Anasayfa Haberler Küçükçekmece Gölü’nde Ürkütücü Balık Ölümleri

Küçükçekmece Gölü’nde Ürkütücü Balık Ölümleri

54
0
PAYLAŞ

Küçükçekmece Gölü’nde toplu balık ölümleri yaşandı. Kıyıya vuran balıkların büyük bir bölümü İstanbul Büyükşehir Belediyesi takımlarınca kıyıdan toplandı.

Göl çevresinde araştırma yapan Prof. Dr. Meriç Albay,  “Hem su niteliği ve hem de çevredeki biyoçeşitlilik bakımından göl bitmiş durumda.” dedi.

Küçükçekmece Gölü’ndeki balık ölümleri pazartesi akşam saatlerinde görüldü. Özellikle Mimar Sinan’ın 1560 yılında yaptığı Taş Köprü çevresinde görülen toplu balık ölümleri mahalle sakinlerini tedirgin etti. Kimi yurttaşlar göldeki balık ölümlerini cep telefonları ile görüntüleyerek sosyal medya hesaplarında paylaştı. Balık ölümlerinin artması üzerine göle salı sabahı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deniz Hizmetleri Müdürlüğü Kıyı Temizleme Ekipleri gönderildi. Sabah erken saatlerinde göl kıyısında ve tarihi köprü çevresinde ölü balıkları ellerindeki uzun saplı filelerle toplayan takımlar, öğle saatlerinde temizleme işlemini büyük ölçüde tamamlayarak Küçükçekmece Gölü’nden ayrıldı.

Göldeki toplu balık ölümleri üzerine inceleme yapan İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Meriç Albay, göldeki sudan örnekler alarak birtakım incelemeler yaptı. Yapılan incelemelerde gölde bulunan ve su içindeki organizmalar için de önemli ögelerden biri olan oksijen düzeyi en az 7 olması gerekirken 4 çıktı. Ayrıca ölen balıkların gümüş, kefal, kaya balığı ve deniz iğnesi gibi türlerden oldukları bildirildi. Küçükçekmece gölündeki kirlilik kötü koku ve toplu balık ölümlerine karşın kimi yurttaşlar gölde olta ve misina atarak balık avlamayı sürdürüyor. Göl çevresindeki kimi çocukların da kıyıya vuran ölü balıkları elleri ile toplayarak bir poşet içine koydukları görüldü.

“Gözümüz gibi bakmamız gereken bir yeri biz atık deposu olarak görmüşüz.”

Göldeki kirlilik ile artan balık ölümlerinin ilişkili olduğunu belirten Albay, “Küçükçekmece Gölü, Küçükçekmece ve Avcılar ilçeleri arasında yer alıyor ama gerçekte birçok ilçe atıklarını yıllarca buraya vermiş. Çok boşlanılan bir göl gerçekte. Gözümüz gibi bakmamız gereken bir yeri biz atık deposu olarak görmüşüz. Her yıl aşağı yukarı bu ölümler görülüyor. Oksijensizlik ve ne yazık ki atık deposu durumuna getirdiğimiz göl, bizden öcünü alıyor. Balık ölümleri de gördüğümüze göre en çok gümüş balığı. Gerçekte bu balık, kirliliğe göreceli olarak dayanıklı bir balık. Gümüş balığı öldüğünde düşünmeliyiz. Bu ne demek. Demek ki toplum sağlığı açısından gölde önemli bir sıkıntı var. Çevreden balıkları toplayan çocuklar var. Bunları eğer satıyorlarsa büyük önlem almak gerek. Halk sağlığı bakımından da tehdit oluşturabilir. Bu toplanan balıkların halka gitmesi de olası.” biçiminde konuştu.

“Hem su niteliği hem de biyoçeşitlilik bakımından göl bitmiş durumda.”

Denetimsizce atıkların göle verildiğine tanık olduklarını belirten Albay, “Bunları artık durdurmak gerek. İstanbul’un ortasında bir bomba diyorum ben bunlara. Bu su 4. sınıf nitelikte bir su. İstanbul’un ortasında böyle bir suyu tutmak, restore etmemek risk.  Bizim yaptığımız bir çalışmaya göre, bundan sonra başka atık gelmese bile 30 yıl süresince bu gölü besleyecek miktarda dipte azot fosfor var. Bunu iyileştirmek gerek. İstanbul’un ortasında böyle bir su kütlesi bize gerçekten yakışmıyor. Halk sağlığı açısından her yıl tehdit oluşturuyor. Bunu bir biçimde çözmemiz gerek. Kentin ortasında bir göl burası. Başka bir yerde olsa herhalde bu golün çevresinde çok güzel şeyler olur ama biz buna bakamıyoruz. Hem su niteliği hem de çevredeki biyoçeşitlilik bakımından göl bitmiş durumda. Bakın bitmek üzere demiyorum. Göl bitmiş durumda.  Bu gördüğünüz balıklar da kirli suya dayanıklı türler olduğu için biraz daha direnmeye çalışıyor onları bile öldürüyoruz.” sözlerini kullandı.

“Uçan kuşlar ve yüzen balıklar görmek istiyoruz.”

Küçükçekmece Gölü’nün ayrıca kuşların göç duraklarından biri olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Meriç Albay, “Burası kuş göçü olan bir yer. Kuşlar burada konaklıyor ve ürüyor. Onları da mahvediyoruz. Su niteliği bozulunca ekosistem çökmüş oluyor. Oysaki uçan kuşlar ve yüzen balıkları görmek istiyoruz. Bunu yapmak gerek. Bu da çok güç değil. Bir yenileme çalışması ile golü 5-10 yıl içinde eski durumuna döndürebiliriz. Gölde ne yazık ki balıkçılık yapıldığını da görüyoruz. Buna mutlaka tarım il müdürlüğü önlem alıp balıkçılığı durdurması gerek. Hatta gölü ayrıntılı bir biçimde inceleyip gerekirse yıl boyunca balıkçılığa yasaklamak gerek. Çünkü su niteliği açısından sıkıntılı bir göl ve balıkçılık bakımından da gerçekten izlenmesi gerekiyor.” dedi.

“Balık ölümlerine kimse engel olamıyor.”

Semt sakinleri de balık ölümleri nedeniyle tedirgin. Aynur Konakçı, “Gölün kirliliğinden her zaman her sene büyük balık ölümleri oluyor. Genelde temizlikleri yapılıyor ama yine de bu balık ölümlerine kimse engel olamıyor. Herkes üzülüyor, ben daha çok üzülüyorum. Eski durumu daha güzeldi, her şey çok güzeldi. Şu anda daha ağırlık veriliyor temizliğine. Ben değil herkes rahatsız balık ölümlerinden. Ne de olsa o da bir can taşıyor.” diye konuştu.

“Yetkililerden rica ediyoruz. Şu işe bir çare bulsunlar.”

Çevre sakinlerinden Necati Sağlam da, “Mutlu değiliz. Huzurlu değiliz. Bizim dönemimizde buradan turna balıkları çıkardı. O balıklar şimdi yok. Şu an üzüntü duyuyoruz bakın şu görüntüye. Balıklar ağılanarak(zehirlenme) ve oksijensiz kaldıkları için ölüyor. Bu göl şimdi Avrupa’da olsaydı, süper yaparlardı burayı. Eskiden burada yarışlar yapılırdı. Şimdi hiçbiri yok. Yetkililerden rica ediyoruz. Şu işe bir çözüm bulsunlar.” biçiminde konuştu.

Kaynak

DHA

PAYLAŞ
Önceki makaleMariana Çukuru’na Üçüncü Dalış
Sonraki makaleDoğu Karadeniz Gezi Yazısı
1992 yılında Bursa'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Bursa'da tamamlayıp İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü'ne giriş yaptım. Okurken çektiğim Türkçe coğrafi kaynak sıkıntılarını gidermek adına Ekopangea'nın kurulmasına önayak oldum.

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz