Anasayfa Makaleler Fiziki Kıtalar Gerçekten Var mı?

Kıtalar Gerçekten Var mı?

102
0
PAYLAŞ

Ana kara anlamındaki Arapça sözcük olan kıta, kendisine yakın adalarla birlikte çok geniş kara parçalarına verilen addır. Hemen herkesçe bilinip kullanılmasına karşın yer bilimsel olarak hiçbir karşılığı olmayan bu sözcüğün tanımında kimi sıkıntılar bulunmaktadır. Örneğin “çok geniş kara parçaları” tanımındaki genişlik kesin değildir. Bu bağlamda 44.580.000 km²’lik Asya olarak bilinen kara parçası ile 8,525,989 km2‘lik Okyanusya aralarındaki önemli yüzölçümü farkına karşın kıta olarak adlandırılmaktadır. Tanımdaki bir başka çelişki ise çevredeki adaların ne denli uzakta olanlarının o kıtada sayılabileceğinin belirsiz olmasıdır. Örneğin Okyanusya kıtası olarak adlandırılan kara parçalarının en büyüğü olan Avustralya ile söz konusu kıtanın buraya en uzaktaki yeri olan Easter Adası arasında 9000 km’den çok uzaklık bulunurken Güney Amerika adı verilen kara parçasına 30 km’den daha yakın durumdaki Aruba Adası Kuzey Amerika kıtasında sayılmaktadır.

Bir çok kaynaktaki kıta sözcüğünün tanımında belirtilmemesine karşın genelde kıtaların birbirlerinden belirgin biçimde fizikî olarak ayrıldığı algısı bulunmaktadır. Ancak Asya ve Avrupa olarak adlandırılan sözde kıtaların birbirinden belirgin biçimde ayrılmadıkları o denli açıktır ki sözde kıta sınırı tarih boyunca çok kez değiştirilmiştir. Bu belirsizliğin çözülmesi için Avrasya sözcüğü ortaya atılmışsa da bu da yeterli olmamaktadır.

Benzer bir sorun Asya ile Afrika arasındaki sınırda da bulunmaktadır. Asya ile Afrika sözde kıtaları arasındaki sınır bir insan yapısı olan Süveyş Kanalı’ndan geçmektedir. Bu durumda Süveyş Kanalı’nın açıldığı 1869’dan önce bu sözde kıtaların varlığı sorgulanmaya açılmaktadır.

Kıta adı verilen kara parçalarının arasında fizikî açıdan belirgin sınırların varlığı başka bir açıdan daha sorgulanmalıdır. Eğer bu sözde fizikî sınırlar belirli yer bilimsel (jeolojik) çizgiler ise aralarında böyle bir ayrım bulunan Hindistan Yarımadası ile Asya kıtası denen kara parçasının ayrı birer kıta sayılması gerekmektedir. Ancak aralarında yer bilimsel bir sınırın varlığına karşın bu iki kara parçası tek bir kıta sayılmaktadır.

Hint Levhası (Kaynak: Nature)

Bu durumda kıta sözcüğü gerçekte daha çok kültürel farklılıkların bulunduğu ayrı bölgeleri karşılamak için kullanılabilir mi? Bu da Avrupa kültürünün yayıldığı Kuzey Amerika ve Okyanusya gibi yerlerle aynı kıta sayılmasını gerektireceğinden çok olanaklı görünmemektedir. Kaldı ki bu tür bölgeler kültür bölgeleri olarak adlandırılmaktadır.

Kıta adı verilen karaların sınırları yer bilimsel levhaların sınırları ile çokça yerde uyuşmasına karşın tam bir eşleşme sağlanamamaktadır. Örneğin “Türkiye Cumhuriyeti hangi kıtadadır?” sorusunun yanıtı herkesin bildiği gibi “Bir bölümü Avrupa’da ama çoğu Asya’da.” değildir. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu toprakların çoğu Anadolu Levhası denen ve Anadolu’nun tamamını bile kapsamayan bir yer bilimsel birim içerisinde bulunmaktadır. Bunun dışında küçük bir bölüm Arap Levhası’nda bulunurken ülkenin genelde kuzeyi ve kuzeydoğusu ise Avrasya Levhası’nda bulunmaktadır.

Anadolu Levhası (Kaynak: Berkeley Üniversitesi)

Sonuç olarak kıta sözcüğü yalnızca algı haritalarında var olup bilimsel bir gerçekliği olmayan bir kavram olmaktadır. Özellikle Türkiye gibi birden çok levhanın sınır bölgesinde bulunan yerlerin gerçekte hangi kara parçaları üzerinde bulunduğu sorusu sanılandan ve beklenenden daha karmaşık bir yanıtla karşılaşmaktadır. Tüm bunlara karşın bilimsel makalelerde kıta sayısı çoğunlukla 7 olarak yazılmakta olduğundan öğretim sürecinde de 7 kıtanın varlığından söz edilmektedir.

Kaynakça

M. Yıldız Hoşgören, Jeomorfoloji Terimleri Sözlüğü, Çantay Kitabevi, İstanbul, 2017.

Reşat İzbırak, Coğrafya Terimleri Sözlüğü, Mektupla Öğretim Merkezi Yayınları, Ankara, 1975


BİR YANIT BIRAK

Lütfen yorumunuzu giriniz
Lütfen adınızı buraya giriniz