Anasayfa Makaleler Beşeri Bilim ve Yayılmacılık Evliliğinin Meyvesi Bilimsel Yolculuklar

Bilim ve Yayılmacılık Evliliğinin Meyvesi Bilimsel Yolculuklar

362
0
PAYLAŞ

Güneş yeryüzünden ne denli uzaktır?Coğrafi Keşifler gerçekte bu soruyla başlamıştır. Kopernik yeryüzünün değil de Güneş’in evrenin merkezinde olduğunu öne sürdükten sonra pek çok gök bilimciyi meraklandırmıştır. 18. yüzyılın ortalarında bu ölçümü yapabilmek için güvenilir bir yöntem ortaya atılmıştı; her birkaç yılda bir Çolpan(Venüs) gezegeni Güneş’le yeryüzünün arasından geçer, bu geçişin süresi yeryüzünün değişik yerlerinden bakıldığında gözlemcinin açısındaki çok ufak değişimler nedeniyle değişik görünmektedir, dolayısıyla eğer aynı geçiş için değişik kıtalardan çok sayıda gözlem yapılırsa, bayağı trigonometriyle yeryüzünün Güneş’e uzaklığını tam olarak ölçmek olanaklı olabilecekti.

18. yüzyıldaki gök bilimciler bir sonraki Çolpan geçişinin 1761-1769 yılları arasında olacağını hesapladılar ve Avrupa’dan yeryüzünün dört bir yanına kaşifler gönderilerek olabildiğince çok sayıda uzak noktadan bu geçişin gözlemlenmesine çalıştılar. 1761’de gözlemciler bu geçişi Sibirya, Kuzey Amerika, Madagaskar ve Güney Amerika’dan izlediler. 1769 geçişi yaklaştığında Avrupa Bilim Topluluğu üstün bir çaba gösterdi ve bilim kişilerini kuzey Kanada hatta o zamanlar çok uzak olan Kaliforniya’ya dek gönderdi. Londra’da bulunan Doğal Bilgiyi Geliştirme Londra Kraliyet Derneği(The Royal Society of London for the Improvement of Natural Knowledge) bunu yeterli görmedi ve en doğru sonuçlar için bir gök bilimciyi Güneybatı Büyük Okyanus‘a göndermeyi amaçladı. Topluluk, ünlü gök bilimci Charles Green’i Tahiti’ye göndermeye ve bu sorunu çözmeye karar verdi. Ancak topluluk bu denli pahalı bir yolculuğu akçalıyorken(finanse etmek) bunu tek bir gök bilimsel gözlem için kullanmak anlamsızdı. Bu yüzden Green’in yanına iki bitki bilimci olan Joseph Banks ve Daniel Solander olmak üzere doğa tarihi yazarları, uzman gök bilimciler, cerrahlar ve doğa bilimciler katıldı. Takımda ayrıca yeni yerlerin, bitkilerin ve hayvanların resmini yapacak bir sanatçı takımı da yer alıyordu. Dönemin en iyi aletleri ve gereçleriyle donatılmış bu takım deneyimli bir denizci, başarılı bir coğrafyacı ve budun betimci(etnograf) olan Kaptan James Cook’un yönetimine verildi.

Doğal olarak, Cook kendinden önceki kimi denizcileri örnek alıyordu: 1764 yılında Komodor John Byron iklim bakımından ticari işletmeye elverişli yerleri bulmak üzere Atlas Okyanusu’nda bu biçimde düzenlenmiş bir yolculuk yaparak görevini yerine getirmişti. Benzeri başka yolculuklar da bilim ve yayılmacılık amaçları bütünleştirilerek Comte de Bougainville gibi araştırmacılarca gerçekleştirilmişti. Ancak bilimsel yolculukların gelenekleşmesi Cook’un 1768-1780 arasındaki üç araştırma gezisi aracılığıyla kök salmaya başladı.

Yorkshirelı bir çiftçi ailenin çocuğu olan Cook on üç yaşında gemici olmaya karar vermişti. 1755’de Fransa’yla İngiltere arasında patlak veren savaş sırasında Cook kendisine Eagle adlı ünlü gemide bulacak ve bu onun yaşamının dönüm noktası olacaktı. Geminin kaptanı Bay Hugh Palliser, Cook’un kendi kendine edindiği coğrafya, matematik ve gökbilim bilgisinden çok etkilenerek daha sonra valisi olacağı Newfoundland’da dört yıl sürecek araştırmaları sırasında Cook’u da yanına almıştı. Bu yolculukla Kraliyet Derneğinin(Royal Society) gözüne giren Cook, dernekçe 1768’de Güney Büyük Okyanus‘ta gök bilimsel araştırmalar yapmak üzere görevlendirilmişti ki bu gezi daha sonra Cook’un ilk yolculuğu olarak anılacaktı.

James Cook’un İlk Yolculuğu.

İngiltere’den 1768’de Endeavour adlı gemiyle ayrılan takım 1769’da Çolpan gözlemini geçekleştirdi. Çokça Büyük Okyanus adasında incelemeler yaparak Avustralya’nın güneydoğu kıyısını ve kangurularını keşfetti, Yeni Zelanda’ya uğrayıp kıyılarını haritalandırdı ve 1771’de İngiltere’ye döndü. Yanında binlerce bitki, alkol içine konmuş beş yüz balık, beş yüz kuş derisi, yüzlerce maden örneğinden oluşmuş büyük bir yükle İngiltere’ye başarılı bir biçimde dönüldü. Geziden elde edilen bulgular çokça alanda önemli katkılar sağladı.

James Cook’un çizdiği ilk Yeni Zelanda haritası.

Başarı aynı zamanda doğal bilimlerde yapılan bir atılımla da sağlanıyordu. Gemideki doğa bilimci Joseph Banks, o zamanlar daha 25 yaşında bile olmamasına karşın bitkilerin toplanması, değerlendirilmesi, adlandırılması ve sağladığı bilgi birikimi yoluyla bilimsel ilerlemeye yaptığı katkıyla Kraliyet Derneğinin başkanlığına da adım atıyordu. Banks’in coğrafya tarihinin akışına da bağımsız olarak katkısı sürekli ve büyük olmuştu. Coğrafi araştırmaları desteklemiş, Kraliyet Coğrafya Derneğinin kurulmasında etkili olmuş, gezgin Mungo Park’n Afrika yolculuklarını ve Avustralya için yapılan tüm çalışmaları desteklemiştir.

Cook’un yolculuklarından yarar sağlayanlardan biri de tıp bilimiydi. O zamanlar uzaklara yapılan yolculuklarda, tayfanın yarısından çoğunun yolculukta öleceği bilinirdi. Buradaki yağı(düşman); kızgın yerliler, yağı gemileri veya yurt özlemi değil, iskorbüt adı verilen gizemli bir hastalıktı. Bu hastalığa yakalananlar uyuşuklaşıyor, bunalıma giriyor, diş etleri ve diğer yumuşak dokuları kanamaya başlıyordu. Hastalığın ileriki evrelerinde dişleri dökülüyor, açık yaralar oluşuyor, ciltleri sararıyor, kollarının ve bacaklarının denetimlerini yitiriyorlardı. 16. ve 18. yüzyıllar arasında yaklaşık iki milyon denizcinin bu hastalık nedeniyle yaşamını yitirdiği düşünülmektedir. Kimse bu hastalığın nedenini ve sağaltımını(tedavi) bilmiyordu. Kırılma noktası 1747’de James Lind adlı İngiliz tıp doktoru bu hastalıktan etkilenmiş denizciler üzerinde denetimli bir deney gerçekleştirmesiydi. Lind, denizcileri iki takıma ayırdı ve değişik sağaltımlar uyguladı. Takımlardan birine çokça besin tükettiriyor ve bu takımda hastalığın hızlıca düzeldiğine tanık oluyordu. O zamanlar gemideki ölçünlü(standart) beslenme bu çok önemli besinleri içermiyordu, bunun yerine uzun süre dayanabilecek tahıl ve kurutulmuş et barındırıyor denizciler neredeyse hiç sebze ve meyve tüketmiyorlardı.

Kraliyet Donanması, Lind’in deneylerine çok da inanmamışlardı ancak James Cook doktorun haklı olabileceğini düşünüyordu. Gemisini bolca lahana turşusuyla doldurdu ve tayfasına karaya çıktıkça bol bol sebze ve meyve tüketmesi buyruğunu verdi. Bunun sonucunda bir denizcisi bile iskorbüt hastalığına yakalanmadı.

Bu yolculukların kötü sonuçları da oldu. Cook, yalnızca deneyimli bir denizci ve coğrafyacı değil aynı zamanda bir subaydı. Kullandığı gemiyi Kraliyet Donanması ona ayırmıştı ve gemide yolculuklarında bulunan yaklaşık 85 iyi silahlanmış denizci asker de bulunuyordu. İskorbüte kesin çözüm bulunması İngiltere’nin yeryüzü denizlerinde denetimi ele geçirmesine, yeryüzünün öbür ucuna ordular yollayabilmesine katkı yaptı. Cook, başta Avustralya olmak üzere keşfettiği çokça adaya ve toprağa İngiltere adına el koydu. Cook’un yolculukları İngilizlerin Güneybatı Büyük Okyanus‘un, Avustralya, Tazmanya ve Yeni Zelanda’nın işgalinin milyonlarca Avrupalının yeni sömürgelere yerleşmesinin ve yerli kültürünün ve nüfusunun yok edilmesinin temelini attı.

Avustralya ve Yeni Zelanda’nın en verimli toprakları, bu yolculuğu izleyen yüz yılda Avrupalı yerleşimcilerce ele geçirildi. Yerli nüfusu %90’a varan oranlarda azaldı ve yaşamda kalanlar sert bir ırk ayrımcılığı altında yaşamaya zorlandı. Cook’un yolculuğu, Avustralya’nın Aborjinleri ve Yeni Zelanda’nın Maorileri için kurtulmayı asla başaramayacakları yeni bir yıkımın başlangıcıydı.

Tazmanya’nın yerlileriniyse daha da kötü bir yıkım bekliyordu. Olağanüstü bir yalıtılmışlıkla 10 bin yıl boyunca yaşama tutunan bu topluluk Cook’un adaya ayak basışından sonraki yüz yıl içinde son erkek, kadın ve çocuğa varana dek yok edildiler. Tazmanyalılar okumaya ve yazmaya, Hristiyanlığı öğrenmeye, terzilik ve çiftçilik gibi çokça üretken beceri edinmeye zorlandılar ama hepsine direndiler. Daha da ileri gidip çocuk yapmayı bıraktılar, yaşama ilgileri tükendi ve ölümü seçtiler.

Son Tazmanyalıların cesetlerine kişi bilimciler(antropolog) ve sanat galericilerince bilim adına el konuldu. Cesetler parçalandı, ölçüldü ve makalelere konu oldular. Daha sonra kafatasları ve iskeletleri değişik müzelerde sergilendi. Tazmanya Müzesi, son Tazmanya yerlisi olan Truganini’nin iskeletinin gömülmesine ancak 1976’da, Truganini öldükten 100 yıl sonra, izin verdi. İngiliz Cerrahlar Kraliyet Okulu(The English Royal College of Surgeons) ise saç ve deri örneklerinin 2002’ye dek elinde tutmayı sürdürdü.

Son Tazmanya yerlisi Truganini’nin anısına bastırılmış Avustralya parası.

Cook’un yolculukları, askerlerce korunan bir bilimsel gezi miydi yoksa araya karışmış birkaç bilim kişisinin de bulunduğu askeri birer çıkarma mı? Gerçekte ikisidir de; bilimsel devrim ve yayılmacılık(emperyalizm) birbirinden ayrılmaz olgulardı.

 

Kaynakça
Özgüç, N., Tümertekin, E. Coğrafya; Geçmiş, Kavramlar, Coğrafyacılar. İstanbul: Çantay Kitabevi, 2010.

Harari, Y. Hayvanlardan Tanrılara: Sapiens. İstanbul: Kolektif Kitap, 2015.

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz