Anasayfa Haberler Nemrut’a Jeopark Tasarısı

Nemrut’a Jeopark Tasarısı

60
0
PAYLAŞ

Bitlis’in Tatvan ilçesinde, 2.800 rakımda 13 km²’lik yüz ölçümüyle içinde barındırdığı sıcak ve soğuk gölleri, buz mağarası, buhar bacası, kuş türleri ve doğal güzelliğiyle Bitlis’in en önemli turizm alanları arasında yer alan Nemrut Kalderası’nda 40 jeosit alanı belirlendi.

Avrupalı Seçkin Destinasyonlar(EDEN) Tasarısı kapsamında “Mükemmeliyet Ödülü” alan ve izlemeye doyumsuz görünümüyle her yıl yüzlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan Nemrut’ta, “Nemrut-Süphan Jeopark Tasarısı” kapsamında 5 yıldır süren çalışmalar sonucu jeopark yazanağı(rapor) tamamlandı.

Tasarının uygulama aşamasında ise jeopark girişinde ziyaretçilerin bilgilendirileceği, broşür ve kitapların dağıtılacağı, animasyon, video ve belgesellerin gösterileceği karşılama noktası ve müze, kaldera içinde de çevreye uyumlu kafeterya ve diğer yerlerin yapılması tasarlanıyor.

Nemrut Kalderası, Tatvan, Bitlis, Türkiye.

“Jeoparklar dünyada ilgi görüyor.”

Nemrut Kalderası’nda çalışma yürüten İstanbul Üniversitesi(İÜ) Mühendislik Fakültesi Jeoloji Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Yıldırım Güngör, yaptığı açıklamada, son bir yılı daha ciddi ve etkin olmak üzere 5 yıldır Nemrut’ta jeopark çalışması yürüttüklerini söyledi.

İstanbul Üniversitesi ile Bitlis Valiliği arasındaki protokolden sonra hızlı biçimde çalışarak jeopark yazanağını bitirdiklerini ve bu yıl da uygulama aşamasına geçeceklerini anlatan Güngör, şöyle sürdürdü:

“Jeoparklar son 10 yıldır dünyada ilgi görüyor. Jeopark, değişik bir turizm kümesi içinde. Hem bilimsel çalışma hem de görsel ögelerin öne çıktığı bir turizm alanı. Jeopark denildiğinde usa yerbilimsel ögeler geliyor ama gerçekte birçok bilimsel oluşumun sergilendiği, budun betimsel(etnografik), ekinsel(kültürel), kazı bilimsel(arkeolojik) ve tarihi ögelerin de içinde yer aldığı yeni bir uygulama alanı. Dünyada ilgi görüyor. Çünkü jeoparklar yeryüzünün geçmişine ilişkin çok açık bilgi veriyor. Kitaplardan birtakım bilgi elde edebiliyoruz. Yerbilimciler de kayaları inceleyerek bilinmeyenleri insanlara aktarıyor. Bu kayaların tümü de bize geçmişten günümüze önemli bilgiler veriyor. Bu bilgileri çok da bilimsel olmadan güncel ve bilinen biçimde insanlara anlattığımızda çok ilgi görüyor.”

Nemrut Kalderası, Tatvan, Bitlis, Türkiye.

“40’ın üzerinde jeosit alanı saptadık.”

“Nemrut’un etkin bir yanardağ olması bile çok ilginçtir. Buradaki buhar bacalarına baktığımızda şu anda etkin bir yanardağın içindeyiz. Nemrut 1453 yılında yeniden etkin duruma gelmiş.” diyen Güngör, Süphan Dağı’nın da aynı biçimde olduğunu söyledi.

Van Gölü’nde de dünyada ilk oluşan atmosferdeki serbest oksijenin artmasına neden olan oluşumların halen sürdüğünü belirten Güngör, şunları dile getirdi:

“Bunların hepsi bir araya geldiğinde çok ilgi çekici bir oluşum ortaya çıkıyor. Biz de bu biçimde çalışmaları sürdürdük. Yaklaşık 40’ın üzerinde jeosit saptadık. O jeositleri biraz eleyip 25-30’a indireceğiz. Jeositlerle ilgili tabelalarımızı yapacağız. Kitaplarımız ve broşürlerimiz hazır. Bu yıl ulusal bir jeopark çalıştayı düzenleyeceğiz. Bu çalıştayda Nemrut-Süphan Jeoparkı’nı ulusal jeopark olarak duyuracağız. Nemrut çok özel bir yer. Yani Bitlis’te dolaşırken 900 ile 500 milyon yıl önce oluşan kayaçların sonrasında da 400 yıl önce oluşan yeni bir yanardağ etkinliğinin üzerinden geçiyorsunuz. O anlamda çok ilginç bir yer.”

Tasarının üçüncü bileşeni olan Bitlis Eren Üniversitesinin de Nemrut’ta kazı bilimsel ve özellikle biyolojik çalışma yapacağın aktaran Güngör, “Burada ayı yaşıyor. Belki insanlar ürküyor ama bu ayı buranın müthiş bir değeri. Bunların buradan gitmemesi gerekiyor. Burası 900 milyon yıl önceki kayalardan tutun da günümüze dek yaşayan hayvan ve bitkilere dek önemli değerleri olan bir alan olacak.” sözlerini kullandı.

Nemrut Kalderası, Tatvan, Bitlis, Türkiye.

“Eline jeoparkların dizelgesini(liste) alıp dolaşanlar var.”

Turizmin yalnızca bir yerin güzel ve Avrupa çapında olmasıyla değer kazanmadığını, her şeyden önce o turistik alanı bölge insanının içselleştirmesi gerektiğini vurgulayan Güngör, turizmin ekinsel bir olay olduğunu dile getirdi.

İnsanların iye(sahip) çıkmasıyla buradaki turizm ögesinin gelişebileceğinin altını çizen Güngör, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İstediğiniz düzeyde tanıtımınızı yapın. Hizmet vermezseniz, konaklama sağlamazsanız ve bireyler rahat etmezse gelmez. Dünyada eline jeoparkların dizelgesini alıp dolaşanlar var. Bunların bıraktığı para, deniz turizmine gelenlerin bıraktığı paradan daha çok. Amacımız sürdürülebilir bir kalkınma biçimini ortaya çıkarmak. Antalya’ya turizme gelenler otele giriyor, her şey içinde yiyip çıkıyor. Esnafa bile uğramıyor. Jeoparkın amacı bölge toplumuna uzun süreli az da olsa bir destek sağlamak.”

Kaynak

NTV

PAYLAŞ
Önceki makaleSvaziland Krallığı, Esvatini Krallığı Oldu
Sonraki makaleEski Proterozoyik Çağı
1992 yılında Bursa'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Bursa'da tamamlayıp İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü'ne giriş yaptım. Okurken çektiğim Türkçe coğrafi kaynak sıkıntılarını gidermek adına Ekopangea'nın kurulmasına önayak oldum.

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz