyanus

Büyük Okyanus

203
0
PAYLAŞ

Portekizli kaşif Ferdinand Macellan’ın “dingin deniz” anlamına gelen “Mare Pacificum” adını verdiği ve ilk kez Martin Waldseemüller’in haritalandırdığı kuzeydoğuda Kuzey Amerika, doğuda Güney Amerika, güneyde Antarktika, batıda ise Avustralya ve Asya ile çevrili yeryüzünün en büyük su kütlesidir. Büyüklüğü yaklaşık olarak yeryüzünün 1/3’ine eşit olan okyanusun yüzey alanı 63 milyon km²’yi geçer ki bu da yeryüzündeki tüm karaları içine alabilecek boyutta olması demektir. Kuzey-güney doğrultusunda en geniş yeri kuzeyde Bering Boğazı ile güneyde Antarktika kıyıları arasında yaklaşık 15.500 km, doğu-batı doğrultusunda ise doğuda Kolombiya ile batıda Malay Yarımadası arasında yaklaşık 19.300 km’dir. Yeryüzünün en derin noktası olan 11.034 m’lik Mariana Çukuru’nun da bulunduğu okyanusun ortalama derinliği ise 4.280 m’dir.

Büyük Okyanus, kuzeyde Bering Boğazı ile Arktik Okyanus’a, doğuda yapay Panama Kanalı, güneydoğuda Macellan Boğazı ve daha güneydeki Drake Geçidi ile Atlas Okyanusu’na bağlanırken batıda Hint Okyanusu’na geçiş daha karışıktır. Malay Yarımadası’ndan başlayarak Sumatra, Java gibi adaları izleyen okyanus sınırı Yeni Gine Adası’na dek küçük boğazlar ve geçitlerle delinir ve bu boğazlar ve geçitlerle Büyük Okyanus, Hint Okyanusu’na bağlanır. Yeni Gine Adası’nın güneyindeki Torres Boğazı da Avustralya’nın kuzeyinde başka bir geçiş sağlarken Avustralya ile Tazmanya Adası arasında Bass Boğazı bulunur. Tazmanya Adası’nın güneyinde ise Gambier, Tasman ve Balleny kırıklarının bulunduğu geniş bir boşluktan sonra Antarktika iki okyanus arasındaki sınırı belirler.

Büyük Okyanus Fiziki Haritası

Başlıca Yüzey Biçimleri

Okyanusun tabanını kabaca ikiye ayırmak olanaklıdır. Bunlardan biri Orta Pasifik Havzası olurken, diğeri okyanusun daha çok kıyı bölgelerine yakın olan dalma-batma alanlarıdır. Bir de bu iki alanın arasında bir andezit kuşağı uzanır. Okyanusun çevresindeki dalma-batma alanlarının ilerisinde ise yeryüzünün en etkin yanardağ kuşağı olan Ateş Çemberi bulunur ki Antarktika kıyıları dışında bütün okyanusu çevrelemektedir.

Okyanusun doğusundaki Cocos Sırtı, Orta Amerika Kıstağı’ndan güneybatıya Galapagos Adaları’na dek uzanır. Galapagos Adaları’nın güneyindeki Peru Havzası ise Sala ve Gomez Sırtı ile Güneydoğu Pasifik Havzası’ndan ayrılır. Güneydoğu Pasifik Havzası ise Doğu Pasifik Yükseltisi ve çok da belirgin olmayan Pasifik-Antarktik Sırtı ile Güneybatı Pasifik Havzası’ndan ayrılır.

Okyanusun güneybatısında ise Yeni Zelanda’nın güneyinde uzanan Macquarie Sırtı Hint Okyanusu ile sınırı oluşturur. Bu sınır kuzeydoğuya doğru Yeni Zelanda’yı geçerek Kermadec Adaları, Tonga ve Samoa’ya dek uzanır. Daha sonra batıya dönerek Wallis ve Futuna Adaları’nı geçip Solomon Adaları’na oradan da Yeni Gine Adası’na ulaştıktan sonra kuzeye döner. Kuzeye dönen sınır Palau, Guam ve Mariana Adaları’nı izleyerek Japonya’ya ulaşır. Daha sonra aynı sınır Kuril Adaları üzerinden Rusya’ya ve oradan da doğuya dönerek Aleut Adaları üzerinden Alaska’ya dek gider. Bu çizgi Büyük Okyanus’un tüm batı sınırıdır.

Avrasya ve Avustralya levhalarının Pasifik levhasına doğru ilerlemesi bu levhaların arasında Kuril, Japon, Filipin, Mariana, Endonezya gibi adayaylarının oluşmasını sağlamıştır.

Büyük Okyanus’ta dört tür ada oluşumu gözlenir; kıtasal adalar, yüksek adalar, mercan resifleri ve masadağ(guyot) adı verilen düz ve yüksek adalar. Kıtasal adalar andezit kuşağının dışında kalan Filipin, Yeni Gine ve Yeni Zelanda adalarıdır ki bu adalar oluşum açısından yakınlarındaki kıtalarla ilişkilidir.

Filipin Adaları

Yüksek adalar volkanik kökenlidir ve Bouganville, Solomon ve Havai gibi çoğu etkin yanardağ içerir.

Kilaueau Yanardağı, Havai Adası, Havai, ABD

Ayrıca okyanus içinde sayısız mercan adası da bulunmaktadır. Bu mercan adaları; resif, saçak, bariyer, atol ve masadağ oluşturacak biçimde okyanusun tropikal bölgelerine yayılmış durumdadır. Mercan resiflerine en güzel örneği Avustralya’nın kuzeydoğusundaki Büyük Set Resifi oluşturur. Yükselmiş mercan düzlükleri olan masadağlara ise Banaba ve Makatea örnek verilebilir.

Büyük Set Resifi, Avustralya

Karalar

Okyanustaki kara parçalarını kabaca üç büyük öbek olarak incelemek olanaklıdır. Bunlardan büyük bir üçgen biçiminde olan Polinezya; Havai, Paskalya ve Yeni Zelanda arasında Cook, Markiz, Samoa, Sosyete, Tokelau, Tonga, Tuamotu, Tuvalu ile Wallis ve Futuna gibi 2000 dolayında adadan oluşur.

Ekvator’un kuzeyinde ve tarih değiştirme çizgisinin batısında bulunan Mikronezya; Caroline, Marşal ve Mariana adalarını kapsar.

Okyanusun güneybatısında ise yeryüzünün ikinci en büyük adası olan Yeni Gine Adası’nın öne çıktığı Melanezya ise çoğunluğu mercan adası olan Bismark, Fiji, Solomon ve Vanuatu’dan oluşur.

İklim

Atmosferdeki rüzgar ve basınç düzenleri yeryüzündeki genel geçer kurallara oldukça uygundur. Hatta okyanustaki adalar sayılmazsa herhangi bir yer biçimi olmadığı için rüzgarlar yalnızca coriolis gücünden etkilenerek yön değiştirirler. Belki de okyanusun geneline yayılmış bu olan düzen, Ferdinand Macellan’a buraya “Pasifik” adını verdirtmişti.

30-40° enlemlerinden yola çıkan alize(ticaret) rüzgarları özellikle Doğu Pasifik’te etkili olurlar. Her iki yarım küreden yola çıkıp hızları 24 km/sa’e ulaşabilen bu rüzgarların karşılaşma alanları Ekvator’dur. Okyanusta, Ekvator çoğunlukla az bulutludur.

Alize rüzgarlarından başka okyanusta görülen önemli rüzgarlardan biri de tropikal rüzgarlardır. Okyanusun batı kıyılarında tayfun olarak adlandırılan ve aşırı alçak basınca bağlı oluşan bu rüzgarlar dönem dönem Avustralya’nın kuzeybatı kıyılarına dek etkili olabilirler. Ancak özellikle etkili oldukları bölge Filipinler ve Tayvan ile birlikte Çin kıyılarıdır ki bu bölgede her fırtınadan sonra can ve mal yitimi yaşanır.

Okyanusta etkili olan batı rüzgarları ise 60° enlemleri çevresinde kutuptan gelen rüzgarlarla karşılaşıp bir cephe oluştururlar. Güney Yarım Küre’deki batı rüzgarlarına “cesur batı rüzgarları” da denmektedir. Öyle ki Güney Yarım Küre’de oluşan cepheye sık rüzgarlar nedeniyle “kırk kükreyenler” adı verilmiştir.

Okyanusun geneline egemen olan bu tekdüzelik batı kıyılarında Muson iklimi etkisiyle yerini dönemlik bir düzene bırakır. Yazın okyanustan Asya kıtasına, kışın ise Asya kıtasından okyanusa esen muson rüzgarları bölgedeki sıcaklık ve nemlilik koşullarını büyük oranda değiştirir.

Büyük Okyanus’un suyu Kuzey Yarım Küre’de, Güney Yarım Küre’de olduğundan daha sıcaktır. Bu durum, okyanusun güneyde Antarktika’ya dek uzanmasından ve Kuzey Yarım Küre’nin küresel iklim koşulları nedeniyle zaten daha sıcak olmasından kaynaklanır. Isıl(termik) Ekvator ise okyanus üzerinde Kuzey Yarım Küre’de olsa da coğrafi Ekvator’a Atlas ve Hint okyanuslarında olduğundan daha yakındır.

Büyük Okyanus’ta tuzluluk oranı türlü etkenlere bağlı değişim gösterir. Örneğin; okyanusun kuzey bölgelerinde ‰32’nin altına düşen tuzluluk oranı Antarktika kıyılarında ve Ekvator’da ‰34’e, 30-40° kuzey enlemleri çevresinde ‰36’ya ve Güneydoğu Pasifik’te ‰37’ye ulaşır. Okyanusun geneline yayılmış olan bu kararlı yapı batı kıyılarında muson iklimine bağlı olarak yıl içerisinde değişir.

Akıntılar

Okyanusun ortasında tam Ekvator üzerinde bulunan ve doğuya doğru akan Ters Ekvator akıntısına ters yönde Güney Ekvator akıntısı ve Kuzey Ekvator akıntısı bulunmaktadır. Bunlardan Kuzey Ekvator akıntısı batıda Filipin Adaları yakınlarında kuzeye, Japonya’ya doğru dönerek Kuroşiyo sıcak su akıntısını oluşturur. Aynı akıntı Japonya’nın doğusunda kuzeyden, Bering Denizi’nden gelen Kamçatka soğuk su akıntısının devamı olan Oyaşiyo soğuk su akıntısı ile karşılaşır ve doğuya yönelir. Buradan sonra Kuzey Pasifik akıntısı adını alır ve ABD kıyılarında Kaliforniya soğuk su akıntısını oluşturur.

Büyük Okyanus’taki akıntılar.

Güney Ekvator akıntısı batıya doğru olan yolculuğunda kollara ayrılır. Bunlardan ikisi Avustralya ve Yeni Zelanda’ya doğru akarak Doğu Avustralya ve Tasman akıntılarını oluştururken bir diğeri Yeni Zelanda’nın doğusundan güneye iner ve Güney Pasifik akıntısı olarak doğuya yönelir. Bu sırada Güney Pasifik akıntısına koşut(paralel) olarak daha güneyde Antarktik Çevresel akıntısı bulunmaktadır ve bu ikisi daha sonra Humboldt(Peru) soğuk su akıntısını oluşturacaklardır.

Tüm bu akıntıların yanı sıra Güney Pasifik’te 3-4 yılda bir kim iklimsel olağandışılıklar görülmektedir. Bu olağandışılıkların adına genel olarak Güneyli Salınım(El Nino) denir. Güneyli Salınım özellikle Güney Pasifik, Doğu Asya, Kuzeybatı Güney Amerika ve Kuzey Amerika’da etkili olur.

Antarktika kıyılarında soğuyan sular derinlere dalar ve okyanus tabanında yayılarak Ekvator’a doğru ilerleyerek dip akıntıları oluşturur. Bununla birlikte akıntıların karşılaşma alanlarında da benzer dip akıntıları görülür. Karşılaşan iki akıntıdan soğuk olanı dibe çökerek yeni bir dip akıntısı oluşturur.

Gelgitler

Büyük Okyanus’ta iki tür gelgit gözlenir. Bunlardan ilki gün içerisinde bir çekilme ve bir ilerleme yaşanan günlük gelgit türü iken ikincisi aynı günde içinde birden çok çekilme ve ilerleme yaşanan karışık gelgit türüdür. Günlük gelgit özellikle Tonkin ve Tayland körfezleri, Java, Bismarck ve Solomon denizlerinde görülürken okyanusun kalanında karışık gelgit türü gözlenir.

Büyük Okyanus’ta gelgit genliği oldukça azdır. Öyle ki; gelgit genliğinin en az olduğu yer 30 cm ile Tahiti, en çok olduğu yerler ise 12 m ile Kore ve Kaliforniya körfezleri kıyılarıdır.

Geçmişi

Büyük Okyanus’taki adalara ilk yerleşenler binlerce yıl önce Doğu ve Güneydoğu Asya’dan göç edip önce Melanezya’ya ve oradan da Mikronezya ve Polinezya’ya ulaşan ilkel topluluklardı. Bu topluluklar 16. yüzyıla değin yalıtılmış olarak yaşamlarını sürdürdüler. 16. yüzyıldan sonra ise önce Portekizliler ve İspanyollar, sonra Hollandalılar daha sonra ise İngiliz ve Fransızlar bölgeyi araştırmaya ve buldukları varsıllıkları(zenginlik) sömürmeye başladılar.

Büyük Okyanus’u görebilen ilk Avrupalı 1513’te Karayip Denizi’nden karaya çıkıp Panama Kıstağı’nı geçen İspanyol kaşif Vasco Nunez de Balboa olmuştur. Ondan sonra ise yeryüzünün çevresini dolaşıp yuvarlaklığını kanıtlamak isteyen Ferdinand Macellan 1519-1522 yılları arasında Güney Amerika’nın en güneyinden Büyük Okyanus’a giriş yaptı ve bu büyük su kütlesine “dingin” anlamında “Pasifik” adını verdi. Ancak Macellan girdiği bu su kütlesinden, yerlilerle yaptığı bir savaşta yaşamını yitirerek çıkamayacaktı. 1525-1527 yılları arasında bir sefer de Garcia Jofre de Loaysa yaptı ve bugün Endonezya’daki Tidore’de Büyük Okyanus’taki ilk İspanyol sömürgesini kurdu. Loaysa’nın yolunu izleyen Andres de Urdaneta ise rüzgarları kullanarak okyanusun batısından doğusuna geçiş yolunu buldu ve bulduğu bu yol 18. yüzyılın ikinci yarısına dek ana ticaret yolu olacaktı. 1564’te Miguel Lopez de Legazpi Meksika’dan yola çıkıp Filipin ve Mariana adalarına, Alvaro de Mendena de Neira ise Peru’dan yola çıkıp Melanezya’ya ulaştı. 16. yüzyılın sonuna doğru ise Vice Bune, Bismarck Takımadaları ile Vanuatu’yu keşfetti.

Ferdinand Macellan’ın yolculuğu.

17. yüzyılda Hollandalılar özellikle Afrika’nın güneyindeki sömürge ve ticarete egemen durumdaydı. 1598’de Hollanda’dan yola çıkan 5 gemi Macellan Boğazı’ndan Büyük Okyanus’a geçti ancak gemilerden biri İspanyollarca biri Portekizlilerce ele geçirildikten sonra bir başkası Japonlarca batırıldı ve biri de okyanusta yitti. Geriye yalnızca Faith adlı gemi kalmıştı ve ancak 1600’de geri dönebildi.

Abel Janszoon Tasman 1642’de batıdan Güney Pasifik’e girerek Avustralya’yı dolaşıp Tasman, Yeni Zelanda, Fiji ve Tonga adalarını gezen ilk Avrupalı oldu. Jacob Roggeveen ise 1721’de Paskalya Adaları’na ulaşacaktı.

Abel Tasman’ın yolculuğu.

17. yüzyılda özellikle Ragusalı İtalyan tüccarlar da Melanezya’da görülüyordu. 18. yüzyıl ise Rusların Alaska ve Aleut Adaları’ndaki, Fransızların Polinezya’daki ve İngilizlerin de James Cook önderliğinde yaptıkları yolculuklar ile araştırmalar önemli olmuştur. Cook ilk yolculuğunda Tahiti’yi, Yeni Zelanda kıyılarını ve Avustralya’nın doğu kıyılarını gezmiştir. İkinci yolculuğunda Tonga ve Paskalya adalarını çizip Yeni Kaledonya’yı keşfeden Cook, üçüncü yolculuğunu Kuzey Pasifik’e yaptı. Cook’un yanı sıra John Byron Kuzey Mariana Adaları ile Tuamotu, Cook ve Tokelau adalarından birkaç ada, Samuel Wallis Tahiti Adaları’ndan birkaç ada, Philip Carteret Pitcairn Adaları’nı keşfederken Louis Antoine de Bouganville Samoa, Vanuatu, Solomon ve Papua adalarını gezdi.

James Cook’un yolculukları.

19. yüzyılda ise sürekli büyüyen ve genişleyen kapitalizm amacıyla Fransız, İngiliz ve Amerikalıların yoğun baskısı hatta işgali görüldü.

Siyasi Durum

1960’tan sonra bağımsız olan on bir ülkeyle birlikte bugün Büyük Okyanus’ta toplam 14 bağımsız ülke bulunuyor. Bunlar; Avustralya, Fiji, Kiribati, Marshall Adaları, Mikronezya, Nauru, Yeni Zelanda, Palau, Papua Yeni Gine, Samoa, Solomon Adaları, Tonga, Tuvalu ve Vanuatu. Ayrıca Kuzey Mariana Adaları ABD’ye, Niue ve Cook Adaları ise Yeni Zelanda’ya bağlı özerk ada toplulukları iken bunların yanı sıra Birleşik Krallık, Fransa, ABD, Şili, Ekvador, Japonya ve Avustralya’ya bağlı ada toplulukları da bulunmaktadır.

Ekonomik Durum

Okyanusun derinliği var olan petrol ve doğal gaz gibi kaynakların çıkarılmasını engellese de Avustralya ve Yeni Zelanda açıklarında çıkarım yapılır. Ayrıca Japonya, Filipinler, Papua Yeni Gine, Avustralya, Panama ve Nikaragua kıyılarında toplanan inciler önemli gelir kaynağı oluşturur.

Okyanusun gerçek varsıllığını(zenginlik) balıklar ve balıkçılık oluşturur. Büyük Okyanus’taki balıkçılık, Asya kıyılarındaki yüksek nüfusun da etkisiyle yeryüzü balıkçılığının 3/5’ini oluşturur. Okyanustaki balıkçılıkta Rusya ile Japonya başı çekerken Güney Kore, Çin, Endonezya, Şili, Peru ve ABD’nin payı büyüktür. Sardalya, ringa, hamsi, barlam, polak ve karides gibi bir takım türler sürdürülebilirlik sınırını aşmadıkça avlanırlar. Rusya, Japonya, ABD ve Kanada için somon önemli bir türken küçük adalarda ise orkinos önem kazanır.

Özellikle ılıman bölgelerde kabuklu deniz ürünlerinin yanı sıra ringa, somon, sardalya, kılıç balığı ve orkinos avlanır. Japonya başta olmak üzere okyanus çevresinde büyük gemilerle yapılan balina avcılığı da önemlidir.

Avlanan bir minke balinasının Kushiro Limanı’nda karaya alınışı.

Uygulayım bilim(teknoloji) büyükleri olan Asya ülkeleri ile ABD arasındaki ekonomik ilişkiler Büyük Okyanus üzerinde bir bütünleşmeye yol açmaktadır. Ancak Pasifik ülkelerini de etkileyen bu bütünleşmenin sürdürülebilir olması için bölgede doğal dengenin korunması gerekmektedir. Ancak yeryüzü balıkçılığının yaklaşık 3/5’inin yapıldığı okyanusta balık varlığı aşırı avlanma ve çevre kirliliği nedeniyle tehdit altında. Okyanusun kıyılarındaki aşırı nüfuslanma ile gelen ekonomik ve endüstriyel gelişim özellikle kıyı bölgelerindeki canlılar için bir tehdit olmaktadır. Bu nedenle belirli bölgelerde karides, istiridye, somon, çipura, kefal ve orfoz ekonomik amaçlı üretilmektedir.

Biyolojik Durum

Büyük Okyanus, büyüklüğünün de katkısıyla en çok canlı türünü barındıran okyanus durumundadır. Okyanusun kuzey ve güney kıyılarında çevrede deniz ve okyanuslardan gelen canlılar da bulunurken özellikle tropikal bölgelerinde özgün canlı türlerine rastlanılır. Kuzey ve Güney Amerika’nın soğuk okyanus akıntıları etkisindeki kayalık kıyılarındaki kahverengi su yosunu toplulukları barındırdıkları türlü canlılarla neredeyse bir yağmur ormanı özelliği gösterirler. Ayrıca bu kıyılarda planktonlarla beslenen Japon sardalyası ve Peru hamsisi de bolca bulunur.

Okyanusun kuzeyindeki derinliklerde Kuzey Pasifik barlam balığı ve Alaska polak balığı değişik somon türleri ile birlikte yaşar.

Alaska polak balığı(Theragra chalcogramma)

Okyanusun özellikle tropikal bölgeleri diğer bölgelerine oranlar daha çok canlı türü barındırır. Yalnızca Batı Pasifik’teki mercan kayalıkları Karayiplerdeki mercan kayalıklarından altı kat daha çok canlı türü barındırır. Biri özgün(endemik) olmak üzere 6 değişik orkinos balığı türü yeryüzünün en geniş orkinos avlama alanını oluşturur.

Büyük Okyanus’un en önemli canlı türlerinden biri de balinalardır ve okyanus boyunca soğuk beslenme alanlarından sıcak üreme alanlarına doğu uzun göçler yaparak yaşamlarını sürdürürler.

Kambur balinaların göç yolları.

Çevre Kirliliği

Büyük Okyanus’taki çevre kirliliğinin en önemli sorumlusu okyanusun çevresinde yaşayan toplumlardır. Tarımda kullanılan kimyasal kemreler(gübre) ile endüstriyel ve şehirsel atıklar akarsular aracılığıyla tümüyle okyanusa karışır. Okyanus suyundaki kimyasal atık artışı ise sudaki oksijen oranını düşürerek canlı yaşamını tehlikeye sokmaktadır.

Büyük Okyanus’ta çevre kirliliği.

Okyanusun ortasında bulunan yalıtılmış(izole) adalarda yeryüzünün türlü bölgelerinden okyanus akıntılarıyla sürüklenen plastik atıklar birikmiş durumdadır. Bu atıklar yalnızca denizdeki canlı yaşamını değil, beslenmek amacıyla bu çöplükleri kurcalayan kuşların da yaşamını tehdit etmektedir.

Kaynakça

Britannica

New World Encyclopedia

Library of Congress

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz