Anasayfa Makaleler Beşeri Şam

Şam

879
0
PAYLAŞ

Suriye’nin başkenti ve Halep’ten sonraki en büyük şehri. Şehrin lakabı Yasemin Şehri’dir. Ayrıca şehir, hala yerleşime açık olan en eski şehir olma özelliğine de iye(sahip). Şam, “Levant” adı verilen çevre bölgesi için önemli bir ekin(kültür) ve inanç şehridir. 2009 yılı verilerine göre şehir yaklaşık 1,711,000 nüfusu barındırmaktaydı.

Suriye’nin güneybatısında bulunan Şam oldukça büyük bir şehirsel alanın merkezidir. Coğrafi olaraksa bu eski şehir Doğu Lübnan Dağları’nın doğu yamaçlarına yaslanmış durumdadır. İklimi ise denizle bağlantısını kesen bu dağlar nedeniyle yarı kuraktır. Ancak bu dağ sırası bu eski şehre bir can damarı göndermektedir; Barada Irmağı, şehrin içinden geçerek yüzyıllardır şehirlilere su sağlamaktadır.

Şam, yerleşime ilk kez MÖ 2. bin yılda açılmıştı ve 661-750 yılları arasında da Emevilere başkentlik yapmıştı. Abbasiler döneminde ise gücün merkezi Şam’dan Bağdat’a kaymıştı. Öyle ki; şehir Eyyubi ve Memlük dönemlerindeki siyasi önemini Abbasiler döneminde koruyamamıştı. Osmanlı döneminde şehirle çok ilgilenilmese de şehir kültürel saygınlığını korumayı sürdürmüştür. Bugünse ulusal ve yerel yönetimlerin merkezi durumundadır.

Ad Geçmişi

Şam adı ilk kez MÖ 15. yüzyılda  3. Tutmosis’e ilişkin kaynaklarda görüldü. Eski Aramice’de “iyi sulanan yer” anlamına gelen “Dammeśeq(דמשק)” sözcüğü önce Yunancaya daha sonra da Latince ve İngilizceye “Damascus” olarak geçti. Arapça adı “Dimaşk el-Şam” olan şehir Arap dünyasında kısaca “el-Şam” olarak anılır. Türkçe adı olan “Şam” da buradan gelmektedir.

Geçmişi

Erken Dönem

Şam yakınlarındaki Tell Ramad’da yapılan Karbon 14 testinin sonuçları bölgenin yerleşime MÖ 7. bin yılda, yaklaşık MÖ 6300’lerde açıldığını göstermiştir. Barada Havzası’nda ise yerleşime ilişkin MÖ 9000’e tarihlenen kanıtlar da bulunuyor. Yine de Şam Surları içerisinde MÖ 2. bin yıla değin büyük ölçekli bir yerleşim görülememişti.

Şam, MÖ 1720-1570 arasında Hiksos Krallığı’na bağlı Amurru ilinin bir parçası durumundaydı. MÖ 1350 tarihli Amarna Mektupları’nda Şam’ın Kral Biryawaza tarafından yönetildiği anlaşılmaktadır. Bölge, MÖ 1260’larda Hititler ve Mısır arasında, barış sağlanana dek, bir savaş alanı durumuna geldi. MÖ 1200’lerde denizci toplumların bölgeye yayılması ise yeni bir savaş dönemini başlattı. Ancak tüm bu olaylar Tunç Çağı’ndan Demir Çağı’na geçişte Şam için büyük ilerlerlemeleri olanaklı kıldı.

Aram-Şam Dönemi

Böyle köklü bir şehir olan Şam’ın önemli bir şehir olarak ortaya çıkışı ancak MÖ 11. yüzyılda Mezopotamya kökenli bir Sami toplum olan Aramilerin egemenliği ile gerçekleşebildi. 1. bin yılın başlamasıyla birlikte Aramiler göçebe yaşam biçimlerini bırakıp boy kökenli şehir devletleri kurmaya başladı ve başkenti Şam olan Aram-Şam Devleti de bunlardan biriydi. Aramiler, bölgenin tarımsal gücünü görüp Barada Irmağı’ndan çevreye kanallar ve tüneller yaparak bir su dağıtım düzeni kurdular. Bu düzen Romalılar ve Emeviler döneminde geliştirilerek bugüne dek gelmiş ve şehrin ana merkezini şekillendirmiştir. Aramiler döneminde ise Şam, Aram-Sova olarak bilinen ve Beka Vadisi’nde kurulmuş olan Arami boy devletinin karakollarından biri durumuna geldi.

Şehir, MÖ 965’te Aram-Sova tahtının isteklisi Ezron’un ülkede istenmeyişinden sonra kaçıp Şam’ı ele geçirmesiyle Güney Suriye’de üstün duruma geçti. Ezron şehirdeki boy önderinin egemenliğine son vererek Aram-Şam’ın bağımsızlığını duyurdu. Ancak bu yeni devlet ve İsrail Krallığı arasında Doğu Ticaret Yolları egemenliği için çok geçmeden savaşımlar(mücadele) başladı. Devlet, Ezron’un torunu 1. Ben Hadad ve onun ardılı Hazael döneminde Başan Bölgesi’ne egemen olup İsrail’e saldırılara başladı. Bu saldırılar MÖ 8. yüzyılda 2. Ben Hadad’ın başarısız Samarya Kuşatması sonrası yakalanmasına dek sürdü. Sonuç olaraksa İsrail, Şam üzerinde ticari haklar elde etti. Bu uzlaşmanın başka bir nedeni de Akdeniz kıyıları için yeni bir tehdit durumuna gelen Yeni Asur İlhanlığı’ydı(imparatorluğu).

8. yüzyıl sonrasında Şam, yavaş yavaş Asur egemenliğine girmeye başlasa da şehirdeki Arami direnci kırılamadı. 727’de çıkan bir ayaklanma bastırıldı ve tüm Suriye’de olduğu gibi Şam’da da Asur egemenliği kesinleşmiş oldu. Bu durum şehirde ticaretin gelişmesi için bir kararlılık ortamı sağladı. Ancak MÖ 609-605 arasında Asurluların zayıflamasıyla Filistin ve Suriye, Firavun 2. Neku’nun egemenliğine girdi. MÖ 572’de ise tüm Suriye’yle birlikte Şam da Yeni Babil İlhanlığı’nca ele geçirildi.

Antik Dönem

Büyük İskender’in aldığı Şam, İskender’in ölümüyle dağılan ilhanlığın iki büyük parçası olan Selevkos ve Ptolemayoslar arasında savaş alanı durumuna geldi. Şehrin egemenliği iki ilhanlık arasında sürekli el değiştirdi ve sonunda 1. Selevkos’un Antakya’yı başkent yapmasıyla Şam’ın eski önemi kalmadı. Sonraları 3. Demetrius şehri yeniden yapılandırdı ve Demetrias adını verdi.

MÖ 64’te Roma komutanı Pompey, Suriye’nin batısını denetimi altına aldı. Daha sonra Roma, Şam’ı 10 şehirden oluşan Dekapolis adlı bir birliğe katıp bu birliğe de özerklik verdi. MÖ 23’te bölgenin denetimi Hirodes’e verildi. Bundan sonraki 200 yıl boyunca şehrin yönetimiyle ilgili herhangi kesin bir bilgi bulunmamakla birlikte 2. yüzyılın başından sonra büyük bir şehir durumunu aldığı biliniyor. Roma Barışı Dönemi’nde Şam, Güney Arabistan, Palmira ve Petra arasındaki ticaret yolları ve Çin’den gelen İpek Yolu için bir kavşak noktası durumundaydı ve Roma’nın gösterişli isteklerini karşılıyordu.

Romalılardan kalma Jüpiter Tapınağı

Romalı mimarlar, şehrin Helenistik ve Arami temellerinin üzerine kendi mimari ögelerini işlemişlerdir. Şehir surlarında bulunan 7 kapıdan yalnızca 1’i, Doğu Kapısı, Roma yapısıdır.

İslami Dönem

Şam toplumunun İslamiyet’le ilk ilişkisi Hz. Muhammed’in Şiya bin Veheb’le gönderdiği İslamiyet çağrısı aracılığıyla oldu. Bu çağrıda Hz. Muhammed “Barış, doğru yolu izleyenlerin üzerine olsun. Bilgili olunsun ki benim dinim her yerde geçerli olacaktır. İslamiyet’e giriniz, iyesi olduğunuz her şey yine sizlerin kalacaktır.” diyerek Şam Kralı Haris bin Gassani ve toplumunu İslamiyet’e çağırmıştır.

Dört Halife Dönemi’nde çokça şehri fethedilen Suriye’nin kültür başkenti Şam da Hz. Ömer’in komutanlarından Halit bin Velit tarafınan 635 yılında fethedildi. Orta Doğu’nun en saygın şehri olan Şam’ın fethi Bizans’ı atağa geçirdi. Bizans ve İslam Devleti arasında yapılan Yermük Savaşı’yla Suriye ve Filistin’in geleceği kesinleşmiş oldu.

Şam’ın fethi sırasında şehirdeki nüfus çoğunlukla Hristiyan’dı ancak fetihten sonra yakın merkezlerden şehre Müslüman göçü yaşandı. 1. Muaviye’nin Şam Valisi olarak atanmasından sonra Şam, Müslüman Suriye’nin başkenti oldu. Abdülmelik’in halifeliği döneminde yenilenen ekonomik düzen aracılığıyla Şam’ın gelirleri arttı ve Arapça, şehrin resmi dili yapıldı.

1. Velit döneminde, 706’da, Emevi(Şam Ulu) Camisi’nin yapımına başlandı. Cami, bir Bizans başkilisesinin(katedralinin) üzerine yapılmış olsa da Hristiyan yapıtları korunmuştur. Bu gösterişli dönemden sonra merkezin Şam’dan taşınması sonucu şehir her yönden zayıflamaya başladı. 743’te Emevi Halifesi’nin öldürülmesiyle İspanya’dan Hindistan’a uzanan İslam İlhanlığı türlü ayaklanmalarla güç yitirip parçalanmış ve bölgenin merkezi yönetimi Hauran’a kaymıştır.

Emevi Camisi, Şam, Suriye

Ağustos 750’de yapılan Zap Savaşı’nda Abbasiler, Emevilere üstünlük sağlamış ve İslam Dünyası’nın önderliğini almışlardır. Bu dönemde İslam başkenti Şam değil Bağdat olarak belirlenmişti. Abbasi yönetiminde geçen ilk aylarda şehirde türlü ayaklanmalar baş gösterdi. Bunun suçlusu olarak gösterilen Emevi ailesinden yetkili kişiler görevlerinden alındı, sürüldü hatta idam edildi. Bundan sonra Şam önemini iyice yitirecekti. 811’de başlayan bir ayaklanma da katı bir biçimde bastırıldı.

Mısır’a vali olarak atanan Türk komutan Tolunoğlu Ahmet, Abbasiler’den bağımsız olup Suriye’yi alınca Şam ilk kez Türk denetimine girdi. Ahmet, Emevilere saygı göstergesi olarak Muaviye için bir türbe yaptırdı. Ancak şehirdeki Türk egemenliği yalnızca 906’ya dek sürdü. 906’da Şii Karmatiler şehre egemen oldular. Bu dönemden sonra şehir, hemen her yönden gelen saldırılarla Türkler, Araplar ve bazen de Bizans arasında sürekli el değiştirecekti.

985’te şehri gezen coğrafyacı El-Makdisi, şehirde mimarinin çok güzel olduğunu ancak yaşam koşullarının çok kötü olduğunu yazmıştı.

Selçuklu Dönemi

Selçukluların bölgeye gelmesinden sonra Suriye Selçuklu Devleti’nin başkenti olan Şam, eski önemini yeniden kazandı. Bu dönemde şehir, medrese ve hastane gibi türlü hizmet yatırımlarıyla gelişti ve İslam Dünyası’nın en önemli merkezlerinden biri durumuna geldi.

1. Haçlı Seferi ile birlikte bölgeye gelen Hristiyan güçleri Şam çevresini alsa da Türk komutanların başarıları sonucu Şam’ı alamadı. Bu dönemde Büyük Selçuklu Devleti’ne bağlı Böriler Atabeyliği yönetiminde olan Şam, 2. Haçlı Seferi’nde de kuşatıldı ancak yine teslim olmadı.

Eyyübi Dönemi

Büyük Selçuklulara bağlı Halep Atabeyliği’nin bir komutanı olan Selahaddin Eyyübi, Mısır’daki karışıklığa son vermek üzere atabey tarafından buraya gönderilmişti. Selahaddin, Fatımi halifesini devirip Mısır’da egemenliğini duyurdu ve Atabey Nureddin Zengi’nin ölümüyle Şam ve Suriye’yi kendine bağladı. Selahaddin Eyyubi’nin ölümünden sonra ise Şam, türlü dönemlerde Eyyübi Devleti’nin başkentliğini üstlendi.

Memlük Dönemi

Şehir için Eyyübilerden Memlüklere geçiş ve Memlükler dönemi oldukça sıkıntılı geçti. Moğol saldırılarıyla yıkılan Eyyübiler’in başkenti Şam da bu saldırılardan payını almıştı. Şehirde Memlük egemenliği ise Moğolların geri çekilmesiyle başlayabildi. Ancak Memlük yönetimi de kente büyük bir gönenç(refah) getiremedi; 1348-49 yıllarında yaşanan veba salgınıyla nüfusu neredeyse yarı yarıya azalan Şam, bu salgından sonra da Timur’un ordularınca kuşatıldı. Aksak Timur şehri alamasa da Emevi Camisi’ni yaktı ve kadın-çocuk demeden çokça kişiyi tutsak aldı veya öldürdü.

Osmanlı Dönemi

Osmanlı yönetimi, 1516’da Safevi-Memlük bağlaşmasını kırmak amacıyla Suriye’ye bir sefer başlattı ve 2 Ekim’de Emevi Camisi’nde 1. Selim(Yavuz) adına hutbe okundu. Hutbe, şehrin bütünüyle Osmanlı yönetimine geçtiğinin göstergesiydi ve neredeyse sonraki 400 yıl boyunca şehir Türk egemenliğinde kalacaktı. Bu dönemde Şam, kuzeyden gelen hac kafilelerinin dinlenme noktası durumuna geldi ve her yere kervansaraylar yapıldı. 1516’da yapılan Sultan Selim Camisi’nin yanına 1560 yılında Mimar Sinan’ın tasarladığı bir de medrese eklendi.

Hoşgörülü Osmanlı yönetimi, şehirdeki Hristiyan ve Yahudilere dini inançlarını yaşama özgürlüğü vermişti. Şehirdeki bu barış havası 1800’lerin ortasında Yahudi ve Hristiyanlar arasında çıkan anlaşmazlığa dek sürdü. Bu anlaşmazlık döneminde şehrin Müslüman nüfusu yansızlığını ve sessizliğini korumuştur.

Çağdaş Dönem

20. yüzyılın başında, Osmanlı yönetiminde bulunan İttihat ve Terakki Partisi’nin Türkleştirme politikası şehirde ters bir etki yaratmıştı. Araplar arasında yayılan ulusçuluk akımı ve İngiliz İlhanlık güçlerinin bölgede etkili olmaya başlamasıyla Vali Cemal Paşa, 1918’de şehri bırakmış ve böylece şehirdeki 400 yıllık Türk egemenliği son bulmuştu.

1 Ekim 1918 günü Arabistanlı Lawrence olarak tanıdığımız Thomas Edward Lawrence, bundan iki gün sonra da Arap başkaldırıcı gücü önderi Emir Faysal şehre girdi. Şükrü Paşa komutasında bir yönetim kurulurken Faysal da ilk Suriye Kralı olarak duyurulmuştu hatta Suriye Ulusal Kongresi bir anayasa bile hazırladı. Ancak tam da bu dönemde Rusya’da yönetimi ele geçiren Bolşeviklerin, Orta Doğu’nun, Anlaşma Devletleri’nce paylaşımı antlaşması olan gizli Sykes-Picot Antlaşması’nı uluslararası kamuoyuna duyurmaları İngiliz ve Fransızların bölgedeki tasarılarını tehdit etti. Bu durumdan kendini aklamak isteyen İngiliz ve Fransız yönetimleri ortak bir bildiri yayımlayarak “Uzun zamandır Türklerce ezilmiş olan toplumlar kurtarılacaktır.” diyerek gelecek tepkilere karşı bir savunma yapmışlardı. Ancak öyle olmadı ve Versay Antlaşması’nın verdiği hakla Fransız güçleri 1920’de Suriye’ye girip bir manda yönetimi kurdular.

Emir Faysal ve Arabistanlı Lawrence, Şam, 1918

1925 yılında çıkan Büyük Suriye Ayaklanması ağır silah ve şehir topa tutmalarıyla bastırıldı. Şam da bu çalkantılı dönemden payını aldı ve çokça tarihi yapı yerle bir oldu. Şam’daki Fransız egemenliği 1946’da Fransızların çekilmesine ve Suriye’nin bağımsız olmasına dek sürdü ve Şam, bağımsızlıktan sonra Suriye Arap Cumhuriyeti’nin başkenti oldu.

Şehrin bu kanlı ve çatışmalı geçmişi, 2012’de çıkan iç savaş nedeniyle hala sürüyor. 2012’den beri şehirde çokça kişi yaşamını yitirdi ve çokça mimari yapı yerle bir oldu.

Coğrafya

Şam, Akdeniz’den 80 km içeride, Doğu Lübnan Dağları’nın doğu eteklerinde, 680 m yüksekliğinde bir yayla üzerinde bulunuyor.

Şam’ın surlarla çevrili eski merkezi ise bugün neredeyse kurumuş olan Barada Irmağı’nın güney kıyısında bulunuyor. Şehir merkezi, güneydoğu, kuzey ve kuzeydoğusunda banliyölerle, güneybatı ve kuzeybatıda ise tarihleri Orta Çağ’a dek uzanan eski yerleşimlerle çevrili. Aslında bu dış mahalleler şehre gelen yolların veya türbelerin çevresinde ayrı yerleşim birimleri olarak gelişmişti.

Barada Irmağı, Şam, Suriye

19. yüzyılın sonlarından beri şehir merkezi önce Barada Irmağı’nın batısına, bugün Merce Meydanı’nın bulunduğu alana doğru kaymıştı. Öyle ki; Merce Meydanı şehrin çağdaş merkezi durumundaydı ve belediye yapısı da burada bulunuyordu. Daha sonraları şehrin ticari ve yönetimsel merkezi Merce ve Salihiye arasında oluşan yeni yerleşim alanına kaymıştı.

19. yüzyılda Barada Irmağı’nın kuzeyinde varoş mahalleleri gelişti. Şehrin hemen yanındaki Yermük’te de binlerce Filistinli mülteci için bir kamp alanı kuruldu. Yine bu yüzyılda batıda Mezze, kuzeybatıda Duma ve kuzeydoğuda Berze yeni yerleşim alanları olarak gelişti. Şehrin güneyi ise kaçak yapılaşmaların alanı oldu.

Barada Irmağı şehre içme suyu sağlayan ana kaynaktır. Şehrin kurulmuş olduğu Guta Vahası ise şehirleşmeden kaynaklı kuraklık sorunuyla karşı karşıyadır. Ayrıca şehre trafik, sanayi ve kanalizasyondan kaynaklanan bir kirlilik de egemendir.

İklim

Doğu Lübnan Dağları yüzünden deniz etkisine kapalı olan Şam, Köppen İklim Sınıflandırması’na göre serin bozkır iklimi etkisi altındadır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise serin ancak az yağışlı geçmektedir. Kar yağışı ise ender görülen bir olaydır.

Şam iklim verileri.

Ekonomi

Şam, kültürel ve tarihi varsıllıkları(zenginlik), toplumunun konukseverliği ve ulaşım olanaklarıyla turizm açısından da büyük bir güce iyedir. 1980’den sonra yapılan düzenlemelerle bu gücünü kullanmaya başlamıştır. 2000’den bu yana, şehirde çokça konaklama yeri hizmete girmiş bulunmakta.

Bu eski şehir, dokuma ve gıda üretimi başta olmak üzere çokça alanda yaptığı üretimlerle bir sanayi şehri de aynı zamanda. Çokça üretim kuruluşunun devletçe işletildiği kentte 2000’den sonra özelleştirme çalışmaları başladı. Yerel esnaf da geleneksel el sanatları ve bakır işlemeciliğini yaşatmaya çalışıyor.

Mithat Paşa Çarşısı, Şam, Suriye

Yüzyıllardır ticari bir merkez olan Şam’da ticaret yönetimsel başkent olmasıyla birlikte daha da gelişme gösterdi. Şam’da üretilen ürünler ülke içinde olduğu kadar Arap Dünyası’nın hemen her yerine dağıtılmaktadır. 1955’ten bu yana kentte uluslararası bir fuar da düzenlenmektedir.

Suriye’nin finansal politikalarının da yönetimi kendi borsasına iye olan başkent Şam’dan yapılmaktadır.

Nüfus

2011 yılında yaklaşık 1,714,000 nüfusa iye olan Şam’ın nüfusu ülkede yaşanan iç savaştan sarsılmış durumda. Öyle ki; 2011’den sonra on binlerce kişi şehirden hatta ülkeden ayrıldı veya iç savaşta yaşamını yitirdi. 2011’de Duma, Harasta, Darayya, El-Tel ve Ceramana’yı da içine alan kentin büyükşehir alanının nüfusu 5 milyona yakındı. Bu toplam nüfusun çoğunluğu kırsal alanlardan göç etmişti.

Din

Kent sakinlerinin çoğu Müslüman’dır ve kentte 2000’den çok cami bulunmaktadır. Aynı zamanda şehirdeki nüfusun %10’u da Hristiyan’dır. Bab Tuma, Kassa ve Gassani şehirdeki Hristiyan bölgeleriyken tarihi Aziz Paul Şapel’i gibi pek çok Hristiyan yapısı da bulunmaktadır. Şehirdeki bu çok dinliliğe bir örnek de Roma Dönemi’nden beri varlığını koruyan Haret El-Yahud adlı Yahudi topluluğudur.

Tarihi Kent

Yeryüzünün hala yerleşime açık olan en eski kenti Şam bu yönüyle uygarlık geçmişi açısından çok önemlidir. Bugünkü yerleşimin 2,4 m altına dek bulunabilen tarihi kent kalıntılarının kazılarını yapmak şimdiki yerleşim nedeniyle neredeyse olanaksız duruma gelmiştir.

Eski Şam şehri 128 ha’lık bir alan kaplıyordu surlarla çevrilmişti. Bu surlar; Cennet, Selam, Tuma, Doğu, Kisan, Sagir ve Cebiye adlı 7 adet kapıyla şehri dışarıya açıyordu.

Tarihi kentin kuzeybatısında Şam Kalesi bulunmaktadır. Bugün Mithat Paşa Çarşısı’nın kurulu olduğu Düz Cadde, Roma döneminde yapılmıştı ve eski kentin batısından doğusuna dek uzanıyordu. Cadde, Osmanlı’nın Suriye Valisi Mithat Paşa tarafından yenilendikten sonra bu adı almıştır. Caddenin sonunda ise Hz. İsa’nın müritlerinden olan Ananyas’ın gömütü(mezarı) bulunmaktadır. İslam Dünyası’nın en büyük camilerinden olan Emevi Camisi de bu kentte bulunmaktadır. Ayrıca caminin bahçesinde de Selahaddin Eyyubi’nin türbesi vardır. Emevi Camisi’nin bir başka önemi de Şiiler’in Kerbela Olayı’ndan sonra Hz. Hüseyin’in başının Şam’a getirilip Emevi Camisi’nin avlusuna gömüldüğüne inanmalarıdır. Bu cami ve türbenin yakınlarında da Hz. Ali’nin torunlarından birinin türbesinin de bulunduğu Seyide Rukiye Camisi bulunmaktadır. Kentte turist çeken bir diğer dini yapı da Hz. Muhammed’in torunu Zeynep’in türbesinin yer aldığı Seyide Zeynep Camii’dir.

Şehirdeki önemli tarihi yapıları şöyle sıralayabilir; Emevi Camisi, Seyide Rukiye Camisi, Selahaddin Eyyubi Türbesi, Habil Camisi, Adliye Medresesi, Hayal Kütüphanesi, Nureddin Medresesi, Esat Paşa Hanı, Süleyman Paşa Hanı, Aziz Paul Şapeli ve Aziz Ananias’ın evi.

Selahaddin Eyyübi Türbesi, Şam, Suriye

Ancak Şam’ın tüm bu tarihi dokusunu tehdit eden ögeler de yok değil. Öyle ki; Dünya Anıtlar Vakfı eski şehir yerleşimini tehlikede olan 100 yerleşim yerinden biri olarak izlemeye almıştı. Bu sayede toplumun tarihi değerler açısından bilinçlendirilmesi amaçlanıyor. UNESCO Dünya Mirası Merkezi’nin uyarılarına karşın bu konuda gelişim sağlanamayınca aynı merkez Şam’ın tamamını 2010 yılında “Onarılamayacak tahrip eşiği”ndeki 12 yerleşimden biri olarak duyurdu.

Eğitim

Şam, tüm Suriye’nin en önemli eğitim merkezi durumundadır. Ülkede kurulan en köklü üniversite olan Şam Üniversitesi de bu kenttedir. Bunun yanı sıra kentte son dönemde özel üniversiteler de açılmaya başlanmıştı ancak hemen her alanda olduğu gibi iç savaşın bu alanda da olumsuz etkisini gösterdiğini söylemek olanaklı.

Ulaşım

Ülkenin en önemli havaalanlarından biri olan Şam Havaalanı, şehre 20 km uzakta ve çokça Asya, Avrupa ve Afrika şehirlerinin yanında önemli birkaç Güney Amerika şehrine ulaşım sağlamakta.

Özellikle tarihi kentin bulunduğu alanda sokaklar oldukça dar durumda. Kentte toplu taşıma çoğunlukla minibüsle yapılıyor.

Tarihi Hicaz Demir Yolu’nun şehirdeki durağı tarihi kent merkezinin 1 km doğusunda, şehrin içinde kalmış durumda ve artık yalnızca şehir içi ulaşıma açık. Şehir içi demir yolu ulaşımı içinse yerel yönetimlerce hazırlanmış tasarılar olsa da iç savaş şimdilik bunlara izin verecek gibi görünmüyor.

Hicaz Demiryolu, Şam Durağı

Kültür

2008 yılında Arap Ekin Dünyası Başkenti seçilen bu eski kentte; Şam Ulusal Müzesi, Azem Sarayı, Askeri Müze, Ekim Savaşı Panorama Müzesi, Hat Müzesi, Nureddin Hastanesi gibi müzeler bulunmakta.

Spor

Şam, Suriye Birinci Ligi’ndeki çokça takımın evi durumundadır. Şehirde, birinci lig dışında da bulunan çokça kulüp bulunmaktadır. Bu denli çok spor kulübünü barındıran kent 5. ve 7. Pan-Arap Oyunlarına da ev iyeliği yapmıştır.

Şam, akşamları da oldukça devingen(hareketli) bir şehir durumunda. Kentte bulunan mekanlarda çay, kahve ve nargile servisinin yanında kart ve masa oyunlarıyla satranç bile oynanıyor.

Kentin yakın çevresinde de tatil yapıp zaman geçirmek için uygun yerler bulunuyor. Küçük bir dağ kasabası olan Madaya, yurt dışından bile tatilci çeken Bloudan, ünlü tatil merkezi Zabadani, Yeni Aramice konuşulan Malula bunlardan kente en yakın olanları.

Kaynakça

http://www.citypopulation.de/

http://www.indexmundi.com/

http://www.panoramio.com/

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz