Anasayfa Makaleler Beşeri İncir Ağacının Uygarlık Geçmişine Etkisi

İncir Ağacının Uygarlık Geçmişine Etkisi

546
0
PAYLAŞ

Çok sayıda dinsel ve toplumsal söylenceye konu olan incir ağacı, hem geçmişe tanıklık etmiş hem de onu biçimlendirmiştir. Öyleyse incir geleceğimizi nasıl varsıllaştırabilir(zenginleştirme)?

İncir, zeytin ve üzüm ile birlikte üç kadim bitkiden biri. Yeryüzünde 750’den çok incir türü olduğu söyleniyor. Kişinin düşünce gücünü bu denli etkileyen başka bir bitki olmamıştır. Her dinde kendinden söz ettirmiş, kralları, kraliçeleri, bilim kişilerini, askerleri etkisi altına almıştır.

İncir ağacı insanın evriminde ve uygarlığın doğuşunda da rol oynamıştır. Bu ağaçlar hem geçmişe tanıklık etmiş, hem de onu biçimlendirmiştir. Eğer bu ağaçlara doğru yaklaşırsak geleceğimizi varsıllaştırabiliriz de.

Çiçek açan birçok bitki çiçeklerini sergiler, ama Latince adıyla Ficus olarak bilinen incir bitkisinde çiçekler içi boş meyvelerin içinde saklıdır. Ayrıca birçok bitkinin kökleri yer altına inerken kimi incir türlerinde kökler yer üstünde büyür.

Florida inciri ya da strangler inciri olarak da bilinen ağacın tohumları kuşlar ve memeli hayvanlar yoluyla diğer ağaçların tepesine düşer ve orada bol ışıkla büyüme olanağı bulur. Bu sırada üzerinde büyüdüğü ağaçtan aşağıya sarkan kökler uzatarak toprağa ulaşır. Bu kökler geliştikçe ana ağacı tümüyle sararak ölümüne bile yol açabilir.

Bir incir ağacı çizimi.

Ficus religiosa adıyla bilinen incir türü 2000 yıldan uzun süredir Budistlerin ve Hinduların ibadetinde yer alıyor. Hindistan’daki İndus Vadisi uygarlıkları binlerce yıldır söylencelerinde ve betimlerinde bu bitkiye yer veriyor.

Asya’nın dönence ve dönence altı bölgelerinde gelişen kültürler incir ağacını güç imgesi ve ibadet yeri olarak gördü. Bunlar arasında banyan adıyla da bilinen Hint incirinin önemli bir yeri vardır. Yaradılış öyküleriyle, folklor ve doğurganlık çağına ulaşmakla ilişkilendirilen bu ağaç o kadar büyüktür ki uzaktan küçük bir ormanı andırabilir.

Her incir türünün döllenmesini sağlayan kendine özgü bir yaban arısı vardır. Bu ortaklık 80 milyon yıl önce gelişmeye başlamıştır. İncir ağacı bu arıların beslenmesi için meyve verir, arılar ise onların çoğalmasını sağlar.

İncir ağacı yabanıl yaşamı bütün bitkilerden çok besler. Yeryüzünde 1.200 canlı türü incirle beslenir. Bunlar arasında kuşların onda biri, meyve yarasaları ve primatlar da vardır. Bu canlılar incirle beslenirken tohumlarının dağılmasına da yardımcı olur. Ekolojistler bu nedenle inciri “ana kaynak” olarak görür. İncir ortadan kalksa diğer her şey de çöker.

İncirin yıl boyunca meyve vermesi atalarımızın yaşama tutunması açısından da büyük önem taşımıştır.

Erke(enerji) yüklü bu meyve insanın beyninin büyümesine katkıda bulunmuş olabilir. Öyle ki kimileri insan elinin incirin olgununu bulup toplayacak biçimde evrildiğine inanıyor. İncir ağacı binlerce yıl önce insanın ilk dikip yetiştirdiği bitkiler arasındadır.

Eski Mısır’da firavunların gömütüne(mezar) başka nesnelerin yanı sıra kuru incir de konurdu.

Mısır tanrıçası Hathor bir incir ağacından çıkarak firavunun ölüm sonrası yaşantısı için hazırlık yapıyor.

Türkiye çevresinde yetişen kara incir(Ficus carica) birçok eski uygarlık için önemli bir besin oldu. Sümer kralı Urkagina 5.000 yıl önce incirden söz etmiştir. Kral 2. Nebukadnezar Babil‘deki asma bahçelere incir ağaçları diktirmiştir. İsrail’in Kral Süleyman’ı şarkılarda övgü dizmiştir incire. Antik Yunan ve Romalılar ise inciri uçmaktan(cennetten) gönderilen meyve olarak görmüştür.

İncir yalnızca tatlı ve lezzetli değil vitamin, mineral ve lifle dolu bir meyvedir. İncil’de incirin iyileştirici özelliğinden söz edilir. Tarih boyunca bu ağacın yalnızca meyvesi değil kabuğu, yaprakları, kökleri ve reçinesi em(ilaç) olarak kullanılmıştır.

Şempanzelerin de yabanıl incir ağacının kabuğunu ve yapraklarını em amacıyla yediği görülür. Araştırmalar bunların bakteri, asalak ve ura karşı etkili olduğunu gösteriyor.

İncir ağaçları yalnızca uygarlıkların oluşmasına katkıda bulunmamış, onların yıkıntılarını da saklamıştır. Tıpkı Hindistan’da kuraklık nedeniyle çöken İndus Vadisi uygarlıklarını sakladığı gibi. Guatemala’daki Maya piramitlerini, Kamboçya’daki Khmer tapınaklarını saklayan da onlardır.

Boşaltılan yapıları incir ağaçları basmış, her taşın çatlağında tohumları filizlenmiş ve büyüyen kökleriyle duvarları ve temelleri yıkmıştır. Meyveleri başka hayvanları ve başka tohumları da o bölgeye taşımış, böylece orman yeniden egemen olmuştur.

Yanardağ bölgelerinde de benzer olaylar yaşanır. Kurumuş püskürtülerin(lav) arasından önce incir ağaçları yetişir ve diğer bitkilerin yetişmesinin önünü açar. Bilim kişileri ağaçtan arındırma nedeniyle yok olan orman bölgelerinde ormanın yeniden gelişmesini hızlandırmak için önce incir ağaçları dikiyor.

Bütün bunlar iklim değişikliğinin etkileri bakımından incir ağacının gelecek için umut verdiğini gösteriyor.

Ayrıca incir ağaçları aşırı iklim koşullarına uyum sağlamamıza da yardımcı olur. Hindistan’ın kuzeyinde bu ağaçların ırmak kıyılarında büyüyen kökleri köprü yapımında kullanılarak muson yağmurları döneminde insanları korur. Etiyopya‘da ise kuraklık dönemi ekili toprağa gölge yaparak çiftçilere yardımcı olur.

Bu iki yöntem iklim değişikliğinin yarattığı sorunlara uyarlanarak biyoçeşitliliği korumada ve insana yardımcı olmada etkili olmayı sürdürebilir.

Yeryüzünde birçok ekin ve inanç incir ağacını kesmeyi yasaklamıştır. Ancak bu inançlar yavaş yavaş unutulmaya yüz tutuyor. Bunları canlandırmak işimizi kolaylaştıracaktır.

80 milyon yıldır yeryüzünde var olan incirin geçmişi, insandan çok daha eskidir. Bu ağacı gelecekle ilgili tasarılarımıza katarsak geleceğimizi de güvence altına almış oluruz.

Kaynak

BBC Türkçe

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz