Anasayfa Makaleler Fiziki Yeryüzünün İç Yapısı

Yeryüzünün İç Yapısı

657
0
PAYLAŞ

Yeryüzü, iç içe geçmiş birtakım yer katmanlarından oluşmaktadır. Fiziksel ve kimyasal özellikleri birbirinden değişik olan bu yer katmanlarının en dışta yer alanı “yer kabuğu”, en içte yer alanı “çekirdek”tir. Yer kabuğu ile çekirdek arasında ise “manto” adı verilen yer katmanı bulunur.

Yeryüzünün derinliklerine ilişkin bilgi edinmek güçtür. Kayaçları inceleyen yer bilimciler, yer kabuğunda açtıkları sondaj kuyularından kayaç örnekleri toplayarak yeryüzüne yakın bölgelere ilişkin bilgi edinirler. Ancak açılabilen sondaj kuyularının derinliği çok değildir.

Yanardağ etkinliklerinden yeryüzünün derinliklerindeki maddelerle ilgili kimi bilgiler edinilebilinmektedir, ancak yer bilimciler yeryüzünün yapısıyla ilgili bilgi edinmek için en çok depremleri incelerler. Bir deprem sırasında sismik dalgalar adı verilen titreşimler yeryüzünün içinde hareket eder. Değişik maddelerin içinden geçerken bu titreşimlerin hızları ve yönleri değişime uğrar. Sismogram adı verilen deprem kayıtlarını inceleyen yer bilimciler değişik derinliklerde hangi tür kayaçların bulunduğunu belirlemeye çalışırlar.

P ve S dalgalarının yeryüzünün içindeki ilerleyişleri.

Çekirdek

Yeryüzünün en iç bölümünü oluşturan yer katmanıdır. Mantodan Wiechert-Gutenberg kesintisiyle ayrılır. Kalınlığı 3480 km dolayındadır. Yeryüzünün oluşumu boyunca özellikle de Hadean Dönemi boyunca görece daha ağır olan nikel ve demir elementlerinin merkeze çökelip burada yüksek sıcaklık ve basınç altında karışmasıyla oluşmuştur. Bu demir varlığı çekirdeğe aşırı büyük bir mıknatıs görevi verir ve yer çekimi adını da verdiğimiz yeryüzünün külte çekim gücünün kaynağını oluşturur. Yoğunluğu yüksektir; manto sınırı yakınında 10 merkezde ise 13 gr/cm³’ü bulur.

Çekirdek, iç çekirdek ve dış çekirdek olmak üzere iki bölüme ayrılır. İç çekirdek 1370 km kalınlığındadır ve katıdır. Dış çekirdek ise 2110 km kalınlığındadır. Sekonder deprem dalgalarının geçememesinden dolayı sıvı olduğu öngörülmektedir.

Manto

Yer kabuğu ile çekirdek arasında yer alan yer katmanıdır. Mohorovicic kesintisiyle kabuktan ayrılır. Kalınlığı 2860 km’ye yakındır. Ultrabazik veya ultramafik kayaçlardan oluşur. Ağırdır; yoğunluğu 3,5-6 gr/cm³ arasındadır.

Üst manto, orta manto ve alt manto olmak üzere üç bölüme ayrılır. Orta manto, diğer iki bölüm arasında bir geçiş katmanı görevi görür.

Manto, yeryüzünün toplam oylumunun(hacim) %80’inden çoğunu oluşturur ve kendi içerisinde çok yavaş da olsa var olan döngüsel akımlar aracılığıyla yer kabuğu devinimleri ile yanardağ etkinlikleri için gerekli olan erke(enerji) ile iç güçlerin kaynağı durumundadır.

Mantodaki yükselim(konveksiyonel) akıntıları.

Yer Kabuğu

Yeryüzünün en dış bölümünü oluşturan ve ortalama kalınlığı 33-35 km dolayında olan yer katmanıdır. Mantonun yüzeyinin Arkeen Dönem’de katılaşmaya başlamasıyla oluşmuştur. Kimyasal bileşimi ve yoğunluğu birbirinden değişik iki bölümden oluşur. Bunlarda biri granit bileşimindeki kayaçlardan oluşan granitik yer kabuğu; diğeri ise bazalt bileşimindeki kayaçlardan oluşan bazaltik yer kabuğudur. Granitik bileşimdeki yer kabuğunda silisyum ve alüminyum elementleri egemendir. Bu nedenle daha hafiftir; yoğunluğu 2,7-2,8 gr/cm³ arasındadır. Yer kabuğunun yüzeydeki bölümünü oluşturduğu için kıtasal kabuk olarak da bilinir ve daha kalındır. Bazaltik yer kabuğunda ise silisyum ve magnezyumlu ögeler egemendir. Dolayısıyla granitik kabuktan daha ağırdır; yoğunluğu 3-3,5 gr/cm³ arasında değişir. Grantik yer kabuğunun altında ve okyanus tabanlarında yer aldığından okyanusal kabuk olarak da bilinir ve daha incedir.

Yer kabuğunun iç yapısı.

Genel olarak görüldüğü gibi yeryüzünün yoğunluğu yeryüzünden çekirdeğe doğru artmaktadır. Yoğunluk artışı sürekli ve düzenli değildir; belirli derinliklerde ansızın yoğunluk artışları görülür. Bu derinliklerden biri Mohorovicic kesintisi veya kısaca Moho kesintisi olarak da adlandırılan ve yer kabuğu ile manto arasındaki sınıra karşılık gelen derinliktir. Mantodan çekirdeğe geçişte de bu biçimde ansızın bir yoğunluk artışı görülür. Mantonun alt katmanında 6 gr/cm³’e yakın olan yoğunluk çekirdeğin üst sınırında birden 10 gr/cm³’ çıkar. Bu ansızın yoğunluk artışının görüldüğü bu sınıra Wiecher-Gutenberg kesintisi denir.

Yeryüzünün merkezine doğru gidildikçe yoğunluk değerleri gibi sıcaklık ve basınç değerleri de artar. Ancak sıcaklığın ve basıncın birim uzaklıktaki artış değerleri durağan değildir.

Kaynakça

HOŞGÖREN, M. Y. (2010). Jeomorfoloji’nin Ana Çizgileri 1. İstanbul: Çantay Kitabevi.

Doberty, Gillian, Anna Claybourne ve Susanna Davidson. Coğrafya Ansiklopedisi ve Dünya Atlası, TÜBİTAK

PAYLAŞ
Önceki makaleEkonomik Kalkınmada Ekolojik Bakış Açısı ve Tarım
Sonraki makaleYerbiçimlerinin Oluşumu ve Evrimi
1992 yılında Bursa'da doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Bursa'da tamamlayıp İstanbul Üniversitesi Coğrafya Bölümü'ne giriş yaptım. Okurken çektiğim Türkçe coğrafi kaynak sıkıntılarını gidermek adına Ekopangea'nın kurulmasına önayak oldum.

BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz