Anasayfa Makaleler Beşeri Galata Köprüsü

Galata Köprüsü

710
0
PAYLAŞ

Tarih boyunca Haliç’in iki yakasını Galata köprüleri birleştirmiştir. Bizans tarihçileri, Haliç üzerindeki ilk köprünün 1. Justinianos(6. yüzyıl) döneminde yapıldığını ve adının “Aghios Khalinikos Köprüsü” olduğunu yazar. Yeri tam olarak bilinmemekle birlikte, 12 kemerden oluşan bu taş köprünün Eyüp-Sütlüce arasında olduğu öngörülmektedir.

Fatih Sultan Mehmet de İstanbul’un fethi sırasında Haliç’e bir köprü yaptırmıştır. Demir halkalarla birbirine bağlanmış ve üzerine kalın kalaslar çakılmış büyük fıçılardan oluşan bu köprü Ayvansaray-Kasımpaşa arasındaydı. Nişancı Mehmet Paşa bu köprünün fıçılardan değil, yan yana demirlenmiş ve kirişlerle birbirine bağlanmış gemilerden oluştuğunu söyler.

Geçmişi

Galata Köprüsü için ilk girişim 2. Bayezid döneminde yapıldı. 1502-1503 yıllarında Leonardo da Vinci, padişahla iletişime geçerek bir Haliç Köprüsü tasarımı sundu. Tasarım hazırlanmasına karşın yapıma geçilmedi ve yalnızca girişim olarak kaldı.

Gerçekleştirilmesi teknik olarak olanaksız görülen bu tasarımdan yaklaşık 350 yıl sonra Azapkapı ve Unkapanı’nı birbirine bağlayan ilk köprü, 1836 yılında 2. Mahmud tarafından yaptırıldı ve adı Hayratiye Köprüsü idi. Daha sonra bu köprünün yıpranması ve yükü taşıyamaz duruma gelmesi ile 1845 yılında Abdülmecid döneminde annesi Bezmialem Valide Sultan’ın isteğiyle daha güçlü bir köprü yaptırıldı. Yapılan bu köprünün tümü ağaçtan olup, gemilikte(tersane) yapılmıştı. Köprü açıldıktan sonra üç gün süreyle ücret alınmadı daha sonra ise ücret alınmaya başlandı. Yayalardan 5, yüklü taşıyıcılardan(hamal) 10, boş atlardan 20, yüklü atlardan 40, koyun, keçi ve kuzulardan 3, boş arabalardan 2.5, yüklü arabalardan ise 5 kuruş geçiş ücreti alınıyordu. Abdülmecid, 22 Kasım 1845’te köprüyü kendisi açtı ve ilk olarak kendisi geçti. Bu nedenle köprüye tarihte Mecidiye Köprüsü denildi. Ayrıca köprüye, “Cisr-i Cedid”, “Valide Köprüsü”, “Yeni Köprü”, “Büyük Köprü”, “Yeni Cami Köprüsü” ve “Güvercinli Köprü” adları da takılmıştı.

18 yıl kullanılan bu köprünün yerine 1863’te üçüncü köprü yapıldı. Abdülaziz tarafından, yine ağaçtan ve gemilikte yaptırılan bu köprü öncekinden daha geniş ve gösterişliydi. Bu da 12 yıl kullanıldı.

Galata Köprüsü, 19. yüzyıl

Ağaç köprü de İstanbul’a uzun dönem dayanamadığından, Abdülaziz’in buyruğuyla Eminönü-Karaköy arasını bağlayan köprünün dördüncü defa yapımı için 1870 yılında Fransız kuruluşu Forget et Chantiers de la Mediteranee ile anlaşma yapıldı. Bu arada Alman-Fransız savaşının çıkması nedeniyle ihale bir İngiliz kuruluşuna aktarıldı. 1872’de yapımına başlanan ahşap-metal karışımı köprünün yapımı, 28 Temmuz 1875’te kabataslak bitirildi. Ancak ayak bağlantılarının henüz bitmemiş olması, daha sonra Abdülaziz’in tahttan indirilmesi ve Rus savaşının çıkması gibi nedenlerle köprünün yerine yerleştirilmesi gecikti. Bu bekleme döneminde Galata’nın Kürkçü Kapısı kıyılarında bekletilen köprü, Abdülhamid tarafından yerine koyduruldu. 105.000 altına mal olan bu köprü, 24 duba üzerinde oturuyordu. 480 m uzunluğunda ve 14 m genişliğinde olan bu köprü, 1912 yılına dek kullanıldı.

19. yüzyılın sonlarına doğru köprüde artan yaya trafiği nedeniyle, çıkan güvenlik olaylarını denetim altına almak için köprünün Galata ucunda, elektrikli ve süslemeli Aziziye Karakolu yapıldı.

Köprü uzun süre bu biçimde hizmet verdi. Daha sonra defalarca elden geçirilen bu köprü 20. yüzyılın başında iş göremez duruma geldi. Çok sayıda yabancı kuruluş, yeni bir köprü için Babıali’ye  tasarı ve öneri verdi. Sonunda Alman MAN AG kuruluşunca 1910-1912 yılları arasında yeni bir köprü yapıldı ve Eminönü-Karaköy bağlantısı sağlandı. İlk başta 237.000 altına yapım için anlaşılmasına karşın , sonradan tramvay yolları gibi ögeler de eklenince köprünün maliyeti 250.000 altına çıktı. 466 m uzunluğunda ve 25 genişliğinde olan bu köprü, 12 parçadan oluşmaktaydı ve ortasında iki geçidi vardı. Dubalar ile köprü tablası arasındaki boşluklardan da yararlanılan bu köprünün yapımında, kökleşik(klasik) Türk sanatlarından esinlenildi ve tasarımı ona göre hazırlandı. 31 Mayıs 1930 Pazar gecesinden sonra ücretsiz geçişe geçildi.

Bu köprü yapılırken çeşitli aksaklıklar yaşandı. Açılışa günler kala, yüklenici kuruluşun bir hesap yanlışlığı yapması nedeniyle İstanbul yanındaki bölüm ile karşı rıhtım arasındaki bağlantı sağlanamadı. Bu nedenle toplum, ağaç iskeleler üzerinden geçmek durumunda kalırken, İstanbul Şehremaneti, sözleşme gereği yaşanacak zararlar nedeniyle kuruluşa karşı çıktı. Köprünün bağlanması işi açılıştan bir gün önce bitirildi ancak, bilet gişeleri yapım sırasında temelinden hasar gördü. İskeleler nedeniyle Şirket-i Hayriyye ve İstanbul Şehremaneti arasında tartışmaya da konu olan köprü, küçük çaplı eksiklere karşın sonunda 5. Mehmet’in tahta çıkışının dördüncü yıldönümü olan 14 Nisan 1912’de törenle açıldı.

Halk tahta iskeleler üzerinden geçerken 1912.

1987 yılına gelindiğinde ise köprünün Haliç’e bakan yanında yeni bir köprünün yapımına başlandı ve bu köprünün yapımı bitirilmeden önce, 1992 yılının Mayıs ayında Tarihi Galata Köprüsü bilinmeyen bir yangın sonucu yanarak büyük hasar gördü. Yangından sonra diğer köprünün yapımı hızlandırılarak 1992’nin Haziran ayında Tarihi Köprü’nün yerinde hizmete açıldı. 11 parçadan oluşan Tarihi Köprü’nün Karaköy kıyısındaki parçaları yerinde bırakıldı ve yanmayan bölümleri de taşınarak Atatürk Köprüsü’nün Unkapanı ayağında karaya bağlandı.

Bu köprünün ise oldukça dolambaçlı bir yapım öyküsü var. Türk filmlerine taş çıkarttıracak bu serüvenin başlangıcı 1980-1981’e dek uzanıyor. O yıllarda Ulaştırma Bakanlığının yaptığı incelemeler sonucu yaşlı köprünün güçlü bir rüzgarda sulara gömüleceği öne sürüldü. Ayrıca, eski dubalı köprünün İstanbul’un en önemli su yollarından biri olan Haliç’in ölümüne yol açtığı saptandı. Binlerce yıldır Haliç’teki doğal yaşamın sürmesi, kuzey ve güney yönünden Kağıthane’ye gelen çapraz su dolaşımına bağlıydı. Karadeniz’den gelen yüzey suları ile Akdeniz’den gelen dip suları, Haliç Adaları’nın çevresinde karşılıklı olarak dönüp, denizdeki canlı yaşamın sürmesini, bitki örtüsünün türlenmesini ve güvenliğini sağlıyordu. Toplam ağırlığı 8.000 ton olan 28 duba, bu suların Haliç diplerine ulaşmasını engelliyordu. Dolaşımın olmaması ve 1936’dan sonra Haliç’in sanayi bölgesi yapılmasıyla, aşama aşama biriken çamur, azot miktarını artırmış ve floranın komaya girmesine yol açmıştı. Bu nedenlerden dolayı ivedi(acilen) yeni bir köprüye gereksinim vardı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Karayolları Genel Müdürlüğü arasında 17 Mart 1982’de bir ön protokol yapıldı. 19 Eylül 1984’te gerçek protokol de yapılınca yapıma başlandı. Yapımın 31 Aralık 1987’de bitirilmesi kararlaştırıldı. Karayolları, yerli ve yabancı kuruluşların, kıran kırana çekiştiği bir ihale açtı. İhaleyi STFA-Thyssen kazandı. Kuruluş, köprünün tasarımını Alman Profesör Leonard Andrea’ya yaptırdı.

Yeni köprü kazıklar üzerinde duruyor. Köprüyü, deniz dibine çakılan 80-86 m boyunda, 108 çelik kazık taşıyor. Orta bölümünde geniş ve yüksek teknelerin geçmesi için 80 m’lik bir kanat bölümü bulunuyordu. Tasarıma göre kanatların açılıp kapanması için yalnızca üç dakikalık süre yeterli olacaktı. Eni 42 m olan köprü, altı şeritle trafiğin akışını sağlayacaktı. Köprünün altında yer alacak 80 iş yeri; aşevi(lokanta) ve turistik alışveriş noktası olarak kullanılacaktı. Köprünün maliyetine gelince; dönemin Belediye Başkanı Bedrettin Dalan şunları söylemişti: “Galata Köprüsü 30 milyon $’lık bir yatırım. Bu harcama İstanbul Belediyesi bütçesinden ayarlanıyor. Finansman için gerekli kredi Alman Kredit Auztald Für Wiederaufbau kuruluşundan sağlandı. Yılda %2 gibi çok düşük bir üremle(faiz) alınan bu para için, ilk 10 yıl ödeme yapılmayacak. Sonra da 20 yıla yayılan eşit taksitlerle ödenecek. Türk parasıyla söyleyecek olursak, yaklaşık 48 milyon TL’lik kredinin 26 milyonu köprü için, 22 milyonu ise Karaköy ve Eminönü meydanlarının yeniden düzenlenmesi için kullanılacak.”

Tasarıma göre, yeni köprünün en önemli yeniliklerinden biri de hafif metro düzeniydi. Saatte 10.000 yolcu taşıma sığasındaki(kapasite) bu ulaşım şeridi de yeni Galata Köprüsü’nün tam ortasından geçecekti, ama olmadı.

31 Aralık 1987’de bitirilmesi amaçlanan köprünün yapımına, 1987’nin baharında ancak başlanabildi. Temel atma töreninde yapılan konuşmalarda yeni ulaşım hattının 29 Ekim 1993’te, yani Cumhuriyet’in 70. kuruluş yıldönümünde bitirileceği söylendi.

Bedrettin Dalan, yeni köprünün 30 milyon $’a bitirileceğini söylemişti ama daha sonra yapılan değerlendirmelerde keşif bedeli 47 milyon $’a çıkarılmıştı. Ama gecikmeler nedeniyle maliyet gün geçtikçe yükselmiş, 1992’ye gelindiğinde harcanan para 59 milyon $’a ulaşmıştı.

Yeni köprünün yapımı sürerken trafik eski köprünün üzerinden akışını sürdürüyordu. Ama 16 Mayıs 1992 gecesi çıkan yangın yaşlı köprüyü devre dışı bırakınca İstanbul trafiği kilitlendi. Bunun üzerine, yapımı süren yeni köprü kimi eksikliklerine karşın 12 Haziran 1992 günü dönemin başbakanı Süleyman Demirel tarafından ulaşıma açıldı. Ama açılışından kısa bir süre sonra yanmakta olan bir gemi köprüye çarptı ve köprünün Marmara’ya bakan yanı büyük ölçüde hasar gördü. Bu yöndeki şeritlerin onarımı için birkaç ay süreyle trafiğe kapatıldığı duyuruldu. 1994’te yapılan bir açıklamayla köprünün bir defada 1.800 ton kaldırma sığasındaki kanat kaldıraçlarının bozulduğu bildirildi. Kanatlar bir defa açılınca bir daha kapatılamıyor, kapatılınca da açılması güç oluyordu. Bu skandalın ortaya çıkmasından sonra Karayolları, STFA ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi arasında büyük bir çekişme başladı. Karayolları, STFA’ya yapılan fazla ödemeleri geri almak için bu kuruluşa ödenecek paranın %20’sini kesti. Kuruluş yargıcıya başvurdu ve birinci davayı STFA yitirdi. Ancak fazla ödemelerin geri alınmasına ve eksiklerin bitirilmesine karar verildi. 16 Mart 1998’de STFA ile Karayolları arasındaki sorunlar nedeniyle köprünün yapımı hala bitirilememişti.

Sorunların bir türlü çözülememesi üzerine STFA’nın işten el çektirilmesine karar verildi. Bu tartışmaların sürdüğü yıllar içinde köprünün hidrolik düzeni tümüyle kilitlendi. Maliyet 70 milyon $ sınırına dayandı. Tarihte belki de ilk kez bir köprü tam olarak hizmete açılmadan eskimeye yüz tuttu. Yeni köprünün İstanbul’a verdiği zarar bununla da sınırlı değil. Galata Köprüsü, üstlenilen dönemde İstanbul Büyükşehir Belediyesine bırakılsaydı belediye, köprünün altındaki 114 iş yerinden bugüne dek 26 milyon $ gelir sağlamış olacaktı.

Haliç Metro Geçiş Köprüsü

Türkiye’nin ilk metro geçiş köprüsü ise Haliç’e yapılan son köprüdür. Yapımına 2 Ocak 2009’da başlanmıştır. 9 Ocak 2014’te köprü bitirilmiş ve 15 Şubat 2014’te ise açılışı yapılmıştır. Yapımında çelik kullanılmıştır. Uzunluğu 460 m, genişliği 12.6 m, yüksekliği ise 65 m’dir. Köprü, Şişhane ile Haliç arasında, M2 metro hattının geçişini sağlamaktadır. Gemi geçişleri sırasında açılıp kapanabilme özelliğindedir.

Türkiye’nin ilk metro geçiş köprüsü; Haliç Metro Geçiş Köprüsü.

Haliç Metro Geçiş Köprüsü onaylandığı 2005 yılından beri yoğun tartışmalara konu oldu. Köprü, İstanbullulara Haliç’i izleme olanağı sağladı. Ancak 65 m yükseklikteki ayaklarıyla da Süleymaniye Camisi’nin görünümünü olumsuz biçimde etkiledi. Hatta yalnızca Süleymani Camisi ile kalmadı, Topkapı Sarayı ile birlikte Haliç’e bakan her yöndeki kıyı görünümlerini etkiledi. Köprü, bir yeryüzü kalıt(miras) alanı olan Tarihi Yarımada için büyük bir tehdit oluşturdu.

Kaynakça

http://www.ibb.gov.tr/sites/ks/tr-tr/1-gezi-ulasim/tarihi-kopruler/Pages/galata-koprusu.aspx

http://www.bizimsahife.org/Kutuphane/Osmanli_Tarihi_Ans/Osmanli_Tarihi_G/211_Galata_Koprusu.htm

http://www.dunyabulteni.net/haber/295199/galata-koprusu-102-yil-once-boyle-acilmisti-foto

http://www.milliyet.com.tr/iste-turkiye-nin-ilk-metro-koprusu/ekonomi/ekonomidetay/17.02.2013/1669973/default.htm

https://istanbulsos.wordpress.com/halic-metro-gecis-projesi-hakkinda/

Da Vinci Köprüsü Kısa Tanıtımı: https://www.youtube.com/watch?v=zN71GToUk_4

Durbaş, R., Galata Köprüsü, 1995, İletişim Yayınları, İstanbul

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz